“Suçlular Aramızda” 1964 yapımı bir Metin Erksan filmidir.
Zamanının çok ilerisinde ve baya baya o yılların Hollywood filmleri ayarındadır.
Kalabalık sahneleri, parti sahneleri, kamera hareketleri ve daha birçok yönüyle Hollywood’u yakalamayı başarmış sayılı Türk filmlerinden biridir.
Ayrıca Türkiye’de burjuvayı konu alan nadir filmlerdendir.
İki farklı sınıftan aynı suçu ele alan filmi sınıf çatışması olarak okumak gayet mümkün.
Öyle ki, 1965 Milano Film Festivali’nde “En iyi Sosyal İçerikli Film” ödülünü almıştır…
Peki 2026 Türkiye’sinde suçlular nerede? Sınıfına göre, yolunu bulana göre, yine aramızda değil mi? Yanaşma düzenindeki suçluları kastetmiyorum sadece…
Bir de içeriden aramıza salınan suçlular var.
Mesela infaz yasasının delik deşik edilmesi sayesinde onlarca suç kaydı olanlar aramızda dolaşıyor. Yeni bir suç işlediklerinde hatırlıyoruz onları.
Onlar “yerli ve milli” suçlularımız…
Bir de “ithal suçlularımız” var.
Peki “ithal suçlular” aramızda nasıl dolaşabiliyor?
Anlatayım da görün çürümeyi…
Kırmızı bültenle aranan Irak uyruklu IŞİD mensubu Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheeko, Eskişehir’de yakalandı.
Bu size sıradan bir haber gibi gelebilir.
Çünkü yıllardır neredeyse her hafta Türkiye’de IŞİD üyesi teröristler yakalanıyor…
Ama sakın sıradan bir olay gibi gelmesin.
Gelmesin, çünkü olayı vahim yapan kırmızı bültenle aranan Iraklı bir IŞİD üyesinin ülkemizde olması değil…
Daha vahimi kırmızı bültenle arandığı, Türkiye’ye giriş yasağı ve G-87 kodu olduğu halde ülkemizde rahatça hareket edebilmesi…
Bilmeyenler için belirteyim; G-87 tahdit kodu, yabancı uyruklu kişilerin "Genel Güvenlik açısından tehlike arz etmesi" (terör bağlantısı şüphesi vb.) nedeniyle Türkiye'ye girişlerinin yasaklanması veya sınır dışı (deport) edilmesi işlemidir.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından konulan bu kod, süresiz giriş yasağı getirir, mevcut ikamet/çalışma izinlerini iptal eder…
Kırmızı bülten, G-87 tahdit kodu…
“Bütün bunlara rağmen nasıl oluyor da IŞİD üyesi terörist ülkemizde rahatça hareket etti” diyorsunuz değil mi?
Şimdi burada filmi azıcık geri sarayım;
2024 yılında Sözcü TV’de İpek Özbey’in programında Türkiye’nin ilk kez duyduğu GBT çetesini belgeleri ile anlatmıştım.
Bu çete, yabancı uyruklulara hizmet veren tercüme ve danışmanlık ofisleri ile Emniyet içerisindeki partnerlerinden oluşuyor.
Sistem şu şekilde işiyor; Türkiye’ye legal yollardan giriş yapmış ya da illegal yollardan girip varlığını bir şekilde legalleştirmiş Suriyeli, Iraklı veya Afgan bir IŞİD ya da El Kaide mensubunu düşünün. Ya da uyuşturucu ticareti yapan bir yabancı olsun…
Devlet o sırada bu kişi hakkında bir bilgiye sahip olmadığı için bir tahdit kodu koymuyor. Ancak daha sonra devlet o kişi hakkında bir istihbarat elde ediyor, suç türüne göre tahdit kodu konuluyor ve o kişi aranan suçlu oluyor.
Bu durumu bilen yabancı uyruklu suçlular kendilerine tahdit kodu konulup konulmadığını öğrenmek için para karşılığında tercüme ve danışmanlık ofisleri aracılığıyla Emniyet’in polnet sisteminde sorgulama yaptırtıyor. Önce danışmanlık ofisleri ilgili yabancı uyruklunun bilgilerini “anlaşmalı” polislere geçiyor.
Polisler de sorgulama ekranının görüntüsünü gönderiyor… (Danışmanlık ofislerine gönderilen GBT sorgulamasının yapıldığını gösteren polnet ekran görüntülerini canlı yayında göstermiştik.) Böylece bir yabancı uyruklu, cihatçı terörist olduğunun ya da uyuşturucu ticareti yaptığının devlet tarafından tespit edildiğini öğrenirse ona göre önlemini alıyor, hayalete dönüşüyor.
Hani önceki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya 729 bin Suriyelinin adreslerinde bulunamadığını, kayıp olduğunu duyurmuştu ya, işte onların çoğu GBT çetesinden aldığı tüyo ile kayıplara karışmıştı…
Eskişehir’de yakalanan 37 yaşındaki Iraklı IŞİD mensubu Sheeko da tahdit koduna rağmen GBT çetesi sayesinde Türkiye’de cirit atabildi.
Hayalet suçlu olarak aramızda dolaşabildi.
Sheeko olayı, Türkiye’de demografik istila üzerinden yıllardır büyüyen güvenlik zaafının nasıl organize bir piyasaya dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hakkında kırmızı bülten bulunan, G-87 tahdit kodu konulan bir IŞİD mensubu ülkede saklanabiliyor, dolaşabiliyor, bağlantılar kurabiliyor…
Bu yapı sadece cihatçı teröristlere hizmet etmiyor.
Uyuşturucu kaçakçılarından insan tacirlerine, kaçak göç organizatörlerinden mafya bağlantılı isimlere kadar geniş bir ağ aynı yöntemlerle korunuyor.
Sıradan bir mesele olmayan ve devletin güvenlik refleksini içeriden delen GBT çetesini iki yıl önce TV ekranında anlatmama ve ara ara hatırlatmama rağmen hale kapsamlı bir operasyon yapılmadı. Emniyet’in sistemini pazara çevirenler hala görevde…
Oysa devlet dediğiniz şey yalnızca bina değildir.
Devlet, sistemine duyulan güvendir.
Ve adalet ile güvenliği sağlayamayan bir devletin yurttaşı ile mutabakatı çöker.
1964’te Metin Erksan “Suçlular Aramızda” diyordu.
2026 Türkiye’sinde suçlular sadece aramızda değil.
Sistemin de içinde…