Apple İphone 17 Pro Max'in 1 TB nin fiyatı 146.000 TL‘dir. Kaşar peynirinin toptan fiyatı 350 liradır. Bir İphone satın almak için 333 inek sağmak 5 ton süt elde etmek ve sonra da 417 kilo kaşar yapmak gerekir. Ayrıca bu süreçte çalışanlar da var.
Bu böyle gitmez. İphone fiyatları zaman içinde düşecek. Farklı işletmeler farklı teknolojiler üretim maliyetlerini düşürecek ve arz artışı da satış fiyatlarını düşürecek. Öte yandan nüfus artışı ve tarımsal üretim alanlarının daralması, peynir arzında artışı sınırlayacak ve kaşar peyniri fiyatları artacaktır. Dahası Dünyada organik tarım ürünlerine talep artmıştır.
Nisan ayında, Yİ-ÜFE 28,59, Yıllık TÜFE 32,37 oldu. Buna karşılık Tarımsal girdi fiyatları yıllık 38,97 arttı. Yalnızca gübre fiyatları yüzde 62,77 oranında arttı.
Tarımda girdi fiyatları arttığı için üretim maliyetleri ve ürün fiyatları da artıyor.
TÜRKİYE TARIM POLİTİKASINI DEĞİŞTİRMELİDİR.
1- İstikrar sorunu olan her ülkede, talep elastikiyeti sert olan gıda gibi zaruri tüketim mallarında fiyatlar istismar edilmiştir. TCMB da gıda başta olmak üzere son dönem fiyat gelişmelerinin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerinden risk oluşturduğunu vurguluyor. Eğer Üretici, toptancı ve perakendeci gelecekte de maliyet artışı bekliyorsa gıda gibi mallarda fiyatları bugünden daha yüksek belirleyebiliyor.
Temel sorun ekonomik ve siyasi istikrarı sağlamak sorunudur.
2– Türkiye’de gıdada kayıp-kaçak, soğuk zincir eksikliği, depolama sorunu ve aracı sayısının fazlalığı maliyetleri ve fiyatı yükseltiyor.
Devletin bu alanlarda yatırımları teşvik ve kontrol etmesi gerekir.
3- Son 30 yılda, tarım sektöründe ekili alanlar azaldı. Türkiye’de tarım alanlarına saldırı, geçmiş hükümetler döneminde başladı. Bugünkü iktidar da endazeden çıkardı. İmar yasaları, mevzi imar planları ve TOKİ’nin tek başına imar planı yapma yetkisi, en fazla ekili alanlara zarar verdi.
Dünya verimsiz alanları ıslah ederek tarım alanlarına çevirirken, İsrail çölü ıslah edip, tarım alanı yaparken, Türkiye’de tarım alanları ve ekili alanlar tersine bizzat hükümetler tarafından, imara açılarak erozyona uğratıldı.
Türkiye, toprağı en fazla erozyona uğrayan ülkeler arasındadır. Tarım alanlarının yüzde 59’unda, orman alanlarının yüzde 54’ünde ve mera alanlarının yüzde 64’ünde aktif erozyon bulunmaktadır.
Erozyona çözüm bulmak için, her şeyden önce insan eliyle yapılan doğal dengenin bozulmasını önlemek gerekir. Bu nedenle tarım alanlarının imara açılması önlenmelidir.
DEVLET DESTEĞİ YASAL SEVİYEYE ÇIKARILMALIDIR.
Tarım kanununa göre “Bütçeden tarımsal destekler için ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.”
Hükümet bu yasaya uymadı. 2007 yılında tarımsal destekler GSYH’nın yüzde 0,70 oranında oldu. Sonra düşmeye başladı ve geçen sene 2025’te fiilen kullanılan tarımsal destek bütçesi 158,55 milyar TL oldu. Aynı yıl cari fiyatlarla GSYH ise 63 trilyon 20 milyar 906 milyon TL idi. Tarımsal desteklerin GSYH’ ya oranı yüzde 0,25 oldu. Yasada yer alan payın dörtte birine geriledi.
ORGANİK TARIMA YÖNLENDİRMEK GEREKİR.
Dünyada “organik tarım olarak yeni bir altın yumurtlayan tavuk” fırsatı doğmuştur. Tarımda dönüşüm programı yaparak, bu fırsatı değerlendirebiliriz.
Türkiye’de organik tarım üretimi bir ara arttı ve fakat sonradan düşmeye başladı. (Aşağıdaki Grafik)

Dünyada organik tarım ürünlerine talep artışına uygun, organik tarım ve hayvancılığın teşvik edilmesi gerekir.
Devletin organik tarım ve hayvan üretme çiftlikleri kurarak, öncülük ederek, tohum ve damızlık hayvan temin etmesi gerekir.