Uzun bir süredir başta ABD Başkanı olmak üre ABD’nin, Türkiye’yi yere göğe sığdıramadıkları methiyeleri devam etmektedir. Ancak verilen sözlerin ve bulunulan vaatlerin arkasında durulmadığına, bugüne kadar yapılan vaatlerin ve ABD’den beklentilerin neredeyse hiçbirinin gerçekleşmediğine, gerçekleşme aşamasına gelenlerin de engellerle karşılaştığına şahit olunmaktadır.

Gelişmeler, Türkiye’nin süslü ifadelerle oyalandığı, oyalayanların da bu süreçte kendi çıkarlarını ve ideolojilerini ön planda tuttukları, hatta ABD Büyükelçisinin üstüne vazife olmayan konulara da girerek, ifadelerin arasına Türkiye’nin yapısını etkileyecek tavsiyelerde bulunduğu da görülmektedir. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği onayına karşılık F-16 satışının gerçekleşeceği vaadi unutulmamıştır. Bu hususlar, iç gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde, BOP’un Türkiye ayağını gerçekleştirmenin bir parçası olduğu şüphesi de oluşmaktadır.

Türkiye, verilen sözlerin yerine getirilmeyerek oyalanması karşısında dikkatli olmalı ve elinde mutlaka alternatif çözümler bulundurmalıdır. Uluslararası ilişkilerde ABD ve Batıya fazla yaslanmadan, onlar için diğerlerini küstürmeden diyalog ve işbirliğini sürdürürken, çıkarlarını göz önünde bulundurarak, onları dengeleyebilecek imkana ve ortama sahip olmaya da özen göstermelidir.

Girişimler ve gelişmeler sürekli sıkıntılı

F-35 ve bununla bağlantılı F-16 uçak alımı ve programa dahil olma konularından bugüne kadar somut bir sonuç alınamamış, bu olumsuzluklar, Türkiye’nin başta hava savunmasındaki noksanlıkları gidermek üzere Rusya’dan S-400 füze sistemleri almasına bağlanmakla birlikte, S-400’ün NATO sistemine bir zarar vermeyeceği bilinmesine rağmen konu, Türkiye’ye hiçbir NATO ülkesine uygulanmayan ve ABD’nin düşmanı olan ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarını uygulaması için bir bahane olarak kullanılmıştır.

ABD, yaptırımın bir parçası olarak Türkiye’yi, anlaşması yapılmış, program içinde yer almış, program gereği üretime başarıyla katkıda bulunmuş ve ilk 6 uçağın alınması için ödemesi de yapılmış F-35 programından çıkarmıştır.

Bir müddet sonra ABD, Türkiye’nin F-35’in yerini doldurmasa da hava gücünün devamı için yeni versiyon F-16 alma ve mevcut F-16’lardan bir kısmını da modernize etmek için kit temin etme isteğini, uzun bir prosedürden geçtikten sonra kabul etmiştir.

Bu konudan rahatsızlık duyan Yunanistan’ı memnun etmek için de Yunanistan’ın talep ettiği F-35 satışına onay vermiş, ayrıca C-130 kargo uçakları, zırhlı araçlar ve çeşitli ekipmanlar içeren bir hibe paketinin verilmesini de onaylamıştır.

Ancak Rum/Yunan, Ermeni, Yahudi, Hint ve Kürt lobileri mensupları, ABD Temsilciler Meclisi ve Senato Dış İlişkiler Komiteleri liderlerine mektup göndererek Türkiye’nin F-16 projesini engellemeye çalışmış ve proje de bugüne kadar gerçekleşmemiştir.

2026 NATO Zirvesine kadar gelişme göstermeyen bu projeler, Zirve’de Trump’ın Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklamasıyla yeniden hareketlenme aşamasına gelmiştir.

Konu, New York’ta 22 Eylül 2026’da başlayan BM Genel Kurulu Toplantısı sürecinde ve liderler arasında yapılan görüşmelerde yeniden gündeme gelmiş ve F-35 uçakları konusunda Trump’ın yine söz verdiği belirtilmiştir.

F-16’lar için yeniden başlayan görüşmelerin, Türkiye’nin planladığı 40 adet yeni F-16 Blok 70 uçağı alımına mı, mevcut filosunun yurt içinde modernizasyonu için gerekli olan ABD onaylarına mı, yoksa her ikisini de mi kapsadığı henüz bilinmemektedir.

F-16 Block 30 uçakları için şu anda devam eden modernizasyon çalışmalarının 2027’ye kadar tamamlanması beklenmekte, Block 40 ve 50 uçaklarının modernizasyonunun ise 2028-2030 arasında gerçekleştirileceği belirtilmektedir.

F-35 ve F-16 projelerinden doğacak eksikliği gidermek için, bir kısmı yeni, bir kısmı da körfez ülkelerinden temin edilecek Eurofighter uçaklarının revizyondan sonra alınması için yapılmakta olan çalışmalar da devam etmektedir.

2028’den itibaren seri üretim aşamasına geçmesi planlanan Kaan uçakları için, kendi motorlarımız üretilinceye kadar ihtiyaç olan motorların ABD tarafından satışına, malum aynı çevreler tarafından birçok engel çıkarılmasına rağmen, bu konudaki engellerin aşıldığı ve projenin yoluna girdiği açıklamış durumdadır.

S-400’lerin durumu

CAATSA yaptırımları, F-35 ve F-16 uçakları, F-16 modernizasyonu, Kaan motorları ve diğer hususlarda engel olarak gösterilen, Türkiye’nin Rusya’dan temin ettiği S-400 füze sistemlerinin akıbetinin ne olacağı konusunda görüşmeler sürdürülmektedir. Gündem de olan husus bu füze sistemlerinin elden çıkarılmasıdır.

Rusya, Türkiye’nin talep etmesi halinde, üçüncü bir ülkeye transferin kendilerinin onayına tabi olduğunu söylemiş ve ayrıca transfer edilecek ülkenin kendilerine düşman olmayan bir ülke olup olmadığını incelemeleri sonucunda verebileceği onayla da bunu kabul edebileceğini açıklamış ve ihlal edilmeyecek uluslararası güvence istemiştir.

Türkiye’nin, S-400 silah sistemi tercihi bir egemenli konusu olarak görülmelidir. Halihazırda buna ihtiyacımız olduğu dikkate alınmalı, uzun menzilli, bağımsız ve ilave bir hava savunma katmanı kazandırdığı göz önünde tutulmalıdır. Halen elimizdeki ve yakın gelecekte sahip olacağımız kendi uzun menzil ve yüksek irtifa hava savunma füzeleri ve sistemlerinin henüz bu seviyeye gelmediği düşünülmeli, istenilen yer ve zamanda bulundurulabilme kabiliyeti ve kapsadığı saha genişliği de hesaba katılmalıdır.

Eğer önemli bir müttefik olduğumuz belirtiliyor ve bu konudaki samimiyetimize güveniliyorsa bu sistemden vazgeçmemizde ısrarcı olunmaması talep edilmelidir. Bunun bir egemenlik konusu olduğu da göz ardı edilmemelidir.

***

-Bugüne kadar Türkiye’nin başata ABD tarafından sürekli oyalandığı, güzel sözlerle avutulduğu, söz verilen hususların yine başta Rum ve Yahudi lobileri olmak üzere yeniden engellenebileceği dikkate alınmalıdır.

-Lockheed Martin uçak firması halen, Yunanistan’ın F-16 filosunun büyük bir kısmını modernize etmiş ve etmeye de devam etmektedir. 20 adet F-35 alımının gerçekleşmesine kısa bir süre kaldığı, 20 F-35 alımı için de opsiyon bulunduğu, İsrail’in de 48 adet F-35’i olduğu, 50 uçak daha sipariş verdiği ve almaya da başladığı, ilave 25 uçak daha istediği dikkate alınmalıdır.

-Parası ödenen F-35’ler verilse dahi, İsrail’in sahip olduğu, belki de Yunanistan’ın alacağı F-35’lerden özellik olarak eksik olabilecektir.

-İsrail’in teolojik/ideolojik yaklaşımlarının gittikçe tırmandığı bir dönemde vaatlere güvenmenin sakıncalı olacağı, her ne olursa olsun ABD’nin ve kendilerini Yahudilere yakın gören ve oldukça yüksek bir nüfusa sahip Evangelistlerin, İsrail’e olan desteğinin hiçbir şekilde kesilmeyeceği, yönetimin de bunun etkisinde olduğu bilinmelidir.