Altın Nesil’den Dindar Nesil’e dönüşen süreç - Resim : 1

Türkiye, devletin kurumlarını özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ele geçirme amaçlı “Altın Nesil” projesinin sonuçlarını 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile acı şekilde yaşadı.

“Altın Nesil”in ürünü olarak yetişen bir güruh az daha ülke yönetimini ele geçirip, kurulu düzeni yıktıktan sonra Türkiye’yi sonu meçhul ve karanlık bir maceraya sürükleyecekti. Milletin başına getirdikleri bu musibetten ders alması beklenenler aksine bir davranış içine girip bu kötü örneğin benzerini oluşturarak “kendi” nesillerinin yetiştirilmesi peşine düştüler. “Dindar Nesil” konusu bu arzunun sonucu olarak ülke gündemine girdi. AKP iktidarı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bütün askeri okulları kapattı. Daha sonra hepsini tekrar açtı. Sadece Askeri Liseleri tekrar açmadı. Bunun nedeninin Harp Okullarına İmam Hatip Lisesi mezunlarını yerleştirmek olduğu basın ve yayın organlarında defalarca dile getirildi.

Bu gelişmeleri yakından takip eden, kendisi de emekli bir Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olan araştırmacı yazar Rifat Yeniay, Askeri Liselerin önemini ve tekrar neden açılması gerektiği üzerinde çalışmalara yoğunlaştı. Yeniay’ın bu çalışmaları sonunda ortaya çıkan “Dindar Nesil Yetiştirme Projesi” adlı kitabı kısa sürede 2. Baskısını yaptı.

Bu araştırması sırasında İmam Hatip Okullarıyla başlayan ve gittikçe genişleyen çalışmaları sonucunda, dini eğitim ve uygulamaların genişliği ve derinliği karşında bir şaşırıp dehşet içinde kaldığını vurgulayan Rifat Yeniay şu değerlendirmeyi yapıyor:

Siyasal İslamcı ideoloji ve dini eğitim uygulamalarının rastgele yapılan faaliyetler değil, son derece bilinçli, planlı ve uygulamaya kondukça gelen tepkilere de bağlı olarak düzeltmelerle ilerlediğini fark ettim.
Resmi sayısal veri, mevzuat ve uygulamaları inceleyince, dini eğitim ve uygulamaların “Sivil Örümceğin Ağını” da aştığını,” Siyasal İslamcı Ağ”ın tüm toplumu kuşattığını gördüm. Kendilerinin “Dindar Nesil Yetiştirme” dedikleri bir projenin uygulandığı ve epeyce yol kat etmiş oldukları çok açık görülüyordu. FETÖ’nün “Altın Nesil” projesinin, yönetici ve isim değiştirmiş olarak devam ettiği düşüncesine ulaştım.
Bu aşamadan sonra yapacak tek şey kalmıştı. Daha büyük farkındalık oluşturmak için, gördüklerimi kaleme alıp toplumu uyarma görevimi yerine getirmek. Başlangıçta ‘bir yazı’ diye başlayan çalışma bir ‘yazı dizisi’ne doğru evrildi. Sonuçta ortaya, siyasal İslamcı ideolojinin eğitim alanındaki yapılanmasının röntgeni çıktı.

(*Gece Kitaplığı)

//////////////////////////////////////////////////////

İKİNCİ KİTAP

Altın Nesil’den Dindar Nesil’e dönüşen süreç - Resim : 2

TÜRK EDEBİYATI’NDA MİLLİ MÜCADELEMİZ

+++++

Tarihi yorumlarken yapılan en büyük hatalardan birinin bugünün şartları, bugünün değer yargıları ile geçmişi değerlendirmeye kalkmak olduğunun altını çizen Fazlı Köksal yeni kitabı “Yeniden Varoluş Mucizesi”nde Kurtuluş Savaşımıza farklı bir pencere açıyor.

1919-1922 yılları arasında Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde gerçekleşen Millî Mücadele’yi, başka bir deyişle “yeniden varoluş mucizesi”, o günü yaşayanların ve edebiyatçıların kaleminden aktaran Fazlı Köksal şu yorumda bulunuyor:

Bu kitapta cumhuriyet öncesi dört beş yılı anlatan yüzlerce roman, anı ve hikâye taranarak, kurtuluş savaşı sırasında Türkiye'nin o günkü koşullarını ve insan manzarasını anlatan çarpıcı bölümler alıntılanarak Türkiye'nin bir fotoğrafı çekilmeye çalışılmıştır.
O yıllarda Mustafa Kemal önderliğindeki “Kuvvacılar”; yokluk, yoksulluk ve hastalıkla boğuşan bir ülkede yılgın, bıkkın, hayata küsmüş, düşmanın zulmü altında ezilen insanlarla, derme çatma bir orduyla, yalnız düşmanı değil düşmanın ve işbirlikçilerinin kandırdığı isyancıları yenip, ülkeyi emperyalizmin kıskacından çekip alacak bir mucizeyi gerçekleştirmişlerdir.

(*Ferfir Yayınları)