Sağlık Bakanlığı, "pandemi" gerekçesiyle iki doz aşı olanların “Hayat Eve Sığar” uygulaması üzerinden “Türkiye Cumhuriyeti Aşı Kimliği” oluşturabileceğini açıklamıştı.
Aşı kimliğinin üzerinde, kişinin adı-soyadı, doğum tarihi, T.C kimlik numarası ve isteğe bağlı olarak pasaport numarası yer alıyordu. Kimlik kartında kişinin olduğu aşının adı ve yapıldığı tarih ile Kültür ve Turizm Bakanlığının “Güvenli Turizm” logosu bulunuyordu.
Kart üzerinde bulunan “karekod” okutulduğunda sistem e-nabız’a yönlendiriyor ve ekranda kişinin İngilizce-Türkçe bilgileri yer alıyordu. Yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, artık birer ticari ürün gibi barkodlanıyordu.
***
Aradan beş yıl geçtikten sonra Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre sığırların plastik kulak küpelerinde barkod sisteminin yanı sıra karekod kullanılabilecek.
Bunların kullanımına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenecek.
Hayvanların tanımlanmasında sarı küpelerin yanı sıra turkuaz da tercih edilebilecek.
İl kodu bulunan plastik kulak küpeleri yeni doğan hayvanlarda 31 Aralık 2026'ya kadar kullanılabilecek.
***
"Aşı kimliğinde karekod" uygulamasıyla, Türkiye, sığırlardan önce insanları, ürün statüsüne almıştı. Biz bu uygulamayı eleştirdiğimizde, medyada bir güruh, "Aşı karşıtları, herkese çip takılacağını iddia ediyor, bunlar komplo teorisidir" diyordu.
Türkiye'de sokak hayvanları, deri altına takılan mikroçiplerle takip altına alınıyordu.
İsrail'de ise askerlerinin de deri altına çip yerleştiriliyordu. Şimdilik çipleri sadece takip amaçlı kullandıkları biliniyordu. Öyle ki esir alınan askerlerinin yerlerini bu çiplerle tespit edebiliyorlardı.
Zaten Türkiye’de de bazı özel hastalara takip için mikroçip yerleştiriliyordu.
Washington Times gazetesi ise Bill Gates’in Ocak 2019'da “biyometrik tabanlı bir tanımlama ve izleme sistemi” projesini açıkladığını ve sistemi 1.5 milyar nüfuslu Hindistan’da uygulamaya başladığını da yazıyordu.
Gazete, Amerikan sağlık sistemini yöneten Fauci’nin “Amerikalılar için korona virüs bağışıklık kartları kullanılması tartışılıyor.” dediğini ve Amerikalıların bu korkunç komplo karşısında savunmasız olduğunu bildiriyordu. Okur yorumlarında ise sığırların kulağına takılan ve kimliklerini belirten küpeler gibi insanlara da çip yerleştirmek istedikleri için Bill Gates ve Fauci’nin tutuklanması isteniyordu.
Almanya’da, başta Frankfurt olmak üzere birçok şehirde protesto gösterileri düzenleniyordu. Türkiye’de sadece bir televizyon, bu haberi, “karantinayı protesto ettiler” diye vermişti. Göstericiler, esas olarak Bill Gates’in bütün insanlara çip yerleştirmek istemesini protesto ediyordu. Alman devletini uyarıyorlar, “Bill Gates’in çiplerine hayır” diyorlardı.
Alman basınında genel olarak durum çarpıtılarak verilmiş, aşı karşıtlarının da gösterilere destek verdiği belirtilmişti. Oysa göstericiler, aşıya değil, Bill Gates’in “terapötik parçacık” dediği nubotlara yani “haberleşme molekülleri”ne ve projeyle bağlantılı şirketlere, devletlere ve Dünya Sağlık Örgütü’ne güvenmediklerini sergilemişti...
Bu durumda, sadece Bill Gates’in çipleri değil medyanın da insanlık için tehdit arz etmeye başladığı anlaşılıyordu. Zira medya, herkesin gözü önünde yaşanan gerçekleri ya yok sayıyor ya da çarpıtarak yayınlıyordu. Bu durum, insan sağlığı açısından en az korona virüs kadar tehlikeliydi.
Elon Musk ise “Kafatasınıza bir delik açacağım ve beyninize çip yerleştireceğim. Artık dillere gerek kalmayacak. İnsanlar birbiriyle frekans yoluyla anlaşacak” diyordu...
***
Dünya şimdi Elon Musk'ın, maymunların beynine çip takarak, deneyler yapmasını konuşuyor. İnsan deneylerini araştıran bile yok... Türkiye'de, sağlık alanında, endoskopi ve kolonoskopide, vücuda ucuna kamera takılmış borular sokmak yerine, mikroçip ve kamera yerleştirilmiş küçük bir hap yutturmaya dönük çalışmalar yapılıyor. Hapların üç gün içinde vücuttan atılacağı söyleniyor. Tabii buna karşı olmak mümkün değil ama her geçen gün “karekodlu veya barkodlu vatandaş” haline getiriliyoruz. Bunun hukuki sınırlarını belirlemek gerekir.