Ekranı yukarı her kaydırdığımızda "Kesinlikle sponsorlu değil, kendi paramla aldım" cümlesiyle başlayan ama nedense hep aynı internet adresiyle biten o çok samimi tavsiyeler devri sanki yavaş yavaş kapanıyor. Ticaret Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu yeni sosyal medya düzenlemesiyle artık gizli reklamlar, yapay zekayla, filtrelerle süslenmiş o kusursuz illüzyonlar ve göz boyayan pazarlama yöntemleri net bir yasal sınıra çekiliyor.

Peki, paylaşımların altına çekingen bir şekilde eklenecek bir ⁠#İşBirliği⁠ ya da ⁠#Reklam⁠ etiketi, yıllardır dijital dünyada hırpalanan "güven" duygumuzu tamir etmeye yeter mi, emin değilim.

Hatırlarsınız, sosyal medyanın ilk zamanlarında bizi o ekranlara bağlayan en temel şey "bizim gibi" insanların gerçek deneyimler paylaşmasıydı. Mahalledeki arkadaşımız ne tavsiye ediyorsa, ekrandaki insan da onu söylüyor gibiydi.

Zamanla o samimi alan devasa bir pazara dönüştü ve ne yazık ki samimiyetin kendisi satılan en pahalı ürüne dönüştü. Gittiğimiz mekândan yüzümüze sürdüğümüz kreme kadar her şeyin bir kurgudan ibaret olduğunu hissettiğimiz an, o büyülü bağ kopuverdi.

Şimdi sadece aldığımız ürünler değil, karşımıza çıkan yüzler, bedenler, hatta hayatlar bile birer yapay zekâ kurgusu. Hal böyle olunca insan ister istemez soruyor:

Biz bu dijital vitrinde ne kadar gerçek kalabildik? Aslında hiçbirimiz reklama ya da birilerinin para kazanmasına karşı değiliz. Bizi yoran şey, tamamen ticari bir ilişkinin sanki yıllarlık dost tavsiyesiymiş gibi ambalajlanıp önümüze konulmasıydı.

Kandırılma hissi, dijital çağın en büyük yorgunluğu haline geldi.

Elbette yasalar kuralları koyar, sınırları çizer, uymayanlara cezayı keser ama kabul edelim ki "sahicilik" yönetmeliklerle inşa edilemiyor. Önümüzdeki bu yeni dönem, sadece kurallara mecburen uyanların değil, takipçisine ve okuruna karşı gerçekten dürüst olmayı seçenlerin ayakta kalacağı bir sınav olacak.

Şeffaflık, altı çizilmesi gereken bir zorunluluktan ziyade, şu dijital gürültüde kaybettiğimiz en değerli şeyi, yani birbirimize olan güvenimizi yeniden kazanmak için belki de son şansımızdır