Zonguldak’ta sabahlar erken başlar. Vardiya servisleri karanlıkta yola çıkar, baretler takılır, kafa lambaları yanar. 23 Ekim 2026 Cuma sabahı da Kilimli’ye bağlı Gelik beldesinde öyle başladı. Özel bir kömür ocağında 8 işçi yerin altına indi.
Saat 10.00'a doğru ocakta biriken metan gazı patladı.
O 8 işçiden 3'ü bir daha yeryüzüne yürüyerek çıkamadı: Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu, Murat Kaya. Diğer 5'i yaralı olarak çıkarıldı; ikisi yanıklar nedeniyle entübe edildi.
BİR BELDEDE, BİR YILDA ÜÇ KAZA
Gelik, Zonguldak’ın kömürle nefes alan beldelerinden biri. Ama bu yıl Gelik’in takvimine üç kez siyah bir işaret düştü.
İlki 16 Şubat’taydı. Ruhsatlı özel bir ocakta, havalandırma bacasındaki eski bir göçüğü temizleyen üç işçinin üzerine toprak yeniden çöktü. 46 yaşındaki Veysel Oruçoğlu ile 60 yaşındaki Ziya Kiret oradan sağ çıkamadı. 31 yaşındaki İsmet Kabuk yaralı olarak kurtarıldı.
İkincisi 2 Ekim’deydi. Bu kez ruhsatsız bir ocaktı. 51 yaşındaki Muhammet Çelik, kömür, toprak ve kaya yığınının altında kaldı. Arkadaşları onu kendi elleriyle yüzeye taşıdı, ama hastanede hayatını kaybetti. Basına yansıyan iddialara göre bu ocak, kazadan yaklaşık 15 gün önce dinamitle kapatılıp mühürlenmişti. Ancak başka bir girişten yeniden açıldığı ileri sürüldü.
Üçüncüsü bugün yaşandı.
Sekiz ayda, aynı beldede, altı madenci.
GRİZU: GÖRÜNMEYEN DÜŞMAN
Zonguldak’ta madenciler metan gazına “grizu” der. Kokusu yoktur, rengi yoktur. Kömür damarlarından sessizce sızar ve havayla belirli bir oranda karıştığında küçük bir kıvılcım her şeyi bitirmeye yeter. Bu yüzden ocaklarda havalandırma ve gaz ölçümü hayati önem taşır.
Zonguldak bu düşmanı iyi tanır. 3 Mart 1992'de Kozlu’daki grizu patlamasında 263 madenci hayatını kaybetmişti; Türkiye tarihinin en büyük maden faciası, 2014'teki Soma’ya kadar buydu. 2010'da Karadon’da 30, 2022'de komşu Bartın’ın Amasra ilçesinde 41 madenci yine grizunun kurbanı oldu.
Bugünkü patlamanın nedeni için de Valilik aynı kelimeyi kullandı: Metan.
EKİM AYINDA ÜÇ HAFTA, DOKUZ MADENCİ
Gelik’teki patlama, yalnızca bir beldenin değil bir ülkenin hikayesinin de parçası.
Bu ay daha ilk gününde, 1 Ekim’de Manisa’nın Soma ilçesinde bir maden işletmesinde göçük yaşandı. Kurtarma ekipleri saatlerce çalıştı; 5 işçinin cansız bedenine ulaşıldı. Ertesi gün Kilimli’deki ruhsatsız ocakta Muhammet Çelik öldü. Bugün de Gelik’te 3 madenci.
Ekim ayının ilk üç haftasında 9 madenci evine dönemedi.
YENİÇAĞ'a konuşan sendikacılığı ve Doruk Maden işçileriyle beraber sergilediği direnişten tanıdığınız isim Başaran Aksu bakın ne diyor: "Dünya bu ölümleri aştı, Türkiye ise kaderini yaşamaya devam ediyor. Bu ölümler liyakatsiz denetimlerin sonucudur."
Haksız mı? İşte şimdi göreceksiniz haklılığını o da resmi veri ve rakamlarla...
RAKAMLARIN SÖYLEDİKLERİ
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, her ay basından, sendikalardan ve ailelerden derlediği bilgilerle iş yerlerinde hayatını kaybeden işçileri tek tek kayda geçiriyor. Bu kayıtlar madenler için şunu söylüyor:
2024'te en az 75 madenci hayatını kaybetti. 2025'te en az 61.
2026'nın ilk dokuz ayında ise en az 56 madenci öldü. Ocakta 6, şubatta 8, martta 7, nisanda 9, mayısta 5, haziranda 5, temmuzda 4, ağustosta 5, eylülde ise 7. Ekimdeki 9 ölümle birlikte bu yılın bilançosu en az 65'e çıktı.
Yani 2026 henüz bitmeden, 2025'in tamamını geride bıraktı.
Resmi veriler de benzer bir tablo çiziyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) kayıtlarına göre madencilik ve taş ocakçılığında 2024'te 19 bin 476, 2025'te 18 bin 282 iş kazası yaşandı. Her gün ortalama 50 kaza demek bu. Bu kazalarda 2024'te 70, 2025'te 67 işçi hayatını kaybetti.
ON ÜÇ YILDA 1.267 HAYAT
İSİG Meclisi’nin 2013-2025 dönemini kapsayan raporu daha geniş bir pencere açıyor. Bu 13 yılda maden işkolunda 1.267 işçi hayatını kaybetti.

En çok can alan göçük ve ezilmeydi: 507 kişi. Zehirlenme ve boğulma 363 işçinin, patlama ve yanma 97 işçinin ölümüne yol açtı.
Haritaya bakıldığında iki şehir öne çıkıyor. Linyit ocaklarıyla Manisa 350 ölümle ilk sırada. Taşkömürünün başkenti Zonguldak 140 ölümle ikinci.
Ölen her dört madenciden yaklaşık üçü sendikasızdı.
KARA ELMASIN İKİ YÜZÜ
Zonguldak’ta kömüre “kara elmas” denir. Kent, 1829'da Uzun Mehmet’in Ereğli yakınlarında kömürü bulmasından bu yana bu madenle büyüdü. Ekmeğini, kimliğini, türkülerini yerin altından çıkardı.
Ama kara elmasın bir de görünmeyen yüzü var: Her sabah ocağa inen işçinin akşam eve dönüp dönmeyeceği sorusu.
Bu yılın mayıs ayında, Soma faciasının 12. yıl dönümünde 140journos “Karabaht” adlı bir film yayımladı. Film, Soma’dan Amasra’ya Türkiye’nin maden kentlerini temsil eden hayali bir şehirde, babası madenci olan bir çocuğun dünyasını anlatıyor. Ve izleyiciyi tek bir soruyla baş başa bırakıyor: “Bir ülke, enerjisini insanların canıyla mı ödemek zorunda?”
Gelik’te bugün o soru bir kez daha soruldu.