Hatay / Mehmet Burğaç / Yeniçağ
Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim ve kritik deniz geçitlerinde tırmanan güvenlik riskleri, küresel piyasalarda taşları yerinden oynattı. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’in güneyindeki Bab el-Mendeb üzerinde tırmanan seyrüsefer tehditleri ile bölgedeki enerji nakil hatlarına yönelik saldırılar, petrol piyasalarının ötesinde tarladan sanayiye uzanan geniş bir tedarik krizini tetikledi.
Körfez bölgesinden yapılan ham petrol ve petrokimya ihracatının sekteye uğraması, özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında dizel ve gübre tedarikine yönelik endişeleri zirveye taşıdı.
LOJİSTİK TIKANIKLIK DİZEL VE GÜBRE PİYASASINI VURDU
Uzmanlar, krizin boyutunun sadece akaryakıt fiyatlarındaki artışla sınırlı kalmayacağına dikkat çekiyor. Gübre üretiminin temel girdileri arasında yer alan amonyak ve üre sevkiyatında yaşanan aksamalar ile tarımsal lojistiğin ana yakıtı olan dizel tedarikindeki sıkıntılar, küresel gıda güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
Lojistik hatların tıkanmasıyla birlikte, ekim dönemindeki çiftçilerin gübre ve yakıt maliyetlerinin katlandığı, bunun da önümüzdeki dönemde tarımsal rekoltede ciddi düşüşlere yol açabileceği belirtiliyor.
SÜPER GÜÇLER İHRACAT KISITLAMALARINA GİDİYOR
Piyasalarda yaşanan belirsizlik üzerine büyük ekonomiler korumacı tedbirleri devreye sokmaya başladı.
Rusya ve Çin gibi ana üreticilerin iç piyasayı korumak adına akaryakıt ve gübre ihracatına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdı bildirtilirken, ABD tarafında da stratejik stokların ve ihracat rejimlerinin yeniden değerlendirildiği ifade ediliyor.
Orta Doğu’daki stratejik boğazların ne kadar süre kapalı veya kısıtlı kalacağı belirsizliğini korurken, küresel piyasalar enerji krizinin kısa sürede zincirleme bir tarım ve gıda krizine dönüşme riskini yakından takip ediyor.
Hürmüz ve Bab el-Mendeb'deki lojistik tıkanıklık; amonyak, üre ve dizel arzını vurarak tarladaki üretimi bitirme noktasına getirdi.
Petrolün ötesinde, mutfaktaki ekmek risk altında!