İYİ Parti Milletvekili Uğur Poyraz, son dönemde yaşanan büyük fon vurgunu ve dolandırıcılık olaylarının ardından devlet kurumlarının ve bürokratların açıklamalarında sıklıkla kullandığı "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve kararlılığıyla" ifadesine çok sert tepki gösterdi.
Poyraz, kamu kurumlarının ve yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmek için talimat beklememesi gerektiğini vurgulayarak, SPK'dan Adalet Bakanlığı'na kadar tüm birimlerin yaşanan olayların ardından açıklamalarına talimat vurgusuyla başlamasını eleştirdi.
'YA KARDEŞİM, SİZİN ÖNÜNÜZDE MEVZUAT YOK MU?'
Vurgun olayları sebebiyle memleketin ve vatandaşların dolandırıldığını, Türkiye ekonomisinin zora sokulduğunu ve uluslararası alandaki itibara zarar verildiğini ifade eden Poyraz, bu tablodan sonra hâlâ talimat beklenmesini eleştirerek "Ya kardeşim, sizin önünüzde mevzuat yok mu? Sizin önünüzde kanun yok mu? Siz ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiği ile ilgili bir makamdan talimat almak mı mecburiyetindesiniz? O zaman sizin o yetkileri, o kanunla düzenlenen yetkilerinizin ne anlamı var?" sorularını yöneltti.
‘O MAKAMLARIN DEVLET MAKAMI OLDUĞUNU İYİ ANALİZ EDECEKSİNİZ’
Talimata atıf yapan tüm siyasi ve bürokratlara seslenen Poyraz, bir usulsüzlüğü veya olayı araştırmak için talimat bekleyenlerin bu tutumlarının sonuçlarını iyi analiz etmesi gerektiğini ifade etti. Görev yetkilerinin kullanımına vurgu yapan Poyraz, "O makamlara otururken nasıl bir takdirle oturduğunuzu iyi analiz edeceksiniz. O makamların devlet makamı olduğunu iyi analiz edeceksiniz" dedi.
‘TALİMATLA MI İŞ YAPIYORSUNUZ?’
Poyraz, yaptığı açıklamaların tamamında şunları söyledi,
“Bir iletişim kampanyası yürütülüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuya çok kızdı, tamam. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuya çok üzüldü, tamam. Sorumlularla ilgili gereğinin yapılması talimatını verdi, o da tamam. SPK'sından Adalet Bakanlığı'na tüm birimlere kadar herkes cümleye bu sefer şöyle başlamaya başladı: 'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve kararlılığıyla.'
Ya kardeşim, sizin önünüzde mevzuat yok mu? Sizin önünüzde kanun yok mu? Siz ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiği ile ilgili bir makamdan talimat almak mı mecburiyetindesiniz? Memleket dolandırılmış, vatandaş dolandırılmış. Türkiye ekonomisi iki paralık edilmiş. Uluslararası arenada inşa edilen her şey yerle yeksan edilmiş. Siz daha hala kimden ne talimatı bekliyorsunuz ya? Talimatla mı iş yapıyorsunuz? O zaman sizin o yetkileri, o kanunla düzenlenen yetkilerinizin ne anlamı var?
Talimata atıf yapan tüm siyasilere ve bürokratlara sesleniyorum: Eğer siz bir haltı araştırmak için talimat bekliyorsanız, bu cümlenin nereye geldiğini iyi analiz edeceksiniz. O zaman bu işgüzarlıklar, bu dolandırıcılıklar yapılırken de... Cümlelerin nereye gittiğini iyi analiz edeceksiniz. O makamlara otururken nasıl bir takdirle oturduğunuzu iyi analiz edeceksiniz. O makamların devlet makamı olduğunu iyi analiz edeceksiniz."
NE OLMUŞTU?
Fon soruşturması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19 Ağustos 2026'da başlattığı soruşturmayla genişledi. Soruşturmanın merkezinde Borsa İstanbul'daki bazı hisselerdeki olağandışı fiyat hareketleri, yatırım fonları üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen işlemler ve şüpheli para transferleri bulunuyor. İnceleme daha sonra Tera, Pusula, Hedef ve Bulls gibi şirketlere ve bunların yöneticilerine uzandı.
17 Eylül'de SPK, Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy tarafından kurulan çok sayıda fonun işlemlerini durdurup tasfiye sürecini başlattı. Kriz, yaklaşık 500 bin yatırımcıyı ve 20 milyar dolarlık varlığı ilgilendiren bir boyuta ulaştı. Soruşturma kapsamında 26 Borsa İstanbul hissesindeki işlemler de incelemeye alındı.
Soruşturmanın dikkat çeken siyasi boyutlarından biri Fatma Betül Sayan Kaya oldu. Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın bazı hisse ve fon işlemleri nedeniyle malvarlıkları hakkında tedbir uygulanması istendi. Kaya, AK Parti'deki görevlerinden "siyasi sorumluluk" gerekçesiyle ayrıldı. Daha sonra Kaya ve eşinin, SPK'nın gönüllü iade mekanizmasından yararlanmak üzere başvurduğu ve ana para dışındaki kazançlarını TMSF'ye iade ettiği bildirildi. 6 Ekim'de bu tutarların Birleşik Fon Bankası'na aktarılması için yedi bankaya yazı gönderildi.
Siyasi açıdan dikkat çeken bir diğer gelişme ise AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın soruşturmada gündeme gelmesiydi. Mustafa Yazıcı'nın tüm malvarlığına tedbir konulduğu, ancak alınan ifadesi ve toplanan delillerin ardından tedbirin kaldırıldığı bildirildi. Yazıcı hakkında ayrıca yurtdışı çıkış yasağı bulunduğu aktarıldı.
Bu gelişmelerin ardından soruşturma yalnızca fon yöneticileri ve yatırımcılarla sınırlı bir dosya olmaktan çıktı; fonlardan yüksek kazanç elde edenler, tasfiye öncesinde yüksek miktarda çıkış yapan yatırımcılar, bu kişilerle fon yöneticileri arasındaki bağlantılar ve düzenleyici kurumların zamanında müdahale edip etmediği de soruşturmanın tartışılan başlıkları arasına girdi. Bu kapsamda Tera ve Pusula yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda kişi tutuklandı; 6 Ekim itibarıyla tutuklu sayısının 85'e ulaştığı açıklandı.
SPK ise tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların zararını sınırlamak için ara ödeme mekanizması oluşturdu. 1 milyon TL'nin altındaki yatırımların tamamının, üzerindeki yatırımların ise ilk aşamada 1 milyon TL'ye kadar olan kısmının ödenmesi kararlaştırıldı. Ayrıca yüksek kazanç elde ettiği değerlendirilen kişilerin gönüllü olarak para iade edebilmesi için TMSF bünyesinde hesaplar açıldı.
Fon soruşturması devam ederken TMSF'den dikkat çeken adım: Personel alınacakEkonomi
Eski AK Partili isimden iktidara "Fon" isyanı: Kimse inanmazGündem