Son açıklanan küresel gıda enflasyonu verileri, Türkiye'nin temel gıda fiyatlarındaki yapısal sorunlarının uluslararası arenada ne denli belirginleştiğini gözler önüne serdi.
Enflasyondaki son verilerine bakıldığında, Türkiye'nin gıda enflasyonu liginde dünyanın en kırılgan ekonomileriyle aynı kategoride yer aldığı görülüyor.
EN YÜKSEK GIDA ENFLASYONUNA SAHİP 5. ÜLKE
Açıklanan listeye göre, Türkiye gıda enflasyonunda dünya genelinde en yüksek oranlara sahip ülkeler arasında 5. sırada konumlandı. Eylül 2026 (2026-09) referanslı güncel verilere göre Türkiye'nin gıda enflasyonu yüzde 27.62 olarak kaydedildi. Bir önceki dönemde yüzde 33.79 olan oranda matematiksel bir gerileme yaşandı. Bu gerilemeyle Türkiye Suriye’nin altın indi. Ancak bu düşüş ülkenin küresel sıralamadaki vahim tablosunu değiştirmeye yetmedi.
KIYASLANAN ÜLKELER TABLONUN AĞIRLIĞINI GÖSTERİYOR
Türkiye'nin gıda enflasyonunda hemen ardında sıralandığı ve kendisinden daha kötü durumda bir çok ülke yer alıyor. Yüzde 555 enflasyon ile ekonomik çöküş yaşayan Venezuela, yüzde 130 ile İran, yüzde 34.9 ile hiperenflasyon sarmalındaki Arjantin ve yüzde 29.1 ile yıllardır iç savaşın yıkıcı etkilerini hisseden Suriye.
Türkiye'nin tarım potansiyeline rağmen, ağır ambargolar, iç savaşlar veya tarihi ekonomik krizlerle boğuşan bu ülkelerin hemen arkasında yer alması, uygulanan gıda ve tarım politikalarındaki yetersizliğin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

GELİŞMEMİŞ ÜLKELERİN BİLE GERİSİNDE
Türkiye'nin listede kendi altında bulunan ülkelere kıyasla sergilediği performans dikkat çekiyor. Listeye göre Türkiye; gıda enflasyonunda yüzde 21.5 seviyesindeki Moğolistan, yüzde 20 seviyesindeki Lübnan, yüzde 19.57 ile Nijerya, yüzde 17.6 ile Haiti ve yüzde 16.9 ile Libya gibi ülkeleri geride bırakarak bu ülkelerden daha yüksek bir fiyat artış hızına ulaştığı görüldü.
Özellikle ekonomik, siyasi ve altyapısal olarak derin krizler yaşayan Lübnan, Haiti ve Libya gibi ülkelerin dahi gıda enflasyonunda Türkiye'nin altında kalması, Türkiye'deki fiyatlama davranışlarının ve gıda tedarik zincirindeki problemlerin ne kadar kronikleştiğini kanıtlıyor.