Son üç-dört yıldır sanayi ve imalat sanayinde yatırım iştahında zayıflama var. Bunu reel sektör anketlerinden görebiliyoruz. Sanayide düşük büyüme ve bazı çeyrekler daralma var. İmalat sanayii düşük kapasitede çalışıyor. Doğrudan yatırım sermeyesi çıkıyor. Bu paralelde, reel sektörün kullandığı kredilerde, takipteki ticari kredi oranı da arttı.

Ticari kredilerde 2025 Haziran ayında takipteki kredi oranı yüzde 3,99 iken şimdi 2026 Haziran ayında yüzde 4,82’ye yükseldi. (Aşağıdaki Tablo)

Bankalarda risk var mı? - Resim : 1

Kaynak: BDDK

Bu gidişat bir krize dönüşmez ama dikkatli olmak zorundayız. BDDK gerekli denetimi yapıyor. Riskli banka varsa TMSF’ye geçiyor.

Dünyada ekonomik krizlerinin temel nedeni, reel ekonomi ile finansal sistem arasındaki dengenin bozulmasıdır. Yaşanan krizlerin çoğu da finansal kriz şeklinde olmuştur.

Finansal balonlar ve aşırı spekülasyonlar, bankacılık sektöründe kırılganlıklar, piyasa ekonomisinde istikrarın baş tehditleridir. En son 2008 mortgage krizi konut balonunun patlaması ve bankaların zora girmesi nedeni ile olmuştu.

2001 krizinde birçok banka TMSF’ ye devredildi. Ancak o zaman ve sonrasında döviz girsin diye bu bankaların çoğu doğrudan ve dolaylı olarak yabancıya satıldı.

2000-2001 krizi sonucu TMSF’ye devredilen bankalar çoğu yabancı sermayeye doğrudan veya dolaylı olarak satıldı.

Bankalarda risk var mı? - Resim : 2

Son yıllarda TMSF, Türk Ticaret Bankası’nı İGE AŞ’ye devretmiştir. Banka sayısı olarak Türkiye’de yabancı bankaların payı arttı.

Bankalarda risk var mı? - Resim : 3

Türkiye de yabancı sahipli bankaların toplam banka sayısına oranı yüzde 38’dir. Bu Pay Avrupa ülkelerinde yüzde 10-15 arasındadır.

Yabancı bankalar, hisselerinin yüzde 50 veya fazlası yabancılara ait olan bankalardır.

Yabancı bankaların dezavantajı, ekonomik kriz veya kriz öncesi yurt dışına döviz transferinde daha kolay kullanılmalarıdır. Çünkü bu bankaların çoğu her ülkede faaliyet gösteren uluslararası bankalardır.

Mamafih, 2001 krizinde Arjantin’de yabancı sermayeli bankalar sermayenin kaçışında etkili olmuşlardır. Arjantin Temsilciler Meclisi’ndeki 2001 döviz kaçışı araştırmasına göre, 2001 yılı boyunca finansal sistem üzerinden yurtdışına 29,913 milyar dolar döviz transferi yapıldı. Bunun 26,118 milyar doları şirketler, 3,795 milyar doları kişiler tarafından yapıldı.

Sonuç;

Türkiye’de bankacılık krizi olmaz ve fakat bankaları korumanın bedeli reel sektöre, tüketiciye, işsizlere ve dar gelirliye ekonomik ve sosyal maliyet olarak yansır.

Bizim ekonomi yönetimi de, finansçılarda, madalyonun arkasına bakmıyor. Söz gelimi cari açık devam ettirilebilir seviyededir diyenler var. Evet 25 senedir devam ettiriliyor. Ama 2003 yılı ile 2026 Nisan arasında 787 milyar 882 milyon dolar cari açık verdik. Cari açık, eğer teknoloji ithalatı yoksa, dönüşü olmayan kaynak ve servet kaybıdır. Bu kayıp ülkenin ve halkın yoksullaşmasının temel nedenleri arasındadır.