Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 70 yıl önce gerçekleştirilen bir kamulaştırmaya ilişkin dikkat çeken bir karara imza attı.

Karara konu uyuşmazlık, Malatya Şeker Fabrikası'nın kurulması amacıyla 1954 yılında kamulaştırılan bir taşınmazla ilgili yaşandı. Taşınmazın eski maliklerinin mirasçıları, kamulaştırma bedelinin hak sahiplerine ödenmediğini ileri sürdü.

MİRASÇILAR KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN ÖDENMEDİĞİNİ SÖYLEDİ

Başvurucular, kamulaştırılan taşınmaz karşılığında murislerine veya kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini iddia etti.

Yargılama sırasında kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılmasını isteyen başvurucular, iddialarını desteklemek amacıyla banka kayıtlarını da dosyaya sundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Türkiye İş Bankası'ndan temin edilen yazılar da mahkemeye sunulan belgeler arasında yer aldı.

MAHKEMELER DEVAYI SÜRE NEDENİYLE REDDETTİ

Derece mahkemeleri ise kamulaştırma bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği meselesini esas yönünden sonuçlandırmadı.

Mahkemeler, kadastro tespitinin kesinleşmesinin üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle hak düşürücü sürenin dolduğuna karar verdi.

Kararın kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmesinin ardından mirasçılar Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

AYM BANKA KAYITLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği konusunun mülkiyet hakkı açısından belirleyici olduğunu değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, başvurucuların banka kayıtlarına dayanarak ileri sürdüğü iddiaların derece mahkemelerince karşılanması gerektiğine işaret etti.

AYM'ye göre, uyuşmazlığın sonucuna doğrudan etki edebilecek nitelikteki esaslı iddia ve deliller değerlendirilmeden yalnızca hak düşürücü süre gerekçesiyle karar verilmesi yeterli değildi.

“SÜRE DOLDU” GEREKÇESİ TEK BAŞINA YETERLİ GÖRÜLMEDİ

Kararda, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği açıklığa kavuşturulmadan yalnızca aradan geçen süreye dayanılarak davanın reddedilmesi ele alındı.

Anayasa Mahkemesi, ödeme yapılmadığı yönündeki iddiaların ve bu iddiaları destekleyen belgelerin değerlendirilmemesinin mülkiyet hakkının korunması bakımından sorun oluşturduğunu belirtti.

Mahkemelerin uyuşmazlığın sonucuna doğrudan etki edebilecek iddia ve delillere cevap vermeden davayı süre yönünden sonuçlandırmasının başvuruculara aşırı külfet yüklediği sonucuna varıldı.

MÜLKİYET HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİNE KARAR VERİLDİ

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Kararla birlikte, geçmiş yıllardaki kamulaştırmalarda bedelin ödenip ödenmediğine ilişkin esaslı iddia ve delillerin yargı mercilerince değerlendirilmesi gerektiği bir kez daha ortaya konuldu. AYM'nin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.