Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü yılını doldurmuş olup, yakın bir gelecekte de sona ermeyeceği anlaşılmaktadır. ABD’nin savaşı sonlandırma düşüncesiyle harekete etmekte, İngiltere başta olmak üzere Avrupa savaşın uzamasını istemektedir. Bu durumun ABD’yle İngiltere arasında bir soğukluk yarattığı da söylenebilir.
Ukrayna’nın savaşta kaybettiği ve anlaşma için taviz vermesi istenen bölgeleri de vermek istememesi, Rusya’nın da hedeflerine ulaşmadan anlaşma sağlanmasına uzak durması da savaşın bugüne kadar uzamasındaki sebeplerden biri olduğu da düşünülmektedir.
Savaşın sebebi ve geldiği nokta
ABD’nin ve NATO’nun stratejisinin içinde, Rusya’yı batısından ve Karadeniz bölgesinden sıkıştırmak da vardır.
Rusya’nın başlattığı Ukrayna savaşının Rusya açısından önemli iki sebebinden birincisi, bu stratejinin gereği olarak ABD önderliğinde NATO’nun doğuya doğru genişlemesi, bu genişlemede sıranın Ukrayna’ya gelmesi, Rusya’nın da bunu güvenliği açısından doyuma uluşma seviyesi olarak görmesi bu ilerlemeyi durdurmak istemesidir.
İkincisi ise, Ukrayna içindeki Rus etkinliğinde olan, önemli maden kaynakları ve nadir elementlerinin bulunduğu bölgeleri de topraklarına katmak istemesi ve bunun Kırım’ın ilhakında olduğu gibi fazla bir engelle karşılaşmadan başarabileceğini düşünmesidir.
Rusya başlattığı savaşta başlangıçta önemli mesafeler katetmişse de zaman ilerledikçe ABD başta olmak üzere Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği destek gittikçe artmış, bu desteğin verdiği güç, Rusya’nın ilerleyişini yavaşlatmış ve adeta durma noktasına getirmiştir. Hatta Ukrayna, kuzey bölgede sıklet merkezi yaparak Rusya topraklarına karşı giriştiği harekatla da önemli ölçüde bir sahayı işgal etmiştir. Rusya bu işgali bertaraf etmek için aylarca uğraş vermiştir.
Zaman içinde Rusya’nın kaynaklarının gittikçe tükenme noktasına gelmesi, insan kaynağının bir kısmını Kuzey Kore’den karşılayacak duruma düşmesi, ABD’nin ve AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar ve ambargolar, Rusya’nın nihai sonuca ulaşmasını kısıtlamıştır. Ancak yine de Rusya’nın nükleer başta olmak üzere oldukça önemli bir güce sahip olduğu da dikkate alınmalıdır.
Bu gelişmeler, Rusya’nın ekonomi ve insan kaybında yaşadığı olumsuzluk, halkının savaş bezginliğini arttırmıştır. Ancak yavaş da olsa hedefini tamamlamak için ilerleyişini sürdürmektedir. ABD’nin İsrail ile birlikte girdiği Rusya-İran savaşı ise ona hem zaman kazandırmakta hem Ukrayna’ya olan desteğin azalmasına neden olmakta, hem de ABD’nin prestij kaybına uğramasıyla avantaj elde etmesine imkân sağlamaktadır.
Ateşkes ve barış müzakereleri
Rusya, Ukrayna ve ABD, ikili veya üçlü olarak hem liderler seviyesinde hem de heyetler arasında aracı ülkelerde bir araya gelerek veya telefon diplomasisiyle görüşmüşlerdir.
Savaşın başlarında İstanbul’da Türkiye’nin kolaylaştırıcı rol oynadığı görüşmelerdeki tahıl transferi konusu, belki de en somut sonuç alınan bir müzakere olmuştur. Tarafların insani düşüncelerle birbirine yaklaştığı da gözlemlenmiştir. Fakat bu atmosferin İngiltere’nin olumsuz tutumuyla bozulduğu hatırlardadır.
Trump’ın ikinci başkanlık görevine gelmeden önceki vaatlerinden biri olan, başkan olmasını müteakip savaşı 24 saat içinde bitireceği vaadi havada kalmış, ancak ikinci yılında Rusya-Ukrayna heyetleri bir araya gelebilmiştir. Rusya-Ukrayna-ABD üçlü müzakereleri ise ancak 2026 yılında başlayabilmiştir.
Bu müzakerelerin birinci ve ikinci turları 23-24 Ocak ve 4-5 Şubat 2026’da BAE Abu Dabi’de, üçüncüsü ise 17-18 Şubat 2026’da İsviçre Cenevre’de yapılmıştır. Bu görüşmelerden sadece birincisinde alınan en önemli karar ise toplam 314 esirin takası olmuştur.
Cenevre’de ABD arabuluculuğunda Ukrayna ile Rusya arasında yürütülen görüşmelerinin sonuç alınamadan kısa bir süre sona erdiği belirtilmiştir. Bu konuda mesafe alınabilmesi için savaşı sonlandırmayı hedefleyen diplomatik temaslar kapsamında 25 Şubat 2026’da Cenevre’de düzenlenen ve Zelensky’in başkanlık ettiği Ukrayna heyetiyle ABD heyetinin yaptığı görüşmede, güvenlik düzenlemeleri ve yeniden inşa sürecinin ele alındığı ve bu ay Abu Dabi’de yapılması planlanan üçlü zirveye odaklanıldığı belirtilmiş, amacın, ABD ve Rusya'nın da katılımıyla yapılacak bir sonraki görüşmeyi mümkün olduğunca kapsamlı hale getirmek olduğu ifade edilmiştir. Ancak devam etmekte olan ABD-İran savaşı, durumu nasıl bir kulvara sokacağını takip etmeyi ve gelişmelere göre yeniden bir değerlendirme yapmayı gerektirmektedir.
Önemli gelişmeler
Ukrayna’nın mevcut duruma göre artık NATO üyesi olması söz konusu değildir. Zelenski’de bunun için ABD ve AB’den güvenlik garantileri talep etmektedir.
ABD ve Ukrayna yönetimi Rusya’dan öncelikle şartsız karşılıklı ateşkes talebinde bulunmuş, Rusya reddetmiştir. Rusya, Donbas bölgesinin bütününün kendisine teslim edilmesi halinde bunu görüşebileceğini belirtmiştir.
ABD, Rusya’nın etkisinde olan Belarus ve Moldova’ya diplomatik ziyaretler yaparak Rusya’yı sıkıntılı duruma teşebbüsünde bulunmuştur.
Ukrayna ordusu, savunmasını güçlendirmeyi, sınırlı karşı saldırılarla belirli hatlardaki kontrolünü korumayı sürdürmekte, Rusya ise işgal ettiği yerlerdeki varlığını güçlendirme ve savaşta stratejik dengeleri korumaya çalışmaktadır.
Rusya, Ukrayna savaşında mümkün olduğu kadar üstünlük sağlayarak, bir taraftan hedeflerine ulaşmayı düşünürken, diğer taraftan da ABD-Rusya arasında başlaması planlanan nükleer müzakere sürecinde pazarlık imkanını arttırmayı, zor duruma düştüğünde de nükleer silah kozunu kullanmayı hesaplamaktadır. Ayrıca ABD’nin Venezuela, Grönland, gibi çıkışlarının ve İsrail’in kuyruğuna takılarak İran’la meşgul olmasının ve Avrupa’yı savunma ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması konusunda sıkıştırmasının, üzerindeki baskıları azaltabileceğini değerlendirdiği de söylenebilir.
Bu kapsamda ABD’nin İsrail’le birlikte İran’a karşı başlattığı savaş, beklediği şekilde gelişmemiş, ona prestij kaybettirmiş, kaynaklarının tükenmesine neden olmuştur. Bu durumda Ukrayna’ya vereceği destek gittikçe azalacak, Rusya’nın hedeflerine ulaşmak için savaşı sonlandırmama arzusunu daha güçlendirecektir.
Bu durumun, ABD’nin savaşı sonlandırma ve barışı sağlama yönündeki çabalarının önemini ve gücünü azaltacağını, dolayısıyla da Rusya-Ukrayna savaşının uzamasını beraberinde getireceğini değerlendirmek mümkündür.
***
- ABD ve Ukrayna, savaşın önümüzdeki yaz veya yıl sonuna kadar sonlanabileceğini açıklarken, Rusya böyle bir zaman sınırlaması düşünmediğini ve belirlenmiş olduğu hedeflerine ulaşmayı hedeflediğini açıklamıştır.
- ABD, savaşı sona erdirmeyi arzularken Ukrayna’dan da tavizlerde bulunmasını talep etmektedir. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa da güvenliğini tehlikeye düşeceğini değerlendirerek erken bir barış istememektedir. Bu nedenle müzakerelerin, “Dostlar alışverişte görsün” mantığıyla yürütüldüğünü görmek mümkündür.
- Türkiye ise Rusya ve Ukrayna tarafına eşit mesafede durmaya devam etmektedir. Savaşın uzaması halinde Karadeniz’deki istikrarın ve dengenin bozulabileceğini, Montrö ve Rusya için daha sıkı yaptırım talepleriyle karşılaşabileceğini, ticaretinin olumsuz etkilenerek ekonomisine zarar verebileceğini değerlendirmekte, bu nedenlerle Savaşın bir an evvel sonlanmasına çalışmaktadır. Ancak değişen durumlar dikkate alındığında savaşın bir müddet daha devam edeceği beklenmektedir.