2016 yılında düzenlenen referandumla hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerindeki tartışmalar devam ediyor. Sisteme ilişkin tepki bu sefer AK Parti’den geldi. AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan ve bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hüseyin Çelik, mevcut sistemin demokratik ilkelere uygun olmadığının altını çizerek, "Türkiye'nin felaketidir partili cumhurbaşkanlığı ve bugünkü bize has, ‘Türk tipi’ başkanlık sistemi bizim felaketimiz olmuştur” ifadelerini kullandı.

Ankara’da düzenlenen bir konferansta konuşan Hüseyin Çelik, güç yoğunlaşmasının liyakat sistemini zayıflattığını ifade ederek, "Liderler ipleri ellerine alıp vaziyete iyice hakim olunca liyakat ve ehliyet prensibi tamamen ortadan kalkar, buharlaşır. Yerine mutlak sadakat ve biat gelir. Genel başkanı eleştirmek davaya ihanettir" dedi.

“TÜRKİYE’NİN FELAKETİDİR”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de değerlendiren Çelik, mevcut yapının demokratik ilkelerle uyumlu olmadığını savundu. Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin felaketidir partili cumhurbaşkanlığı ve bugünkü bize has, ‘Türk tipi’ başkanlık sistemi bizim felaketimiz olmuştur. Şimdi siz cumhurbaşkanısınız ve bir partiniz var. Muhalefet partisine ağzınıza geleni söylüyorsunuz. O size karşılık verdiği zaman cumhurbaşkanına hakaret etmiş oluyor. Biz gerçekten anayasada yazıldığı gibi demokratik olacağız, laik olacağız. Gelir dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu bir memlekette sosyal devletten söz edemezsiniz. Bütün konuşmacılar ifade ettiler, biz gerçekten bir hukuk devleti miyiz?"

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI

Demokrasi Platformu tarafından organize edilen ve eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yönettiği “Önce Siyaset Değişmeli” başlıklı konferansta yargı ve özgürlükler öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Etkinliğe sosyolog Doğu Ergil ile gazeteciler Taha Akyol ve Bekir Ağırdır da katıldı.

Konuşmasında ifade özgürlüğünün geldiği noktayı değerlendiren Haşim Kılıç, toplumda suskunluğun yaygınlaştığını belirterek, "2010 Anayasa değişikliğine kadar Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansımış olan 'dini inancını içinde yaşat, sakın kalp sınırlarının dışına çıkarma' anlayışı 2010 sonrasında 'düşünceni içinde tut, sakın dışarı vurma' anlayışına dönüşmüş ve ifade özgürlüğü alanı giderek daraltılmıştır" ifadelerini kullandı.

AYM VE AİHM KARARLARI VURGUSU

Yargıdaki sorunlara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasına değinen Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin mevcut yaklaşımını da eleştirdi. Yerel mahkemelerin AYM kararlarını uygulamaması karşısında yüksek mahkemenin etkisiz kaldığını savunan Kılıç, şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurulara ilişkin kararlarında sergilediği ürkek ve kaygılı duruşu mahkemenin bilinen özgürcü tutumuna zarar vermektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen ihlal kararları cesaretle uygulanmalı ve haksızlıklar ortadan kaldırılmalıdır. Yargıyla ilgili sorunlar artık ertelenebilecek meseleler olmaktan çıkmıştır."