YENİÇAĞ - Görüş / Arslan BULUT
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi olarak ne ilk Kıblemiz Mesci-i Aksa’ya ne Kıblemiz Kâbe’ye ne de Hazreti Rasulullah’ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız, sessiz kalmayız, tahammül göstermeyiz” dedi.
Oysa bütün dünya biliyor ki Husilerin Mekke ve Medine’ye saldırdığı iddiası, ABD-İsrail medyasının uydurmasıdır. Öyle ki hacıları rahatsız eden ve gözaltına alınan silahsız bir kişiyi, haberlerde “canlı bomba” diye tanıtabildiler...
Bahçeli, ayrıca “Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan’ın savunmasına mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkân sağlanmalıdır” diyerek “Dost ve müttefikimiz olan Suudi Arabistan” ifadesini kullandı.
Mekke Antlaşması TBMM’de onaylanmadığı için Suudi Arabistan Türkiye’nin müttefiki değildir, dostu da değildir.
Bahçeli, “Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ndan kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam âleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir” dedi ve Fahrettin Paşa’nın Medine Müdafaası’nı hatırlattı.
Fahrettin Paşa, Medine’yi İngilizlerin desteklediği Şerif Hüseyin liderliğindeki Haşimi kuvvetlerine karşı 2 yıl 7 ay savunmuştu.
Savunma sırasında Türk askerleri, açlıkla, susuzlukla, çöl sıcağıyla mücadele etti.
Hz. Muhammed’in kabrindeki Kutsal Emanetler, düşman eline geçmemesi için 2.000 askerin koruması altında İstanbul'a gönderildi.
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'ne rağmen Fahrettin Paşa teslim olmayı reddetti.
Padişahın emriyle 10 Ocak 1919'da karargâhından alındı; şehir 13 Ocak 1919'da teslim oldu. Fahrettin Paşa önce Mısır'a, ardından Malta sürgününe gönderildi.
Şerif Hüseyin, İngilizlerle iş birliği yaparak Osmanlı Devleti’ne karşı Arap İsyanı'nı başlatan son Mekke Şerifi’dir.
Medine Müdafaası, İngilizler tarafından Arabistan’ın başına getirilecek Şerif Hüseyin’e ve İngilizlere karşı yapılmıştır. Şerif Hüseyin de İngilizlerin Suudileri tercih etmesi üzerine 1924’e devre dışı kalmıştır.
Bugün, Türkiye’nin kimseye karşı bir taahhüdü yoktur. Çünkü Mekke Anlaşması, bir kâğıt parçasından ibarettir, yürürlükte değildir.
***
Diğer taraftan, eski MHP İstanbul İl Yöneticisi; Bahçelievler’den arkadaşım Osman Demir, beş yıllık Suudi Arabistan deneyiminden yola çıkarak şöyle bir paylaşım yaptı:
“1982-1987 yılları arasında Suudi Arabistan’da kaldım. Bu beş yıl boyunca edindiğim intiba şudur: Suudiler, önce İngilizlerin sonra da Amerika ve İsrail’in projeleri için çalışmıştır. Bugünlerde çok konuşulan Mekke İttifakı, Amerika’nın ve İsrail’in projesidir. Mekke İttifakını reddediyoruz. Bölgede halen İsrail’in hizmetçiliğini yapan Suudi Arabistan’a askeri, siyasi, ticari hiçbir yardımı kabul etmiyoruz.”
***
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de Yemen konusunda çok net bir tavır aldı:
“Evirmeden çevirmeden, kitabın ortasından söylemek gerekirse, Türk askerini Yemen'e göndermek. Türkiye'nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen'e göndermek.
Türkiye'nin planı, Türkiye'nin programı değildir. Türk askerini Yemen'e göndermek Trump'ın planıdır, İsrail ve Amerika'nın çıkarlarına hizmet etmektir. Kimse Meclis’e gelmemiş, somut bir anlaşmaya dönüşmemiş, bir imzayla Anayasa’yı ve yurt dışına asker göndermedeki Meclis yetkisini ihlal edemez.
Dış politika, Tayyip Bey ve çevresinin şahsi ilişkilerine göre, Amerika ile kurdukları al-ver ilişkisine göre, ‘Ben senin her istediğini yapayım, sen bende olmayan meşruiyeti bana ver. Öyle anlaştık Tom Barrack'la...’ ilişkilerine göre olmaz. Trump'ın figüranı olmaya, İsrail'in koruyucusu olmaya, Mehmetçiği burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız.
İster Trump olsun ister olmasın. İster topal ördek olsun ister çift ayakla, çifte telli oynasın, bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz.”
***
Dış politika, milletin geleceğine doğrudan etki eder. Türkiye’nin Suudi Arabistan’ı ve dolayısıyla İsrail’i korumak gibi bir görevi yoktur. Mekke Anlaşması’nın sahibi İsrail ve ABD gizli servisleridir. İran’a karşı Sünni ittifakını 2012 yılında öneren, İsrail İç İstihbarat Başkanı Ami Ayalon’dur.
Türkiye’nin geleceğiyle ilgili böyle bir konuda, Özgür Özel ve Osman Demir’in uyarıları, umarım, milletin doğru yolu bulmasına yardımcı olur.