Avrupa Birliği, konut krizinin derinleştiği bölgelerde yeni önlemleri gündemine aldı.

Brüksel’in, özellikle kira ve konut fiyatlarının hızla yükseldiği kentlerde ikinci konutlar ve kısa süreli kiralamalar için daha sıkı düzenlemelere izin verecek yeni bir çerçeve üzerinde çalıştığı belirtildi.

AB’den konut krizine yeni hamle: İkinci evlere sınırlama yolda - Resim : 1

AİRBNB GİBİ PLATFORMLAR GÜNDEMDE

Euronews’in Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan bir belgeye dayandırdığı haberine göre, yeni düzenleme Airbnb gibi kısa süreli kiralama platformlarını da kapsayacak.

Amaç, turistik konaklama için kullanılan konutların yerel halkın erişebileceği konut arzını azaltmasının önüne geçmek.

YEREL YÖNETİMLERİN ELİ GÜÇLENECEK

Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı çerçevenin, konut sıkıntısının ciddi boyutlara ulaştığı bölgelerde yerel yönetimlerin müdahale imkanını artırması bekleniyor.

“Affordable Housing Act” yani Uygun Fiyatlı Konut Yasası kapsamında şehir ve bölgelere, hangi koşullarda kısa süreli kiralamalara sınırlama getirebilecekleri daha net şekilde tanımlanacak.

TURİSTİK BÖLGELERDE ORAN YÜZDE 20’YE ÇIKIYOR

Avrupa’da kısa süreli kiralık konutların toplam konut stokundaki payı yaklaşık yüzde 1,2 seviyesinde bulunuyor.

Ancak turizmin yoğun olduğu bazı bölgelerde bu oranın yüzde 20’ye kadar çıkabildiği belirtiliyor.

Sorrento, Dubrovnik ve Kanarya Adaları’ndaki Fuerteventura gibi turistik merkezler bu durumun öne çıkan örnekleri arasında gösteriliyor.

BAZI ŞEHİRLER SINIRLAMA GETİRDİ

Amsterdam, Berlin, Brüksel, Floransa ve Paris gibi kentler kısa süreli kiralamalara yönelik çeşitli sınırlamaları şimdiden uygulamaya aldı.

Barselona ise turistlere yönelik konut kiralamalarını 2028’e kadar tamamen sona erdirmeyi hedefliyor.

SEKTÖR TEMSİLCİLERİNDEN İTİRAZ

Airbnb ve sektör temsilcileri ise konut krizinin temel nedeninin kısa süreli kiralamalar olmadığını savunuyor.

Avrupa genelinde konut fiyatlarının 2015-2025 döneminde yaklaşık yüzde 66, kiraların ise yüzde 20’nin üzerinde arttığı belirtiliyor.

Komisyonun yeni düzenlemeyle yerel yönetimlere daha fazla hareket alanı sağlaması beklenirken, uygulamaların AB’nin hizmet sunma özgürlüğü kurallarıyla dengelenmesi gerekecek.