Eski CIA yetkilisi John Kiriakou, Jeffrey Epstein olayının asıl yüzünü çarpıcı kelimelerle özetliyor. Kiriakou'ya göre Epstein klasik bir casusluk profiline uymuyor.

Mossad'ın kullandığı bir erişim ajanı olarak tanımlanıyor.

Görevi son derece basit: Dünyanın en güçlü insanlarının dünyasına sızmak ve onların en zayıf anlarını yakalamak.

Bill Clinton, Bill Gates veya Prens Andrew gibi isimleri düşünün.

Dünyayı yöneten, servetleri dudak uçuklatan figürler. İstihbarat örgütlerinin bahsi geçen kişileri parayla satın alması imkânsızdır.

Milyarder birine rüşvet teklif edemezsiniz. Paraya ihtiyaçları yoktur.

İstihbarat dünyası devreye girdiğinde farklı bir yol izler. Zaafları kullanır. Hedefteki kişileri rahat ettirecek, lüks içinde ağırlayacak, onlara kendilerini güvende hissettirecek birine ihtiyaç duyarlar.

Epstein tam olarak beklenen figürdü. Şatafatlı adalar, özel jetler, gösterişli malikâneler... Hepsi birer tuzaktı. Güçlü insanların gardlarını indirdiği, karanlık sırlarını açığa vurduğu özel alanlar yaratıldı.

Kontrolün Gizli Formülü

İnsan psikolojisi her yerde aynı işler. Makamınız ne kadar yüksek olursa olsun herkesin saklamak istediği karanlık bir noktası vardır. Epstein'in misyonu o karanlık noktaları aydınlatmak ve kayıt altına almaktı.

Şantaj malzemesi toplamak, devletlerin elindeki en büyük silahtır. Siyasetçileri ve teknoloji devlerini kontrol etmenin en garantili yolu onların sırlarına ortak olmaktan geçer.

Dünya siyasetini okurken kapalı kapılar ardında yaşananları hesaba katmak zorundayız. Göz önündeki liderlerin kararlarını yönlendiren görünmez ipler vardır.

Hatta bazıları ip atarak kendilerini kamufle etmeye çalışır…

Epstein skandalı o iplerin kimlerin elinde olduğunu gösteren devasa bir ibrettir. Güç her zaman göründüğü yerde durmaz.