Cumhuriyet’in haberine göre “Fon krizi” soruşturması kapsamında AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasının ardından eski AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci'den dikkat çeken bir açıklama geldi. Birinci, Hayati Yazıcı'nın kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini belirterek, “Siyaseten 'bana ne oğlumdan' demek inandırıcı olmayacaktır” dedi. Birinci, söz konusu paylaşımını daha sonra sildi.

***

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis'te gazetecilerin konuyla ilgili sorularını cevaplarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fon soruşturmalarıyla ilgili hesap vermenin peşinde olmadığını iddia eden Dervişoğlu, "kelle vererek" bütün problemleri çözmeye yönelik adımlar atacağına dair izlenimler edindiklerini söyledi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de 10 ay önce manipülasyonlarıın farkında olduklarına dair açıklamalar yaptığını hatırlatan Dervişoğlu, "Üzerinden 10 ay geçti ama bu 10 aylık zaman zarfında hiçbir şey yapılmadı. Anlaşılan odur ki Cumhuriyet tarihimizin kamu gözetiminde yapılan en büyük soygun ve vurgunuyla karşı karşıyayız. Göz göre göre gelmiş bir krizdir. Bu sıradan bir mali kriz de değildir. Bu bir sistem krizidir. Bu bir devlet krizidir. Bu bir siyasi krizdir. Dolayısıyla dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun bu tarz krizler iktidarları, bakanları götürür.” dedi.

Dervişoğlu, fon soruşturmasına ilişkin denetleme yapması gereken kurulların iktidar elitleriyle doldurulduğunu, dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bunlar hakkında bilgi ve fikir sahibi olmamasının eşyanın tabiatına ve hayatın doğal akışına aykırı olduğunu belirtti.

Dervişoğlu, “Bazı insanların fon yolsuzluğuna ve asrın hırsızlığına katkılarından ötürü ya da buradan istifade etmiş olmalarına göre mal varlıklarına el konuldu. Ama bazı insanlar var ki onların bundan beslendikleri açıkça ortada. Onların mal varlıklarına dokunan yok. Mal varlıklarına dokunulmuş olanların, o dokunma gerekçeleri halen mevcutken ve devam ederken onların malları üzerindeki tedbirler de kaldırılıyor. Bir siyasi himaye alanı oluşturuluyor.” dedi.

***

Osmanlı tarihinde Yeniçeri isyanlarında veya ayaklanmalarda, sorumlu tutulan bir vezirin başının kesilerek isyancılara verilmesine “kelle vermek” denilirdi.

İsyancılar padişahın kendisini değil, çevresindeki sadrazam, vezir veya defterdar gibi yüksek devlet görevlilerini suçlardı.

İsyanı bastırmak ve tahtını korumak isteyen padişahlar da isyancıların öfkesini dindirmek için bu devlet adamlarını idam ettirerek kellelerini isyancılara verirdi.

Fon soruşturmasında ise ne denetleme makamındaki kurul üyelerine dokunuluyor ne de fonlardan nemalanan AKP’lilere...

***

Erdoğan henüz kelle vermedi. Bakandan kurul başkanına kadar bütün yetkililer, manipülasyonların 10 aydır farkında olduğu halde, hiçbir adım atılmadığı da ortada. İYİ Parti İstanbul milletvekili Buğra Kavuncu, “Devlet Denetleme Kurulu Başkanı, soruşturmanın sağlıklı yürümesi için Borsa İstanbul’daki görevinden ayrılmış. Denetlenecek dönem, DDK Başkanının aynı zamanda Borsa İstanbul’da görevli olduğu dönem. Bu sebeple DDK Başkanı, aslında kendi sorumlu olduğu döneme dair süreci soruşturacak! Şimdi görevden ayrılınca süreç bağımsız ve tarafsız mı soruşturulmuş olacak? Siz kimi kandırıyorsunuz?” diyor.

Bakalım ilk olarak kimin kellesi verilecek?

Tabii günümüzde kimsenin kellesinin alınması söz konusu değil... Görevden almak, kelle vermek olarak yorumlanıyor...