Tellioğullarının yeşil vadi ve Leyla için Seferoğulları ile mücadelesini hatırlayıp da yüzünde gülücük açmayanımız yoktur. Malum hedeflerine ulaşmak için Şaban’ı Tosun Paşa kılığına sokarlar. Mesele onların bu planı yapması değil, Şaban karakterinin Paşa rolüne olabildiğince elverişsiz olmasına rağmen rolünü benimsemesi. Hatta mesele bu düzenbazlıktan habersiz olanların da tuhaflıkları sorgulamak yerine Paşa olarak Şaban’ı benimsemeleri. Ta ki gerçek Tosun Paşa’nın çıkagelmesine kadar.

“Öyleymiş gibi davranmak”, günümüzde neredeyse bir yaşam stratejisine dönüşüyor. İnsanlar aslında o kimlikte, o statüde, o yetkinlikte değilken, öyleymiş gibi bir maske takarak hayatta kalmaya, kabul görmeye, hatta geçinmeye çalışıyor. Bu hem bireysel bir kendini kandırma hem de toplumsal bir performans hâline geldi. Çünkü gerçek benlikle rol arasındaki uçurum büyüdükçe kişi hem kendi iç dünyasından uzaklaşıyor hem de etrafındakileri yanıltarak iğreti bir düzen kuruyor.

Hayatın her alanında kendini olduğunun dışında ifade eden insanlara rastlamak olanaklı. Elbette can sıkıcı bir durum ama asıl sorun bu sahteciliği ya da ehliyetsizliği mesleki bir alana taşımakta. Mesleğin gerektirdiği eğitimi almamış, uzmanlığa ulaşamamış iken rol çalarak geçim kapısı oluşturmaktan, bahsediyorum. Çok ses çıkaran boş tenekelerden… Günün sonunda hiçbir fayda üretemeden yitip gidenlerden…

Şimdi nasıl yadsıyabiliriz ki bir mesleğin standardı olması gerektiğini. Bireyler kimliklerini oluştururken üst normlardan sonra ilk sıraya mesleklerini koyarlar. Dolayısıyla kişinin kendine saygısı ile mesleğine ya da yaptığı işe saygısı arasındaki bağ doğru orantılıdır. Yani SGK hizmet dökümünde, İŞKUR kayıtlarında, iş ilanlarında, hatta işe girişlerde karşımıza çıkan meslek kodları antin kuntin rakamlar değillerdir. Gelir geçer genel etiketler hiç değillerdir. Sadece istatistik de ifade etmezler. Kişinin mesleki durumunu ve gelişimini gösterirler. Hatta verdiği emeğin karşılığında alması gereken değeri de anlatırlar.

Bugün bir temizlikçi; ev temizliği ya da ofis temizliği yapabiliyor. Her temizlik aynı şemsiye altında toplanabiliyor. Ama sıfır bina temizliği ile fabrika temizliği aynı şey midir? Dış cephe temizliği ile hastane sterilizasyon alanı temizliği aynı riskleri, aynı ekipmanı, aynı bilgiyle olabiliyor mu? Elbette hayır. Yüksekte çalışma riski, kimyasal madde kullanımı, endüstriyel atık yönetimi, hijyen standartları… Bunların her biri ayrı bir uzmanlık alanı.

İşte burada asıl gelişim başlıyor. Yeterliliğin yaygınlaşması, standart olarak aranması ve alt kırılımlarda uzmanlık talep edilmesi. Belgesi yoksa o spesifik işi yapamamalı. Bir başka deyişle “öyleymiş gibi davranmanın” faydasını görememeli. Bu yaklaşım sadece güvenlik sağlamaz, aynı zamanda uzmanlaşmayı da getirir. İnsanlar “ben temizlikçiyim” demek yerine “ben endüstriyel temizlik uzmanıyım” veya “ben dış cephe temizlik teknisyeniyim” diyebilir. Bu unvan farkı, hem kişinin kendini geliştirmesini teşvik eder hem de piyasanın kalitesini yükseltir. Müşteri, belgesiz biriyle muhatap olmak zorunda kalmaz. İşveren de daha nitelikli personel arayışına girer. Eğitim dünyamız da pragmatik sonuçlara evrilir. Sonuçta sektörde standart yükselir, rekabet kalite üzerinden yürür, kayıt dışılık azalır.

Uzmanlaşma, modern ekonominin hatta sosyal ilişkilerin olmazsa olmazı. Genel bilgi yetmez, spesifik yeterlilik şart. Mesleki yeterlilik belgelerinin yaygınlaşması olumlu bir adım. Ancak bu belgeler, meslek kodlarının alt kırılımlarıyla daha sıkı entegre edilmeli. Bürokratik bir zorunluluktan bahsetmiyorum. Bir kalıba sıkıştıralım sonra da sıkı kontrol edelim demiyorum. Bir insanın mesleki kimliğinin ve uzmanlığının resmi yansıması olmalı, diyorum. Alt kırılımlar güçlendirilip gelişime açık tutularak kişilere bir kariyer hikayesi verilmeli. Uzmanlaşma sadece unvan eklemek değildir. Aynı zamanda kişinin kendini gerçekleştirmesidir.

Bu noktada çalışanların hizmet dökümündeki meslek kodlarının doğruluğunu kontrol etmesi, hatalı ise işverenden düzeltilmesini talep etmesi yerinde olacaktır. Zira hizmet dökümü sadece prim gün sayısını gösteren bir belge olmanın yanında kariyer yolunu da ifade eder.

Bugün atılacak her adım, yarının daha nitelikli işgücünü inşa eder. Bu, çalışanı rol model olmaya, toplumu ise medeniyet yarışında tutunmaya iter. Uzmanlaşma, bir ülkenin rekabet gücünün en sessiz ama en güçlü motorudur. “Öyleymiş gibi davranmaya” izin verirsek, biz Tosun Paşa’ya gülmeye devam ederiz etmesine de, birileri de bize gülmeye devam eder.

Sorularınız için e-posta adresi: hkaganoyken@gmail.com