Anadolu’nun uçsuz bucaksız coğrafyasında, her bölgenin kendine has bir "gizli kahramanı" vardır. Ege mutfağı söz konusu olduğunda ise bu kahraman, dikenli görüntüsünün altında eşsiz bir lezzet ve şifa barındıran Şevketibostan’dır. Çoğu yerde yabani bir ot olarak görülüp geçilen bu bitki, Ege’nin mutfak kültüründe "saray sofralarına layık" bir başyapıta dönüşür. Et içermemesine rağmen sunduğu yoğun aroma ve doyuruculuk, onu vejetaryen sofraların en asil üyesi yapar.

BİN YILLIK BİR HİKAYE

Şevketibostan’ın (Latince adıyla Centaurea benedicta) hikayesi, antik çağlara kadar uzanır. İsminin kökeni üzerine anlatılan en yaygın rivayet, bu bitkinin "Şevket" isimli birinin bostanında çok meşhur olması ya da Arapça "diken" anlamına gelen "şevke" kelimesinden türemiş olmasıdır. Ancak kültürel kökleri daha derindir.

Girit göçmenlerinin mübadele döneminde Anadolu’ya taşıdığı bu mutfak mirası, aslında bir "hayatta kalma" ve "doğayla barışma" öyküsüdür. Dağlarda kendiliğinden yetişen, toplaması ve ayıklaması oldukça zahmetli olan bu bitki, Ege insanının sabrını temsil eder. Tarih boyunca sadece bir yemek değil, aynı zamanda böbrek taşlarından sindirim sorunlarına kadar pek çok rahatsızlığa iyi geldiğine inanılan bir "şifa niyetine" tüketilen bir ilaç olarak görülmüştür.

Ege’nin şifa kaynağı ve mutfak mirası: Zeytinyağlı Şevketibostan - Resim : 1

KOKULU BİR ZİYARET

Et içermeyen zeytinyağlı Şevketibostan, alışılmış sebze yemeklerinden çok farklı bir dokuya sahiptir. Kökleri hafif lifli ama pişince lokum gibi yumuşayan bir yapıdadır. Yemeğin asıl karakterini ise üzerine eklenen terbiye verir. Yumurta sarısı ve taze sıkılmış limon suyuyla hazırlanan bu terbiye, zeytinyağı ile birleştiğinde ortaya hafif ekşimsi, kadifemsi ve "beyaz" bir sos çıkarır.

Hazırlık aşamasında kullanılan taze soğan ve bol kaliteli sızma zeytinyağı, Şevketibostan’ın o kendine has topraksı tadını dengeler. Tabağa konulduğunda üzerine serpilen bir tutam taze dereotu, Ege’nin tüm ferahlığını sofraya getirir.

NEDEN BUGÜNÜN YILDIZI ?

Günümüzde "yerel ve sürdürülebilir beslenme" trendleri yükselirken, Şevketibostan tam olarak bu arayışa cevap veriyor. Doğadan toplanan, işlenmemiş ve tamamen doğal bir ürün olması, onu modern sofraların en prestijli "slow food" örneklerinden biri yapıyor. Eğer sofranızda hem tarihi bir derinlik hem de etsiz ama çok güçlü bir lezzet arıyorsanız, Şevketibostan bir yemekten fazlası, bir kültür aktarımıdır.