
Bildiğiniz gibi, Batı dünyasının 9. Yüzyıl sonlarında “Kudüs’ü kurtarma” sloganı ile, Malazgirt savaşıyla bölge hakimiyetini tamamen ele alan Türkler’i Anadolu’dan sürmek ve bütün Ortadoğu’yu ele geçirmek için başlattığı siyasî amaçlı askerî harekât tarihe Haçlı Seferleri olarak geçmiştir. 1096 yılında başlayan Haçlı seferleri, 1291’de Latin Hıristiyanların Doğu’da son merkezi olan Akkâ’dan çıkarılmasına kadar süren yaklaşık iki yüzyıllık bir dönemi kapsar. Bu dönem içinde 9 büyük sefer yapılmış, bu seferler arasında bazı küçük girişimler de olmuştur. Daha sonra Türk-İslâm dünyasına karşı yapılan bütün savaşlar da Haçlı seferleri olarak nitelendirilmiştir.
Dr. Süleyman Genç’in kaleme aldığı, Timaş Yayınları’nın okurla buluşturduğu, “Kudüs Haçlı Krallığı” adlı kitap Haçlı seferleri konusuna farklı bir pencere açıyor.
Müslüman toplumlarla çevrili bir coğrafyada Batı’nın ilk sömürgecilik teşebbüslerinden biri olarak değerlendirilebilecek Haçlı Krallığı’nı konu edinen kitap, dönemin Müslüman liderlerin kendi aralarında yaşadıkları anlaşmazlıkların Haçlı Krallığı’nın yaşamasına nasıl bir zemin oluşturduğunu da net bir biçimde gözler önüne seriyor.
Dr. Genç, bu çalışmasıyla sürekli savaş haline rağmen ayakta kalmayı başaran Kudüs Haçlı Krallığı’nın, yani Ortadoğu’nun ilk koloni devletinin anatomisini çıkarıyor.
Daha önce çevirisini yaptığı, “Bir İslam Kahramanı: Selahaddin” kitabının kendisini Haçlı Çağı’na bir yolculuğa zorladığını belirten Dr. Genç, uzun araştırmalar neticesinde ortaya koyduğu kapsamlı eserinde; savaşın mütarekeyle, hırsın sabırla, dünyevi tutkuların uhrevi gayelerle iç içe geçtiği bir Ortadoğu tarihi sunuyor. Kudüs Haçlı Krallığı’nın sadece siyasi faaliyetlerini ve bölgedeki Müslüman devletlerle mücadelesini anlatmıyor; aynı zamanda İslam coğrafyasına uyum sağlamaya çalışan Batılı feodal devlet yönetimini, Doğu Akdeniz’deki ticari ağlara dâhil olma çabasını, liman şehirleri üzerinden Avrupa ile Levant arasındaki mal ve bilgi akışını da hikâyeye dâhil ediyor. Papalık, Batılı krallar, askerî tarikatlar, Müslüman devletler ve yerel unsurlar arasında kurulan kırılgan dengeler üzerinden dönemin hukukunu, kurumlarını ve ekonomisini de ele alıyor.
“Tohumları kin ve ötekileştirme üzerine kurulu bu ilk koloni teşebbüsü (Kudüs Haçlı Krallığı), yüz binlerce insanın hayatına mal olmakla kalmamış, etkileri ve sonuçları günümüze kadar ulaşan Müslüman-Hıristiyan düşmanlığının fitilini ateşlemiştir” tespitinde bulunan Dr. Süleyman Genç’in kitabında cevabını verdiği önemli sorulardan bazıları şöyle:
- Haçlı Seferleri “milyonlarca başıboş bağnazın Müslümanları katletmek için Doğu’ya talana gelmesi”nden ibaret miydi?
- Seferler sonrasında kurulan Kudüs Haçlı Krallığı gerçekten yalnızca kılıçların konuştuğu bir savaş alanı mıydı? Yoksa Doğu ile Batı’nın iç içe geçtiği, ticaretin, inancın ve siyasetin aynı anda yürüdüğü karmaşık bir dünya mı?
- Dönemin kudretli Müslüman devletleri Haçlı tehdidini neden bertaraf edemediler?
- Nasıl oldu da kutsal Kudüs şehri taraflar arasında pazarlıklara konu edildi?
(Timaş Yayınları)

Masalsı gerçekliğin roman hali

Çin’in yaşayan en büyük yazarları arasında yer alan Zhang Wei’ın, “Eylül Masalı” Giray Fidan ve Chen Yan’ın ortak çalışmasıyla Türkçe’ye kazandırıldı. Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan, “Eylül Masalı” Çin’in doğu kıyısında yer alan küçük bir köyün altmış yıla yayılan kaderini anlatan büyüleyici bir roman.
Geceye aşık gençlerin gizli oyunları, köydeki sıradan hayatın içinde yaşanan tutkulu aşklar, kuşaklar arası çatışmalar, zamanın ve sistemin örselediği insanlar… Tüm bunlar, masalsı bir gerçekçilik içinde yeniden hayat buluyor. Tatlı patates tarlalarında terle yoğrulan anılarla, yıldızlı gökyüzü altında geçen uykusuz geceler birbirine karışıyor. Romanı kaleme alan Zhang Wei’nin anlatımı, William Faulkner’ın Amerikan taşrasını andırırken Gabriel García Márquez’in büyülü gerçekçiliğinden de izler taşıyor. Hayatların ortak bir yazgıyla buluştuğu bu roman okurları zamanın ritmine, hatırlamanın yüküne ve unutmanın sessizliğine davet ediyor.
(Kırmızı Kedi Yayınevi)