Ekrem İmamoğlu dahil 414 kişinin yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının 68. oturumu bugün itibarıyla başladı. Bu celsede, tutuksuz sanıkların dinlenmesine kaldığı yerden devam edilecek. Gözlerin çevrildiği bugünkü duruşmada, 'örgüt yöneticiliği' iddiasıyla cezaevine girdikten sonra 'etkin pişmanlık' hükümlerinden yararlanarak ifade veren ve ardından 'ev hapsi' şartıyla serbest bırakılan iş adamı Ertan Yıldız'ın savunmasını yapması öngörülüyor.
Birgün'den Kayhan Ayhan'ın haberine göre, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya tutuklu sanıklar da katıldı.Tutuklu isimlerin savunma yaptığı ilk celse temmuz başında tamamlanmıştı. İmamoğlu'nun ilk celsede 'susma hakkını kullandığı' gerekçesiyle savunma yapmasına izin verilmemişti.
Duruşmalara, Silivri’ye yargılama başlamadan önce inşa edilen yeni duruşma salonunda sürüyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada duruşmanın yeni yapılan binada 10 numaralı salonda saat 11 sularında başladı. Davada 53 tutuklu, 361 tutuksuz isim bulunuyor.
Bugünkü duruşmada, itirafçı sanıklardan Ertan Yıldız’ın savunma yapması bekleniyor. Yıldız’ın savunmasının ardından sorgusuna geçilecek. Duruşma, Yusuf Kaya'nın savunmasıyla başladı.
Ertan Yıldız, 19 Mart’taki İBB operasyonundan 2 gün sonra ‘suç örgütü yöneticisi olmak’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. Yıldız, ‘etkin pişmanlık’ kapsamında ifade vermesinin ardından ‘ev hapsi’ tedbiriyle tahliye edilmişti.
İş insanı Yıldız, bir dönem İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanlığı görevinde bulunmuş ve Bakırköy Belediyesi meclisinin CHP üyesi olarak görev yapmıştı. Savcılık, Ertan Yıldız'ın "örgütün" iştirak şirketlerden sorumlu yöneticisi olduğunu öne sürüyor.
Yıldız'ın bu kapsamda, "Kültür Aş, Medya AŞ ve BİMTAŞ dışındaki iştiraklerin yaptığı ihale süreçlerini yönettiği, ihaleyi kazanacak firmayı 'örgüt' adına belirlediği, ihale fiyatlarının belirlenmesinde 'sistem payı' olarak rüşvet paralarını önden belirlediği" öne sürülüyor.
"Bu paraları yüklenici firmalardan çantacılar vasıtasıyla teslim aldırdığı, ödemelerini hızlı almak isteyen firma sahiplerinden rüşvet karşılığı hakediş ödemelerini hızlandırdığı" da iddia ediliyor.
Yine suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla tutuklanan ve ‘etkin pişmanlık’ ifadesinin ardından tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş da korumalarıyla birlikte salona geldi.
Erdoğan Göğen'in savunması ve sorgusunun ardından Gülant Candaş sanık kürsüsüne geldi. Candaş'ın ardından İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy'un savunmasına geçildi.
Kadriye Kasapoğlu’nun avukatı Elif Bozyiğit’in savunması da sona erdi ve mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi. Aradan sonra Kameroğlu İnşaat’ın sahibi Adem Kameroğlu SEGBİS ile duruşmaya bağlanıp savunmasını yapacak.
"Bize hep 'Devlet anneyi korur, devlet kadını korur, memurunu korur' dendi. Ben size güvenmek istiyorum. Savunmam kısa ama haklılığım iddianame gibi 4 bin sayfa eder" diyen Kasapoğlu'nun savunması sona erdi. Kasapoğlu'nun savunması izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.
Şehide Zehra Keleş'in savunması ve sorgusu bitti, sanık kürsüsüne İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu geldi. Kullanılmayan bir telefon nedeniyle aylarca tutuklu kaldığını belirten Kasapoğlu, "Arayan insanların Ekrem İmamoğlu'yla konuşma ihtimali olmayan bir telefondu. Hattı Özel Kalem'e yönlendirilmiştir" dedi. Kasapoğlu ayrıca, "Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı. 1,5 yıl incelendi, içinden suç unsuru olabilecek ne çıktı? İddianamenin hiçbir yerinde bu telefon yok" dedi.
Rüşvetle de suçlandığına değinen Kadriye Kasapoğlu, "Hayatımda hiç görmediğim Bayram Yıldırım demiş ki 'Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü gider, paraları alırdı.' Ama hiçbir şoför arkadaşımız bunu kabul etmiyor." dedi. Kasapoğlu ayrıca, "Burada bir örgüt hikayesi anlatılıyor, ben size bir liyakat hikayesi anlatacağım" ifadelerini de kullandı ve Ekrem İmamoğlu'nun KPSS'ye gerek duymadan Özel Kalem'e bir kişiyi alabileceğini ama onun yerine 20 yıllık memur olan kendisini atadığını belirtti.
KADRİYE KASAPOĞLU'NUN SAVUNMASI
Kadriye Kasapoğlu, yaklaşık 309 gün tutuklu kaldığını belirterek hakkındaki suçlamaları reddetti. Savunmasında özellikle İmamoğlu’nun telefonu, rüşvet iddiası, örgüt suçlaması ve oğlundan ayrı kaldığı 11 aylık süreç üzerinde durdu.
Kasapoğlu, suç delillerini gizleme iddiasına konu edilen İmamoğlu’na ait telefonun uzun süredir kullanılmadığını belirterek, cihazın kurum uygulaması kapsamında teknolojiden sorumlu personele teslim edildiğini söyledi. “Ortada ne bir suç vardır ne de suçu karartmaya yönelik bir delil söz konusudur” dedi.
RÜŞVET İDDİASINI KABUL ETMEDİ
Kasapoğlu, hakkındaki ikinci suçlama olan “rüşvete yardım” iddiasına da tepki gösterdi. Bayram Yıldırım’ın, Florya’da Fatih Keleş’in ofisine giden araçlardan birinde Kasapoğlu’nun şoförü Caner Kırca’nın para aldığı yönündeki iddiasını hatırlatan Kasapoğlu, kendisinin Bayram Yıldırım’ı hiç tanımadığını ve görse teşhis edemeyeceğini söyledi. Kasapoğlu, şoförü Caner Kırca’ya içinde ne olduğunu bilmediği çanta, sepet ya da para taşıması yönünde hiçbir talimat vermediğini belirterek, “Bu iddiayı da tamamen reddediyorum” dedi.
Örgüt üyeliği suçlamasına da tepki gösteren Kasapoğlu, özel kalem müdürü olarak yaptığı rutin görevlerin suçlama konusu yapıldığını söyledi. Bürokratlarla yaptığı telefon görüşmelerinin görevinin gereği olduğunu belirterek, “Benim ait olduğum tek şema İBB’deki özel kalem müdürünün bulunduğu yerdir” dedi.
Kasapoğlu, savunmasının son bölümünde 13 yaşındaki oğlundan yaklaşık 11 ay ayrı kaldığını anlattı. “Oğlumun koynundan alındım” diyen Kasapoğlu, oğlunun LGS döneminin ve yaşadığı anne yoksunluğunun telafi edilemediğini söyledi.
'SAVUNMAM KISA AMA HAKLILIĞIM 4 BİN SAYFA'
Kasapoğlu, mahkemeden beraatini ve adli kontrolünün kaldırılmasını istedi. Savunmasını, “Savunmam bu kadar kısa ama haklılığım 4 bin sayfa kadar, iddianameniz kadar eder” sözleriyle tamamladı.
Eski İPA çalışanı Şehide Zehra Keleş savunmasında, "İBB Hanem ile ilgili suçlandığımı öğrendim. Ne olduğunu polisler anlatamadı, nezaretteki arkadaşlar anlattı" dedi ve hakkındaki örgüt üyesi suçlamasına da itiraz etti. Keleş'in ardından avukatı Büşra Çakır, müvekkilinin İPA'dan istifa ederken gerekçe olarak maaşının yoksulluk sınırının altında kalmasını gösterdi ve "Suç örgütü üyesi bu sebeple işten ayrılır mı?" diye sordu.
Erdoğan Göğen'in savunması ve sorgusunun ardından Gülant Candaş sanık kürsüsüne geldi. Candaş'ın ardından İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy'un savunmasına geçildi.
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, kendisiyle ilgili suçlamada suç tarihi olarak gösterilen dönemde, 2023'teki deprem nedeniyle Hatay'da olduğunu, suç tarihinde İstanbul'da bile olmadığını belirtti.
Erdal Celal Aksoy'dan sonra sanık kürsüsüne Hamit Keleş çıktı. Keleş'in de savunması ve sorgusu sona erdi. Sıradaki tutuksuz sanık Şehide Zehra Keleş savunmasına başladı.
Eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu'ya 1 milyon 200 bin dolar rüşvet verdiği iddia edilen Erdoğan Göğen'in savunması bittikten sonra sorgusuna geçildi. Aykut Erdoğdu'nun avukatı Tuğba Torun, "Faaliyetleriniz, işe başladıktan sonra mı durduruldu?" diye sordu. Göğen, "Evet" yanıtını verdi. Torun bunun üzerine, "Durdurulmasının rüşvetle alakası var mı?" sorusunu yöneltti. Göğen ise, "Rüşvet versem hangi genel müdür benim faaliyetimi durdurabilir" dedi.
Aykut Erdoğdu'nun avukatı Tuğba Torun, "Firmayı ne kadara devraldınız?" diye sordu. Erdoğan Göğen, "1 milyon 350 bin Euro devir bedeli ödedim. Bu miktara şirketi devralmışken 1 milyon 200 bin dolar rüşvet diye konuşulan rakam benim ticari kafama girmiyor" ifadelerini kullandı.
Yusuf Kaya, önceki savunmalarını tekrarladı, kimseye rüşvet vermediğini, rüşvete aracılık etmediğini söyledi. Kaya'nın savunmasının ve sorgusunun ardından sanık kürsüsüne Erdoğan Göğen geldi.
Tutuklu sanıklar, avukatları, gazetecileri, izleyiciler ve mahkeme heyeti salondaki yerini aldı, duruşma saat 11.10'da başladı. Suç örgütü liderliği iddiasıyla başka bir davada yargılanan ve İBB Davası'nda da sanık olan Aziz İhsan Aktaş da duruşma salonuna geldi. Aktaş, duruşma salonuna korumalarıyla giriş yaptı. İBB Davası'nın ikinci celsesinin dördüncü günü Yusuf Kaya'nın savunmasıyla başladı.
İDDİANAMENİN AYRINTILARI...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.
İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.
İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.
Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
53 TUTUKLU VAR
Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.
İBB davasında 66. günGündem