Gazeteci Fatih Altaylı, dolandırıcılık davasıyla tutuklu yargılanan Seçil Erzan'ın kendisine gönderdiği mektubu anlattı. Altaylı "Seçil Erzan, tefecilerden para almaya başlaması ile birlikte büyük bir açmaza sürüklenmiş ve bir kısır döngü içinde hem kendini de hem mesleğini yok edecek bir yola savrulmuş." dedi.

Altaylı, Seçil Erzan’ın mahvolmasına neden olan sürecin mevduat faizlerinin düşmesi ile başladığını ifade etti.

"ARDA TURAN VERDİĞİNİN İKİ KATINI ALMAK İSTEDİ"

Seçil Erzan'ın mektubunda Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan için kullandığı "Arda Turan’ın hiçbir alacağı yoktur. Anaparasının daha fazlasını 1 ayda geri almış ancak çarpı 2 olarak beklemektedir. 2 katını alamadığı için ‘Paramın tamamını alamadım, ben zaten faize karşıyım herkes bilir’ demektedir ancak yazışmalarımız tam tersidir." ifadeleri dikkat çekti.

Fatih Altaylı'nın Seçil Erzan'ın mektubunu da aktardığı bugünkü yazısındaki ilgili bölüm şöyle:

"Bugün de Seçil Erzan’ın mektubu ile kaldığım yerden devam etmek istiyorum.

Siz mektubu okurken kafanız karışabilir.

O yüzden ben biraz olayın seyri ile ilgili ön bilgi vereyim.

Seçil Erzan, tefecilerden para almaya başlaması ile birlikte büyük bir açmaza sürüklenmiş ve bir kısır döngü içinde hem kendini de hem mesleğini yok edecek bir yola savrulmuş.

İyi de Seçil Erzan niye bu yola girmiş? Başarılı bir bankacı niye tefecilerin eline düşmüş, niye tefecilerden borç almış?

Hem bana anlattıklarından hem de mektubunda hâlâ açıkça belirtmese de yazdıklarının kronolojisinden ortaya çıkan gerçek şu: Seçil Erzan’ın mahvolmasına neden olan süreç mevduat faizlerinin düşmesi ile başlamış.

Yıllardır şubesinin müşterisi olan ve çok sevdiği bir teknik direktör, Erzan’a parasına nasıl yüksek getiri elde edebileceği ile ilgili danışmış.

Erzan da müşterisini kaybetmemek için, parasını işletebileceğini söylemiş.

Teknik direktör, parasının olabilecek getirisinden çok yüksek meblağlar istemeye başlamış. Erzan da “Bu kadar getirimiz yok” diyememiş.

Ve giderek batmaya başlamış.

Bu arada teknik direktörün yüksek getiri elde ettiğini duyan bazı futbolcular da paralarını Erzan’a verip, benzer getiri taleplerinde bulunmuşlar.

Sonrası kısa sürede Erzan’ın tefecilere borçlanmasına, sistemi sürdürebilmek için bir saadet zinciri kurmasına neden olmuş.

Şimdi gelin mektubu okumaya devam edelim:

“Freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı giderken ve tüm bu yaşananlar devam ederken son güne kadar tüm malvarlığımı sattım. Tamamı anne baba ve dedemden miras kalan Florya’da 2 ev, Çorlu’da 2 ev, Trakya’da arsalar, tarlalar, Bozcaada’da 3 adet arsa sattım. Sene sonu şube kârlılığından gelen 15 maaş kadar tutan jestiyonlarımı, annemin benim için biriktirdiği birkaç altını sattım. Kirada oturmaya başladım. Son 8 ay evimin kirasını ödeyemedim. Herkese faiz ödüyor, para yetiştirmeye çalışıyordum.

1 TL menfaatim olmadı, kimsenin 1 kuruşuna dokunmadım, yüzde 90 engelli annemi bir gece tefeciler sokağa attı, korkunç günler geçirdim.

Örneğin Semih Kaya. Yurt içi, yurt dışı hesaplarında toplam 3,2 milyon doları vardı. Tamamını bana verdi. Kısa süre sonra Bodrum ID yalılarından 4 milyon euroya villa aldı. Firmanın muhasebecisine parayı valizle ben ödedim. 5 günde 350 bin dolar verip, 725 bin dolar aldı. Hesabına bu paraları benim yatırdığım hesap hareketleri ile belli. Kendi beyanı da var zaten. Yüzde 6420 faiz aldı, dolarına.

Selçuk İnan’a ‘Ben çok kazanıyorum. Sen de Seçil ablaya para ver” dediğini Selçuk İnan kendi bankaya söyledi.

Bugün mal varlığı edinimlerinden başka, hesabında öncesinden daha çok para var. 3 milyon dolar üzerinde faiz aldı.

Yine Ayhan Akman’ın emlakçısı aracılığı ile Malatyalı bir iş adamından kendi aracını rehin göstererek para aldığı, bu parayı bana verip faizden komisyon kesip paylaştığı, emlakçı Şenol’un ‘Ayhan çok komisyon alıyor. Onu aradan çıkaralım’ dediği yazışmalar ile ispatlı.

Erkan Karaca adlı işadamının 600 bin dolara üç günde 680 bin dolar faiz alıp, bunu beğenmeyip 1,5 milyon dolar istediği, zorla 1,1 milyon dolar alıp kalanı için de senet imzalatıp icra takibi başlattığı da ispatlı.

Merve Yılmaz’ın ‘Senin canını alırım” yazışması var.”

Mektubun şimdi aktaracağım bölümünde Erzan, Terim ile tanışmasını ve tüm bu sürecin başlangıcını anlatıyor:

“Florya şubede müdür olarak 10 yıldır çalışıyordum. GS kulübünün bankamız ile olan ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan Metin Oktay tesislerindeki tüm futbolcu ve çalışanların bireysel hesapları, sözleşme ve maaş bedelleri şubem aracılığı ile yapılıyordu. Bu süreç boyunca ekibim ve ben bu müşteri kitlesine çok özen gösteriyor ve banka ortalamasının üzerinde bir müşteri memnuniyeti yaratıyorduk.

Bu sürede de Fatih Terim ile bankacı müşteri ilişkimiz karşılıklı güven ve saygı içerisinde ilerlemiş, kendisinin ve ailesinin tüm nakit akışını yöneten finansal destekçisi olmuştuk. Zamanla aramızda abi kardeş, baba kız güveni, saygısı ve sevgisi ilerlemişti.

Dosyada isminin Fatih Terim Fonu olarak iddia edilmesi, aynı kalıp halinde beyanlar verilmesi benim dışımda başkalarının sebep olduğu bir durumdur ve doğru değildir.

Fatih Terim ile aramızda bir fon işlemi hiç konuşmadığımızı “Seçil beni bir şeylere ikna etmedi” beyanı ile sabittir.

Kendisinin kullanımıma verdiği tutarları faizi ile geri aldığı ispat edilmiştir. Dosyadaki dolandırıcılık iddiasında da uzlaşmaya gidilmiştir.

Terim’in benden hiçbir zaman zorla, baskıyla, ısrar ile yüksek faiz talebi olmamıştır. Ancak ben de kendisinin hiçbir talebine ‘Hayır’ demedim, her istediğinde ihtiyacı kadar ödeme yaptım, o da bu ödemenin kaynadığını sormadı, bu da gerçektir.

2022 Ocak ayından itibaren kendisine elden şoförü aracılığı ile ödemeler yaptığım şoförünün tanık beyanı ile ispat edilmiştir.

Bu dosyada Fatih Terim’in kızı Buse Terim, yeğeni Terim Arıcan, eski damadı Volkan Bahçekapılı, Bahçekapılı’nın kuzeni Emre Belozoğlu, aile içinden Nur Erkasap, çok yakını Arda Turan, Arda Turan’ı seven, sayan Emre Çolak, tercüman Mert Çetin. Çetin’in en yakın arkadaşı Muslera vardır.

Emre Belozoğlu, beni hiç tanımadığını, parasını kuzeni Volkan Bahçekapılı ile verdikten sonra benimle tanıştığını beyan etmiştir.

Volkan Bahçekapılı Emre Belozoğlu’ndan aldığı paranın bir kısmını Nur Erkasap’a havale göndermiştir. Parasını gününde ödeyemediğimde evime gelip defter sayfasına 1 gün için 100 bin dolar faiz ekleten imzalı kağıt almış, bu kağıt dosyaya evrakta sahtecilik belgesi olarak girmiştir.

Arda Turan’ın hiçbir alacağı yoktur. Anaparasının daha fazlasını 1 ayda geri almış ancak çarpı 2 olarak beklemektedir. 2 katını alamadığı için ‘Paramın tamamını alamadım, ben zaten faize karşıyım herkes bilir’ demektedir ancak yazışmalarımız tam tersidir. 6,5 milyon dolara 1 ayda 7,5 milyon dolar aldığı halde, sunduğu belgede 13 milyon USD yazan faizli tutarı, ‘6,5 milyon dolar alacağım kaldı’ diyerek gerçek dışı beyanda bulunmaktadır. Bana verdiğini iddia ettiği tutarları ise her nedense tarih olarak hatırlamamaktadır.

Gizlice aldığı ses kaydında ise bize fon demedin cümlesi yer almakta, ayrıca ‘Anaparanı aldın sen’ dediğimde ‘Yok anapara falan. En çok benim alacağım var. Anladın mı!’ diyerek anlamamı sağlamıştır!

Emre Çolak’ın İspanya’da yaşadığını bilmiyordum. En son 10 yıl önce görüşmüştüm.

Arda Turan İspanya’daki vergi borcunu benden aldığı para ile ödedikten sonra İspanya’ya gitmiş. Emre Çolak’ın beni arayıp ‘Arda abiye para gönderiyorum’ demesiyle benim haberim oldu. Görüşme HTS kayıtları ile sabittir. Arda Turan’ın alacağı olmadığı halde birtakım yollarla bankadan anaparam diye faiz aldığını öğrendik. Emre Çolak’a ödeme yapmadı ise vicdanına bırakıyorum.”

Fatih Altaylı, daha önceki yazısında da Seçil Erzan’ın hak ettiğinden daha ağır bir cezaya çarptırıldığını, Erza'ın yanlış bir maddeden yargılandığını ve aldığı ceza ile işlediği suç arasındaki bağın koptuğunu söylemişti. Fatih Altaylı, Seçil Erzan’ın yaşadıklarını anlatan mektubu önümüzdeki günlerde de yazmaya devam edeceğini belirtti.