Gazeteci Yiğit Uz’un ulaştığı belgelere göre, Enver Altaylı’nın savcılık ifadesinde kendisine Fethullah Gülen’e gönderdiği öne sürülen mektuplar hakkında sorular yöneltildi.

İfade tutanağında, “Muhterem Efendim…” sözleriyle başladığı belirtilen bir mektupta Kaşif Kozinoğlu için kullanıldığı öne sürülen, “Bu adam hizmet elemanlarını hedef gösteriyor. Bu kişinin etkisizleştirilmesi gerekir” ifadeleri de Altaylı’ya soruldu.

Altaylı’nın yanıtı tutanağa şöyle geçti:

“Ben böyle bir mektup yazmadım. Varsayalım ki yazdım…” Savcılığın “Kaşif Kozinoğlu’nu tanıyor musunuz?” sorusuna ise Altaylı, “Ben Kaşif Kozinoğlu’nu tanımıyorum” yanıtını verdi. Ardından hazırladıkları yazılı beyanı dosyaya sunmak istediklerini belirtti. Altaylı, 20 sayfalık yazılı beyanında da kendisine atfedilen mektupları yazmadığını ve Kozinoğlu’nun ölümüyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını savundu. Hakkındaki yayınlarla, ifadesi alınmadan kamuoyunda fail olarak gösterildiğini ileri sürdü. Bu kapsamda özellikle Aydınlık gazetesi ve Doğu Perinçek’e yönelik eleştirilerde bulundu. Savunmasının önemli bölümünü dijital materyallere ilişkin itirazlar oluşturdu.

Altaylı, cihazlara el konulduğu gün adli kopyalarının alınmadığını, ilk kopyalama işlemine kadar haftalar geçtiğini belirtti. Cihazların bu süredeki durumunun açıklığa kavuşturulmasını istedi. Altaylı ayrıca, gözaltına alınmasından 35 gün sonra telefonunun hafızasına giren bir mesajın aleyhinde kullanıldığını ileri sürdü. El koyma sonrasına ait internet erişimleri ve veri değişiklikleri bulunduğunu; mektupların yer aldığı dijital materyallerde de uzman incelemeleriyle müdahale emareleri ve delil bütünlüğü sorunları tespit edildiğini savundu.

Yazılı beyanında “etkisiz hale getirme” ifadesinin bağlamına da itiraz etti. Kendisine ait olduğunu reddettiği metinde, Başbakan’ın MİT Müsteşarı nezdinde girişimde bulunarak Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini ve 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını sağlayabileceğinin belirtildiğini aktardı. Altaylı, bu anlatımın kurum içindeki yetki ve etkinliğin sona erdirilmesine ilişkin idari bir girişimi tarif ettiğini savunarak, söz konusu ifadelerin “infaz emri” olarak yorumlanmasına karşı çıktı. Mektupların içeriğine ilişkin başka itirazlar da dile getirdi. Savunmada, 20 MİT mensubu ile yedi generalin takip edildiği iddialarının ilgili kurumlara sorulduğu; MİT ve Genelkurmay’ın yanıtlarında bu hususlara ilişkin kayıtlara rastlanmadığının bildirildiği aktarıldı.

Kozinoğlu’nun Özbekistan’daki Gülen okullarını kapattırdığı iddiasına karşı ise Kozinoğlu’nun kendi yazılı savunmasına işaret edildi. Altaylı, Kozinoğlu’nun ülkeye gittiğinde okulların zaten kapalı olduğunu belirttiğini aktardı. Avukat Dilara Yılmaz da mektupların yeni olmadığını, önceki yargılamalarda müvekkiline sorulduğunu belirterek soruşturmada hangi yeni delile dayanıldığını sorguladı. Yılmaz’ın ifade alma sürecine yönelik itirazları da savcılık tutanağına yansıdı. Müvekkilinin sözünün kesildiğini ve savunma açısından önemli gördükleri bazı hususların tutanağa geçirilmediğini ileri süren Yılmaz, 20 sayfalık beyanı bu nedenle yazılı olarak sunduklarını söyledi.

Yılmaz ayrıca, Altaylı’nın seyahat edemeyeceğine ilişkin doktor raporuna rağmen Ankara’dan İstanbul’a getirildiğini, kendisine zamanında bilgi verilmediğini ve müvekkilinin dinlenerek ertesi gün ifade verme talebinin kabul edilmediğini belirtti. İfadenin SEGBİS üzerinden alınabileceğini dile getirdi. Savcılık işlemlerinin ardından Silivri Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilen Altaylı hakkında “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi. Hâkimlik kararında kuvvetli suç şüphesi, kaçma veya saklanma, delilleri karartma ve dosyadaki diğer kişiler üzerinde baskı oluşturma ihtimallerine yer verildi; adli kontrolün yetersiz kalacağı belirtildi. Savunma ise Altaylı’nın zaten yıllardır yüksek güvenlikli cezaevinde bulunduğunu vurgulayarak tutuklama talebine karşı çıktı.

Enver Altaylı’nın savcılık ifadesi ortaya çıktı: Kozinoğlu hakkında dikkat çeken mektup - Resim : 2