CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 38’inci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görüldü.

Duruşmada "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlandığı belirtilen iş insanı Murat Kapki savunma yaptı. Kapki hakkındaki suçlamaları reddetti ve "Yani aslında ifadelerime bakarsanız ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim” iddiasında bulundu.

İmamoğlu ile hakim arasında yaşanan tartışmanın ardından Mahkeme Başkanı, duruşmayı bitirdi. Duruşmaya pazartesi günü devam edilecek.

'EK İFADE VERMEYE GİTTİKTEN SONRA TELEVİZYONLAR BENİMLE İLGİLİ ARTIK HABER YAPMAMAYA BAŞLADI'

İmamoğlu’nun da katıldığı duruşmada Kültür AŞ çalışanı Gökhan Köseoğlu’nun avukatının savunmasının ardından daha öncesinde İBB davasında "itirafçı" olan ve baskı görüp tahliye vaadine kandığını söyleyen iş insanı Murat Kapki’nin savunmasına geçildi.

"Tamamen yalan ve uydurma haberler yapılarak olumsuz algı yaratıldığını" iddia eden Kapki, şunları söyledi:

“Hemen hemen 15 aydır tutukluyum. Bu 15 ay içinde beni olduğumdan bambaşka biri gibi tanıttılar. Kriminal bir adam gibi lanse etmeye çalıştılar. Bu süreç çok zor geçiyor. İnsan bir suç işler, cezasını çeker; o zaman ‘Yaptım, karşılığını alıyorum’ dersiniz ama işlemediği suçlardan, uydurma iddialardan dolayı hapiste olmak insanın canını çok acıtıyor.

Televizyonlarda muhabirler, gazeteler beni önce Sayın Ekrem İmamoğlu’nun kasası olarak ilan ettiler. Ağzını açan Ekrem İmamoğlu’ndan sonra benim adımı andı. Sonra rüşvetçi iş adamı oldum. Sonra baktılar rüşvet yok, İBB’den ihale alıp milyoner olmuş bir adam olarak lanse edildim. O bitti, naylon faturacı oldum. O bitti, daha geçenlerde duydum bunu, tarihi eser kaçakçısı olmuşum. Sonra bir ara hepsi birden sustu. Ek ifade vermeye gittikten sonra bir anda televizyonlar benimle ilgili artık haber yapmamaya başladılar ama 2 Mart’ta buraya dilekçe verdikten sonra kaldıkları yerden devam etmeye başladılar.

'GERÇEKLE HİÇBİR ALAKASI YOK'

"Hakkımda söylenenleri bir kenara bırakıyor, kendimi doğrudan doğruya savunabilmenin huzuruyla ve adalete olan inancımla savunmama başlıyorum. Ekrem İmamoğlu’nun şirketi diye lanse edilen şirketin ilk kuruluş aşamasını anlatayım" diye konuşan Kapki, sözlerine şöyle devam etti:

"Yaşım artık 52 olduğu için yeni bir şirket kurup kurumsal bir yapıya geçmek istemiştim. BVA’yı bunun için kurdum. Şirkete bir genel müdür koyup işleri ona bırakarak pazarlama, satış, hukuk ve ihale departmanı gibi birimler kurup yoğun beden emeğinden ziyade yönetici tarafımla kalmak, aileme daha çok zaman ayırmak istiyordum.

İddianamede bu şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok. Benim o tarihlerden önce de ortak olduğum, yönetici olduğum ve danışmanlık yaptığım şirketler bulunmaktaydı. BVA’dan önce de belediyeyle iş yapıyordum. Bütün belediyelerle iş yapıyordum. Belediye ihalesine girmek için yeni bir şirket açmama gerek yoktu. Ben kendi ismimin değil, şirket isminin ve markamız olan Advertcity’nin ön planda olduğu bir yapı kurmak istedim. Ben 23 yıldır açık hava reklamcılığı yapıyorum. Bu sektörün en bilinen iş insanlarından biriyim. Ben iş insanıyım. İş insanının partisi olmaz. Her parti ile çalışırım. Ben burada siyaset yapmak için söylemiyorum bunu. İş insanı siyaset yapmaz; CHP ile de çalışır, AK Parti ile de çalışır, MHP ile de çalışır.”

'İLBAKLAR İDDİANAMEDE YOK, NEDEN?'

İBB Davası’nda savunma yapmaya devam eden iş insanı Murat Kapki, “İlbaklar iddianamede yok, neden? 19 Mart’ta benimle beraber alındı, aynı otobüste Silivri’ye getirildik, yan yana oturuyorduk. Sonra dendi ki ‘etkin pişmanlık’. Etkin pişman da değillermiş. Benim suçlu, onların suçsuz sayılmasının kriteri nedir?” diye sordu.

Murat Kapki, şöyle konuştu:

"Cevap veremeyeceğinizi biliyorum ama şu an beyninizden geçenleri gerçekten öğrenmek isterdim. Benim suç işlediğime kanaat getirenlerin kriterlerini çok merak ediyorum. Benimle benzer işleri yapanların yargılanmıyor olup benim tutuklu olmamın hiçbir açıklaması olamaz. 'İlbaklar suçludur' diye de bir şey söylemiyorum bu arada ama ben neden buradayım, biz neden buradayız diyorum. Bu arada İlbakların Büyük Baskı Merkezi adlı bir firması da vardı. Kültür AŞ’nin bütün baskı işlerini yapıyordu."

'PARA VEREN TARAFIZ'

"Biz Kültür AŞ’den para alan taraf değiliz, para veren tarafız" diyen Kapki, "O kadar şey yazdılar ki bir ara Ekrem İmamoğlu’na yurt dışından gelen kredileri bile bizim aldığımızı, bizim dağıttığımızı iddia ettiler. Kira ödediğimiz bir yeri ne yaparak dolandırabiliriz? Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Nesini dolandırdım ben devletin?" diye konuştu.

"İhaleleri Ekrem İmamoğlu aracılığıyla aldığına" yönelik iddiaları da reddeden Kapki, "Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Yakın zamanda bir televizyon programında Cem Küçük, benim 2020’den önce köfteci olduğumu söyledi. Köftecileri küçümsemiyorum bu arada da yani ne alaka? Bunu söyleyenler aslında ne iş yaptığımı gayet iyi biliyorlar ama 2020’den önceki ticari hayatımı yok saymaları gerekiyor çünkü örgüte girdikten sonra zengin oldum ya! Benim 2020’den önce ne mal varlığım ne param varmış ne de reklamcıymışım gibi yansıtılıyor" dedi.

'REKLAM SÖZLEŞMESİ YAPTIĞIMIZDA BELEDİYE BAŞKANLIĞINA YERLİKAYA VEKALET EDİYORDU'

Şirketinin, İBB’den ihale almak için kurulmuş bir şirket olmadığının anlaşılması için birkaç somut örnek vereceğini söyleyen Kapki, şunları kaydetti:

"Murat Abbas benimle ilgili bir ifade vermiş. Kadıköy ve Karaköy İskelelerindeki reklam alanlarını Murat Ongun, sözde ‘Bunu Murat Kapki’ye ver’ diyerek ona talimat vermiş, o da bu talimata uymamış sözde. Kadıköy ve Karaköy İskelelerindeki reklam bütçelerini ben 20 Haziran 2019 tarihli sözleşmeyle İBB’den aldım. Bu tarih önemli çünkü bu tarih, Ekrem İmamoğlu’nun seçiminin iptal edildiği ve tekrarlanacağı haftaydı. Seçimden 3-4 gün önceydi. Belediye başkanına vekaleten Ali Yerlikaya görevliydi.

Türkiye büyük bir gerici karanlığın pençesi altındayken tarikat ve cemaat ağları ülkenin dört bir yanını sarmaya devam ediyor. Bu gerici abluka Türkiye’de medyayı da büyük oranda belirliyor, bu yapıların suçları medyada kendisine yer bulamıyor. soL, önümüzdeki dönemde bu haberleri güçlendirmek, karanlığın üstüne daha fazla gitmek için de okurunun dayanışmasını talep ediyor. soL’a destek olun, abone olun!

“HANİ İMAMOĞLU'NUN ORTAĞIYDIM'

Sözleşmem Şehir Hatları ile Kadıköy ve Karaköy ihalesi üzerineydi. Ben bunları seçime 3-4 gün kala alınca böyle bir kiralama yapıldığı için o dönemde bir sürü laf çıktı. ‘CHP seçimi kazanacak, CHP gelmeden önce kendi adamlarına yer verdiler’ denildi. Daha sonra ben bu yerleri işletirken daha 1 yılım dolmadan sözleşmem feshedildi. Hani ben Ekrem İmamoğlu’nun ortağıydım? Bu alan Ekrem İmamoğlu seçildikten sonra benim elimden alındı. O hâlde şimdi soruyorum. İddianameye göre Murat Ongun benim yöneticimse, ben onun altındaysam, bütün bu reklam işleri ona bağlıysa ve beni kolluyorsa neden buraları benim elimden aldı? Ben AK Parti zamanında aldığım yerleri onun sayesinde koruyamaz mıydım? Murat Abbas, maalesef çıkarlar için böyle bir iftira atmış çünkü yalanı bu kadar bariz. İstanbul’da bir bina duvarını reklam alanı olarak işletseniz bile bunun yolu İBB’den geçiyor. Nerede reklam yapmak istiyorsanız reklam alanlarıyla ilgili her türlü İBB’ye başvurmak zorundasınız. Kendi ihale yerleri değilse bile izinleri oradan alırsınız. Reklam yeri izinleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınır.

'KAYSERİ'DE DE Mİ FESAT KARŞTIRDIM?'

Bu sadece CHP döneminde olan bir şey değil, devamlı böyle olan bir usuldür. Sadece BVA olarak İBB’den ihale aldığımı zannediyorlar. Oysa BVA olarak Zeytinburnu Belediyesi’nden de reklam ihalesi aldım. Zeytinburnu Belediyesi, AK Parti’dedir. Onu da 2023 yılında almıştım. Bu arada Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin tramvay hattı reklam alanları ihalesine de girdim. Burada 2’nci oldum ve kazanamadım. Kayseri Belediyesi, AK Partili. İhale 15 milyon liradan açılmıştı. 3 kişi katıldık, ben, İlbaklar ve Kayserili bir firma. Ben 34 milyon lira fiyat verdim, diğer firma 36 milyon lira vererek ihaleyi aldı. 15 milyon liraya açılan ihalede fiyatı 36 milyon liraya çıkartarak Kayseri Belediyesi’ne bayağı bir para kazandırdım. Burada da mı ihaleye fesat karıştırdım?"

'SAVCI 'DAVET ETTİK' DEDİ'

Savunmasına devam eden Kapki, “24 Haziran günü öğlen saatinde avukatım geldi. Avukat görüşmesi için içeriye girdim (Eşi) Feyza Hanım’ı adliyeye götürdüklerini söyledi. Tabii orada kan beynime sıçradı. Tam avukat bana bunu söylediği sırada arkamdan kapı açıldı. İnfaz memuru, ‘Çağlayan’a gidiyorsun’ dedi. Olaylar dakikası dakikasına oluyor. ‘Savcı bey seni çağırıyor’ dediler. Tekirdağ’dan Çağlayan’a 2,5 saat içerisinde kafamdan eşim tutuklanır mı; oğlum, kızım, çocuklarım ne olacak, neden eşimi aldılar, onun hiçbir suçu yok diye geçirdim. Kendi kendimi yiyorum. Kardeşimi tutuklamışlar, kayınpederimi almışlar.”

Adliyeye geldiğindeki süreci anlatan Kapki, “Beni savcının odasının önüne getirdiler. ‘Avukatlarım burada mı? Eşim nerede? Avukatlarımı bulup görüşebilir miyiz’ dedim. Kapıda 3-5 dakika bekledikten sonra beni içeri aldılar. Direkt, ‘Sayın savcım eşimi de almışsınız’ dedim. Aynen bu şekilde sordum. O da gülerek ‘Almadık canım, davet ettik’ dedi. ‘Allah razı olsun sayın savcım, beterin beteri var demek ki’ dedim. Artık o esnada eşimin tutuklanma ihtimali dışında hiçbir şey düşünemiyordum” ifadelerini kullandı.

'SAVCI TELEFON AÇIP 'FEYZA HANIM GİTSİN' DEDİ'

Savcı ile görüşmesini anlatan Kapki, “Savcı bey bana açık açık her şeyi anlattı. Ben önceki verdiğim ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum; baştan söyledim, şu anda da yine söylüyorum. Savcı bey konuşmamda aynen ‘Konuş’ dedi. Ben de ‘Ne konuşayım sayın savcı, bir şey bilmiyorum. Yemin ediyorum bir şey bilmiyorum’ diyorum. Biraz sohbet ettik, bana bir kahve söyledi. Sonra ‘İfade verecek misin’ dedi, ben de ‘Vereceğim’ dedim. Kahveyi bitirdik, yine sohbet ettik. Savcı bey bana daha önce ifade veren kişilerin ifadelerini okudu. Yani hakkımda verilen ifadeleri okuyor ama kimin olduğunu söylemiyordu. Sonra bir ara durdu, telefon açtı. ‘Feyza Hanım tamam, gitsin’ dedi. Aynen böyle. Yemin ediyorum size ‘Feyza gitsin’ dedi” diye konuştu.

'ASLINDA ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ VERMEDİM'

Kapki, 24 Haziran’da verdiği ifadeye dikkati çekerek, “Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ‘Ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı bey bana sordu, ‘Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun’ diye. ‘Hayır, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum’ dedim. ‘Peki’ dedi; ifademizi yazdık, yazdık, yazdık... En sonunda bana dedi ki, ‘İleride sana atfedilen bir suç çıkarsa o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin’. İstemediğimi söyledim ama ‘Bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ‘Yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim” iddiasında bulundu.

İMAMOĞLU VE HAKİM ARASINDA TARTIŞMA

Savunmasının ardından Kapki hakim sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı, Kapki’ye “Çıkamayacağınızı anlayınca mı ifadenizi değiştirdiniz” sorusunu yöneltti. Bu sırada Ekrem İmamoğlu araya girerek, soruya itiraz etti.

Mahkeme Başkanı, “Ekrem Bey sesinizi yükseltmeyin. Burası miting alanı değil, araya giremezsiniz. Burası mahkeme salonu” dedi. İmamoğlu, “Bu soruyu sormanız gereken ilk kişi Kapki değildi. Birçok etkin pişmanlıkçı konuştu. Bu insanların can ve mal güvenliği size emanet” diye konuştu.

Tartışmalar üzerine Mahkeme Başkanı, duruşmayı bitirdi. Duruşmaya pazartesi günü devam edilecek.

İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken tutuksuz sanıklar arasında yer alan Kapki’nin eşi Feyza Kapki’ye, “Size ve evlatlarınıza yapılanları duyunca kanım dondu. Evlatlarınızın hakkını savundum” diye seslendi.