ABD/İsrail-İran savaşı sürerken, Yunanistan’ın bitmek tükenmek bilmeyen Türkiye ve Türk düşmanlığını, çıkan fırsatları değerlendirerek bir kere daha ortaya koyduğu, zaten umursamadığı uluslararası anlaşmalar hilafındaki girişimlerine bir yenisini daha eklediği görülmüştür. Yunanistan bu savaşı da kendisi için bir fırsat bilerek harekete geçmiştir.
Lozan yine ihlal edildi
Türkiye, devam eden savaşta İran füzesi gibi gösterilip kimin olduğu belli olmayan ve “sahte bayrak” olarak nitelendirilen füzelerin havada tahrip edildikten sonra Türkiye topraklarına düşmesi sonucunda, infiale kapılmayıp aklıselim içinde hareket ederek savaşa girmemiştir. Ancak Yunanistan bu savaşı ve Türkiye’ye müteveccih “sahte bayrak” nitelikli füzeleri, kendisine de yönelebileceği varsayımıyla tehdit olarak görmüş, bu kapsamda Kerpe ve Semadirek adalarıyla Girit-Rodos arasındaki stratejik yerlere Patriot sistemlerini konuşlandırmış, GKRY’ne de 2 adet F-16, 1 adet C-130 ve 2 adet firkateyn göndermiştir.
Yunanistan bu davranışıyla, sürekli olarak ihlal ettiği, hatta birçok sahada kalıcılık da yaratan Lozan ve Paris anlaşmalarını bir kez daha ihlal etmiştir.
Türkiye bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtirken Yunanistan Başbakanı da “Yunanistan, savunma güçlerinin operasyonel konuşlandırılması konusunda kimseyle müzakere etmez” diyerek uluslararası hukuku bir kez daha ihlal ettiklerini alenen ortaya koyarak tepkilere aldırmamıştır.
Yeni bir Lozan’ı ihlal konusu da Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımamasıdır. Türkiye Dışişleri de bu tutumun Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan hakların ihlali olduğu vurgulayarak, Atina yönetimine “yanlış yoldan geri dön” çağrısı yapmış ve azınlık haklarının korunmasını yakından takip edileceğini bildirmiştir.
Yunanistan’ın, hukuk hilafına adaları silahlandırdığı, tesisler kurduğu, hava sahası sorunu yarattığı, kendisine ait olmayan, hatta birçoğu anlaşmalara göre Türkiye’ye ait olduğu belirli olan ada/adacıkları işgal ve iskân ettiği bilinen bir gerçektir. Türkiye, işgal edilen adalar hariç diğerlerine yeri geldiğinde tepkisini göstermektedir. Ancak adalar konusunda siyasi olarak sessiz kalmamızı kamuoyumuzun içine sindiremediği de malumdur.
Yunanistan’ın Ege, Akdeniz ve Kıbrıs’taki haksız ve hukuksuz tutumları karşısında, uluslararası ortamda savunma durumunda kalmamızın sebebi, Yunanistan’ın küresel güçlerden destek alması, ilişkilerimizin bozulduğu ülkelerle de “Düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışıyla Türkiye’ye karşı ittifak yapmasıdır.
Yunanistan kimlerle işbirliği içinde?
-(AB) Yunanistan kendisinin ve birlikte siyasi ittifak içinde hareket ettiği GKRY’nin AB üyesi olmasının yarattığı siyasi desteği arkasında hissetmektedir.
-(ABD) Yunanistan ABD’yle de karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamış ve bu kapsamda birçok silah, araç ve gerece sahip olma imkânı elde etmiştir. Anlaşma kapsamında egemenliğini sorgulatacak ölçüde mevcut ABD üslerinin genişletilmesine ve yeni üsler kurulmasına izin vermekte bir sakınca görmediği gibi, bu durumu Türkiye karşı bir güvence olarak kabullenmiştir. Ayrıca ABD’deki Rum Lobisinin desteği de küçümsenemez.
-(FRANSA) Yunanistan yine bir NATO ülkesi olan Fransa’yla da Savunma ve Güvenlik Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşma kapsamında, Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz’de jeopolitik denge sağlamayı hedeflemiş, askeri işbirliği çerçevesinde firkateynler ve Rafael uçakları almıştır. Anlaşma, taraflardan birine saldırı durumunda karşılıklı yardım ve nükleer koruma şemsiyesini de ihtiva etmektedir.
Fransa’yla ittifak Kıbrıs da uzanmış ve ABD/İsrail-İran savaşı sürerken Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’le birlikte GKRY’ni ziyaret etmiştir. Macron buradaki görüşmelerin stratejik ortaklığın bir göstergesi olduğunu, Kıbrıs’ın saldırı altında olmasının Avrupa'nın saldırı altında olduğu anlamına geldiğini ve Kıbrıs'ın güvenliğinin ortak ve dostunuz olan Yunanistan ve Fransa ve beraberinde AB için de kilit bir konu olduğunu belirtmiştir.
-(İSRAİL) Yunanistan’ın İşbirliği içinde olduğu flaş ülke “Düşmanımın düşmanı dostumdur” kapsamındaki İsrail’dir. Bu işbirliği, sadece askeri alanda değil, siyasi, deniz alaka ve menfaatleri ve enerji alanlarını da kapsamaktadır. İsrail Hava Kuvvetleri’nin eğitim desteği için Yunanistan sahasını kullanmakta ve müşterek deniz ve hava tatbikatları yapmaktadır. Hava savunması için İsrail’in “Demir Kubbe” benzeri bir sistem olarak “Aşil Kalkanı” projesini hayatiyete geçirmek için füze/roket sistemlerini tedarik etmekte ve birlikte ortak radar sistemleri kurmaktadırlar
İsrail’in Yunanistan’la işbirliği, hem Türkiye tehdidi hem de Türkiye’ye tehdit ortak paydasında birleşmiş ve bir eksen oluşturmuş durumdadır. Şimdi bu eksene GKRY de eklemlenmiştir. Bu durum, bir işbirliğinin de ötesine geçerek bölgeyi, denizlerin egemenliği ve deniz kaynaklarının bölüşülmesi başta olmak üzere şekillendirmeye doğru ilerlemektedir. Konu Türkiye’ye karşı askeri bir ittifaka doğru gitme temayülündedir.
-(İSRAİL, ABD, YUNANİSTAN, GKRY) Bu ülkelerin milletvekilleri Şubat 2026 ayında, Türkiye’nin bölgedeki artan askeri ve siyasi nüfuzuna karşı İsrail Meclisi’nde bir toplantı gerçekleştirmiş olup, zirvede "Ankara’nın yükselişini dizginleme" planları masaya yatırılmıştır. Toplantıda, bölgesel dengelerin Ankara lehine değiştiği, bu durumun istikrarı, güvenliği ve enerji projelerini baltalama tehlikesi taşıdığı ifade edilmiş ve toplantının, İsrail, GKRY, Yunanistan ve ABD arasındaki iş birliğini güçlendirmeye, Türkiye’nin yükselişini durdurmaya yönelik stratejik bir hamle olduğu vurgulanmıştır.
-(LİBYA) Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Deniz Yetki Alanlarından “Münhasır Ekonomik Bölge” konusunda bölge ülkelerinin kendi aralarında sağladığı mutabakatların ortaya çıkarttığı çarpıklığı düzeltmek için, Libya meşru hükümeti olan Trablusgarp Yönetimiyle anlaşma yapması Yunanistan’ın oyununu bozmuştur. Yunanistan da bu anlaşmayla yoksun kaldığı avantajını telafi yolları aramış, çok etkili olmasa da, Hafter Yönetimindeki Bingazi’de konsolosluk açmıştır. Bu vesileyle Yunanistan Dışişleri Bakanı Bingazi’ye gitmiş ve Hafter’le bir görüşme yapmış, açıklamasında ticari ve düzensiz göç konularının yanında özellikle Yunanistan-Libya arasındaki deniz yetki alanlarının belirlenmesinin önemine işaret ettiklerini ifade ederek işbirliğinin kıymetli olduğuna olan inancını belirtmiştir.
***
-Yunanistan Türkiye aleyhinde oluşabilecek her fırsatı kullanma peşindedir. Türkiye-Yunanistan arasındaki toplantılarda gerginlik olmasın diye asıl konular gündeme alınmamakta sadece güven arttırıcı önlemler görüşülmektedir. Bu nedenle de Yunanistan’a gereken tepki gösterilememektedir.
-Türkiye aleyhinde kimlerin kimlerle iş tuttuğunu açık bir şekilde ortadadır. Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimiz gereği gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerden geri adım atılması ve Yunanistan’ın Ege’de işgal ettiği ada/adacıklara göz yumulması gibi davranışlarımızın, hasımlarımızı cesaretlendirdiğine dikkat edilmesi ve alınacak tedbirlerin yanında gerektiğinde karşı hamlelerde de bulunulması faydalı olacaktır. Türkiye’nin bu kapsamda 1995 yılında aldığı parlamento kararıyla karasularının tek taraflı olarak altı milin üzerine çıkarılmasını savaş nedeni sayacağı kararının yeri geldiğinde hatırlatmasında yarar görülmektedir.
-Türkiye’nin, uluslararası ve deniz/hava sahası hukuklarından ve anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini ihlal eden, hatta gasp eden Yunanistan’a karşı, gerginlik yaratmamak için izlediği yöntemin, Yunanistan’ın yarattığı oldu-bittileri kabul ettiği anlamını taşımaması için, yeniden değerlendirmeler yapması, buna göre önlemler alması ve girişimlerde bulunması doğru bir yaklaşım olacaktır.