Amerika Birleşik Devletleri Merkez Kaliforniya Bölge Mahkemesi'ne sunulan resmi şikayet dilekçesine göre, Los Angeles Türk Başkonsolosluğunda görevli Ç.E ile onu temsil eden hukuk firması U2U Law P.C. arasında eşine az rastlanır bir sözleşme ihlali ve alacak davası patlak verdi.

Dava dosyası, sıradan bir trafik kazası tazminat sürecinin nasıl diplomatik ve etik bir krize dönüştüğünü de gözler önüne serdi.

Mahkeme kayıtlarına ve olayın perde arkasına yansıyan detaylar adım adım şu şekilde gelişti:

KAZA VE HIZLI ÇÖZÜM ARAYIŞI


Olay, Türk Başkonsolosluğu bürokratlarından Ç. E'ın 30 Haziran 2026 tarihinde Beverly Hills'te geçirdiği trafik kazasıyla başladı. Türk bürokrat kazadan doğan maddi hasar ve yaralanma taleplerinin takibi için 6 Temmuz 2026'da Avukat Ahmet Yavuz Uşaklıoğlu ile resmi bir sözleşme imzaladı.

Dava dosyasına göre Ç.E, Amerika'daki görev süresinin Ağustos ayında dolacağını ve göçmenlik statüsü gereği 1 Eylül'de Türkiye'ye dönmek zorunda olduğunu vurgulayarak işlemlerin acilen sonuçlandırılmasını talep etti.

Hızla harekete geçen avukatlık bürosu, polis departmanı ve sigorta şirketiyle (Mercury Insurance) yürüttüğü yoğun mesai sonucunda, sadece yedi gün içerisinde araç hasarı için 40.846,39 dolarlık bir ön tazminat teklifi almayı başardı.

Türk Başkonsolosluk bürokratı kendi avukatını "Ermeni Lobisi" ile tehdit mi etti? - Resim : 1

KIRILMA NOKTASI: SÖZLEŞMENİN FESHİ

Kriz, bu yüklü tazminat teklifinin alınmasının hemen ardından yaşandı. Türk bürokrat 27 Temmuz 2026'da sürpriz bir şekilde avukatlık bürosunu azlettiğini bildirdi ve sigorta sürecini kendisinin yürüteceğini belirterek tüm dava dosyasını talep etti.

Mahkemeye sunulan belgede, Ç.E' nin bu hamlesinin altındaki asıl nedenin, yapılan hukuki hizmetin ve masrafların karşılığı olan 18.530 dolarlık avukatlık ücretini ödemekten kaçınmak olduğu iddia ediliyor. Türk bürokratın planının, tazminat parasını doğrudan alarak yeni bir araç satın almak ve bu aracı Türkiye'ye götürmek olduğu belgelerde yer alıyor. U2U Law firması ise sözleşmenin ilgili maddelerine dayanarak hak ettiği ücreti ve mahkeme masraflarını talep ediyor.

SKANDAL BOYUTU: "ERMENİ LOBİSİYLE TEHDİT" İDDİASI

Meselenin sadece bir alacak verecek davası olmaktan çıkıp skandala dönüşmesi ise görevden alınma sonrası yaşanan diyaloglarla ortaya çıkıyor. Avukat kamuoyuyla paylaştığı açıklamalara göre; hukuki süreci hatırlatan 7 sayfalık bir mektup gönderilmesinin ardından Ç.E, avukatına doğrudan cevap vermek yerine devreye Ermeni lobisiyle bağlantılı bir avukatı soktu.

İddialara göre bu avukat, Türk avukatı şahsi cep telefonundan arayarak dosyayı tamamen bırakması yönünde baskı yaptı ve geriye dönük hak iddia etmesi halinde kendisini disiplin kuruluna şikayet etmekle tehdit etti.

''TÜRK MİLLETİ KUZU DEĞİLDİR''


Hukukçu Ahmet Yavuz Uşaklıoğlu yaşanan olayı şu cümlelerle aktardı:

"Dünyanın öbür ucunda, Kaliforniya'da da olsam 'öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya' olarak maalesef hissettirdiler. Kim onlar? Menfaatçi bürokratlar. Maalesef burada Türk bürokratını şehit eden ASALA Ermeni terör örgütünün üyesi serbest bırakıldı. Bir hukuki garabet neticesinde serbest bırakıldı. Burada bir travma oldu Türk halkında. Bundan sonra hiçbir şey yapmadım. Menfaatçi bürokratlar birkaç yıl sonra Türk restoranına saldırdılar. Buranın merkezi bir yerinde saldıranlar ondan fazla kişi, içinden sadece iki kişi ceza aldı. Sadece iki kişi, ikisi de şu an serbest. Bununla ilgili de menfaatçi bürokratlar hiçbir şey yapmadılar.

***

Bundan da birkaç yıl sonra bugün... Ne oldu biliyor musunuz? Bir Türk bürokratı burada bir kaza yaptı. Aslında Türk bürokratı da demek istemiyorum, menfaatçi bürokrat kaza yaptı. Menfaatçi bürokrat kaza yaptıktan sonra biz ona yardım ettik ve artık dava sürecimiz başladığı için, kendisine karşı dava açtığımız için artık paylaşabiliyorum. 7 iş gününde 40.850 $ kendisine sigortadan teklif aldık. Fakat kendisi bize hiçbir şey ödemek istemediği için, bu kadar 6 kişi çalıştırdı, iki avukat çalıştırdı, hiçbirisine bir şey ödemek istemediği için dedi ki 'Ben sizi bırakıyorum, kendim devam edeceğim.' dedi.

Peki, ona kendisine bir cevap gönderdim, 7 sayfalık. Dedim ki 'Böyle yapamazsınız. Burada adalet var, burada hukuk var, bunu yapamazsınız.' 7 sayfa izah verdim 'böyle böyle böyle böyle bu işler yapılıyor' diye, kendisi cevap vermedi. Ve benim cep numaramı kim aradı? Ermeni lobisinin avukatı aradı. Bir sayfalık mektupta da tehdit var, diyor ki: '...sizi geçmişe dönük olarak bırakmıştır. Ona bundan sonra yazmayacaksınız. Bundan sonra çalışmayacaksınız. Bundan sonra bir şey olursa doğrudan bize göndereceksiniz.' Üst paragraflarda diyor ki, 'Bundan sonra çalıştığınızı, başka bir şey yaptığınızı görsek bu disiplin suçu olur, sizi şikayet edeceğiz.' diye yazıyor.

Ne kadar gariptir ki buradaki bir menfaatçi bürokratın avukatı, Türk avukatı değil, başka bir avukat da olabilir hiç önemli değil ama en azından Türklere ırkçılık yapan birisi olmamalı. Ama en azından Türk avukatın, senin işini halletmiş birisine bir şey ödememek için bir Ermeni avukat, ırkçı birisine beni arattırmamalısın. Benim şahsi numaramı vermemelisin. Benim ev adresim sizde var. Benim şahsi numaram sizde var ve zannediyorsunuz ki bu travmatik buradaki Türk halkının üzerinden istediğimiz gibi geçeriz... Öyle bir şey yok. Türk milleti kuzu değildir. Türk milleti ezebileceğiniz bir toplum değildir. Türk halkına yukarıdan bakmamalısınız.

Benim bilgilerim sizde, şahsi numaram sizde, ev adresim sizde ama ben sizden korkmuyorum'' ifadelerini kullandı.