Tarih 14 Nisan 2026’ydı…
Bu köşede “Ankara sırları yeni başlıyor” başlık bir yazı kaleme almıştım…
O yazımda, MHP’li İzzet Ulvi Yönter’in Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuşmanın metnine Ayhan Bora Kaplan çetesi lehine yaptığı müdahalenin ardından gözaltına alınan ve tutuklanan polis müdürlerinin akıbetini yazmıştım…
Firari FETÖ’cü Cevheri Güven’e bilgi sızdırmakla suçlanan o polis müdürlerinin, MİT tarafından ele geçirilen FETÖ’nün fişleme listelerinde örgüte düşmanlar kategorisinde yer almalarına rağmen MHP tarafından neden FETÖ’cülükle itham edildiklerini anlatmıştım…
Tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalan üç polis müdüründen Murat Çelik’in, İzzet Ulvi Yönter’in istifası sonrası sessizliğini bozup Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün siyasi ayağına, örgütün üst aklı olan siyasilere dikkat çekmesinin ne anlama geldiğini aktarmıştım…

Ve o yazımın sonunda, “MHP’de ilk raundu kazanan cephe, sessizce ikinci raundun sonucunu hazırlıyor.” demiştim. Dün itibariyle ikinci raundun sonucu da belli oldu.
Türkiye’nin takip etmekte zorlandığımız baş döndüren gündeminde dikkatlerden kaçan bir gelişme olarak; Cevheri Güven'e bilgi, belge verdikleri iddiasıyla yargılanan eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ve eski Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan beraat etti.

Hatırlatalım; beraat eden Emniyet müdürlerinden Murat Çelik, tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldıktan sonra İzzet Ulvi Yönter’in “MHP’ye sızan ajan” diyerek itham ettiği Eyyup Yıldız ile fotoğraf vermişti…
Sizin anlayacağınız, MHP’de ilk raundu kazanan cephe, böylece ikinci raundu da kazanmış oldu.

YA BUNDAN SONRASI?

Bu son raund değildi. Çünkü Ankara’da hiçbir hesap tek perdeyle kapanmaz. Çünkü devlet içinde hiçbir yapı, kaybettiği mevziiyi sessizce terk etmez. Veya o mevzilerden sessizce sökülmez. Özellikle de güvenlik bürokrasisi söz konusuysa…

Şöyle anlatayım; MHP’de kazanan cephe, kaybeden cephenin hem parti içerisindeki hem de devlet içerisindeki yapılanmasında tasfiyeleri sürdürmeye çalışıyor.
Deyim yerindeyse kaybeden cephenin siyasi amel defteri kapatılmaya çalışılıyor.

PEKİ, KARŞI CEPHE, KAYBEDEN İZZET ULVİ YÖNTER CEPHESİ NE YAPIYOR?

Bir taraftan güvenlik ve yargı bürokrasisindeki mevziilerini tutmaya çalışırken bir taraftan da 7 Mart 2027’de yapılacak MHP kongresine hazırlanıyorlar…
Bahçeli, yeniden yapılandırılan teşkilatlarla kendinden sonraki genel başkana dikensiz gül bahçesi hazırlarken Yönter cephesi, yeni delege yapısını sessizce dizayn etmenin peşinde. Yönter, elbette Devlet Bahçeli’ye rakip olarak çıkmayacak. Ancak Bahçeli sonrası için şartları yeniden kendine lehine olgunlaştırmayı hedefliyor. Yeni kongre sürecinde oluşacak delege yapısına Bahçeli sonrası dönemin liderini belirlemede rol oynayacağı gözüyle bakıyorlar…

Aktarılanlara göre, Yönter cephesinin bu sessiz operasyonu, derin MHP’deki savaşı sertleştirecek. Öyle ki, Murat Çelik’in işaret ettiği Ayhan Bora Kaplan çetesinin siyasi ayağına yönelik operasyonu görebiliriz.
Zira beraat eden üç polis müdürünün elinde avucunda ne varsa kazanan cepheye döktüğü konuşuluyor.
Kaldı ki, söz konusu polis müdürleri sadece Ayhan Bora Kaplan soruşturmasına değil Sinan Ateş cinayetine de hâkim isimler. O dönemin de görevli isimleriydi.
O dönem Emniyet’te Ateş cinayetinin üstüne kim gitse bir yere kadar gidebiliyordu, çünkü ucu hep aynı yere çıkıyordu. Ancak Ateş cinayetinin baştan sona her noktası, bir yerlerde duruyor…

Sizin anlayacağınız, MHP’nin derinliklerindeki kavga devlet içindeki güç alanlarını da etkileyen çok katmanlı bir mücadeleye dönüşmüş vaziyette.
Bir taraf tasfiye ederek alan açmaya çalışırken, diğer taraf zamanı bekleyip yeniden oyun kurmanın hesabını yapıyor.
Bugünden kurulan dengeler, yapılan hamleler, yarın birilerini ayakta tutacak, birilerini ise tamamen sistemin dışına itecek…