İkinci çözüm sürecinin özünde Sevr'e dönüş riski barındırdığını aktaran Babüroğlu, "Örgütün amacı silah bırakmak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihsel köklerinden koparmak" dedi.

Babüroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"ATATÜRK'ÜN ULUS DEVLET ANLAYIŞINDA VATANDAŞ EŞİTTİR"

Atatürk, 1932'de der ki: “Diyarbekirli, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları ve hep aynı cevherin damarlarıdır.” Çünkü Atatürk'ün ulus devlet anlayışında, inancı, kökeni, mezhebi ne olursa olsun bireyler eşit yurttaş kabul edilir.

Türkiye, bugün hâlâ bağımsız, laik ve millet egemenliğine dayanan bir devlet olarak ayakta durabiliyorsa... Bölge ülkeleri gibi, etnik ve mezhepsel çatışmalara sürüklenmemişse... Ulus devlet sayesindedir.

PKK'YI KÜRTLERLE ÖZDEŞLEŞTİRMEK YURTTAŞLARIMIZA HAKSIZLIKTIR"

Gelelim günümüze... Ve “Terörsüz Türkiye” sürecine... Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 5 Temmuz 2026 tarihli yazısında şöyle diyor: “Terörsüz Türkiye'ye geçiş süreci, artık geri dönüşü olmayan bir eşiği aşmıştır... Bu çerçevede en önemli adımlardan biri, geçiş süreci kanununun çıkarılmasıdır... Terörsüz Türkiye vizyonu, içeride Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini güçlendirmek ve bölgedeki tüm Kürtlere sahip çıkmaktır.”

Bu ifadeden çıkan sonuç şudur: PKK teröristlerinin topluma kazandırılmasıyla, Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesinin sağlanacağı belirtiliyor. Peki, bu yaklaşım Kürt yurttaşlarımıza büyük bir haksızlık değil mi? PKK terör örgütü, Kürtlerin temsilcisi midir?

"PKK CUMHURİYETİ REDDEDİYOR"

Oysa PKK'nın, 5-7 Mayıs 2025'te toplanan 12'nci Kongre sonuç bildirisi çok açıktır. Der ki: “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı.” Daha ne desin... Lozan'ı ve 1924 Anayasası'nı, yani Cumhuriyet'i reddediyor.

"SEVR'İ GERİ İSTİYORLAR"

Bildiride, 50 bin insanın katiline vurgu yaparak, Lozan öncesini yani Sevr'i işaret eder: “Önder Apo... Lozan Antlaşması'nın ve 1924 Anayasasının öncesini referans alarak...” Daha ne desin... Terörist başını Kürtlerin temsilcisi olarak tanımlıyor. Mustafa Kemal Paşa'nın ve vatandan başka sevgili bilmeyen kahramanların tarihin çöplüğüne attığı Sevr'i istiyor.

"KİM SİLAH BIRAKACAK?"

“Terörsüz Türkiye” süreci başında söylenen açıktı: “PKK ve uzantıları silah bırakacak...” Şart buydu... Peki ne oldu? Suriye'deki PKK, silah bırakmak yerine ne yaptı? Fiili bir özerk yapıya geçti. Irak'taki Barzani yönetiminin bir benzeri... Peki, PKK silah bıraktı mı? Ara ki bulasın... Bazı PKK teröristleri İran'daki PKK'nın kolu PJAK'a, İran'a karşı ABD'nin yanında savaşmak için katıldı. Bazıları da Suriye'deki PKK'ya katıldı. Bu durumda, kim silah bırakacak? PKK'nın artık ihtiyaç duymadığı yaşlı kadro mu?

"PARÇALANMIŞ TÜRKİYE ARZULUYORLAR"

Ve 2025... ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, ABD'nin sır olmayan hedefini unutanlara tekrar hatırlatır: “Güçlü ulus devletler bir tehdittir... Osmanlı'da millet sistemi başarılı oldu...” Kime tehdit? ABD ve İsrail'e... Peki, amaç nedir? Hayallerinin yerle bir olduğu Sevr Antlaşması'na geri dönülmesi... Yani, parçalanmış bir Türkiye.