Dün sosyal medya hesabımdan, Mansur Yavaş Bey’i ziyaretim sırasında çekilmiş bir fotoğrafla birlikte şu cümleyi paylaşmıştım:

“İster siyasi, ister sivil toplum örgütü; hangi kurum ve kuruluş olursa olsun, seçeceğimiz insanlarda yolunu bulanları değil, yol açanları tercih edelim. Çünkü yolunu bulanlar mevcut şartlara uyum sağlar, yol açanlar ise geleceği şekillendirir. Liderlik; kalabalığın peşinden gitmek değil, gerektiğinde yeni bir istikamet gösterebilmektir.”

Bu paylaşımı yaptıktan sonra, aslında neden böyle düşündüğümü biraz daha anlatma ihtiyacı hissettim.

Siyasette birçok insan doğru şeyleri söyleyebilir. Hatta bazıları doğru işleri de yapabilir. Fakat zamanlama, şartlar ve içinde bulunulan siyasi iklim nedeniyle ortaya çıkan sonuçlar her zaman beklendiği gibi olmayabilir. Tarihte bunun sayısız örneği vardır. Doğru bir fikrin yanlış zamanda ortaya çıkması ya da haklı bir duruşun yeterli karşılığı bulamaması mümkündür. Ancak bütün bunların ötesinde insanların karakterleri, duruşları ve ilkeleri vardır.

Mansur Yavaş Bey’i dinlediğimde bende oluşan ilk kanaat, ne söylediğinden çok nasıl söylediğiyle ilgili oldu. Siyaseti ahlaki çizgiden ayırmamaya çalışan bir yaklaşım, kutuplaştırıcı değil birleştirici bir üslup ve her şeyden önemlisi samimiyet hissi.

Kendisini dinlediğinizde size hazırlanmış bir siyasi metin okumadığını, gerçekten inandığı düşünceleri anlattığını hissediyorsunuz. Nezaketi, mütevazılığı ve yönetim anlayışını anlatırken kullandığı dil, makamın gücünden değil, sorumluluğun ağırlığından beslendiğini gösteriyor. Açıkçası kendi yönetim ilkelerini dinledikçe kendisine duyduğum saygı daha da arttı.

Bugün siyasette en büyük sorunlardan biri güven bunalımıdır. İnsanlar artık verilen sözlere değil, o sözleri verenlerin karakterine bakıyor. Çünkü yaşanan tecrübeler bunu zorunlu hale getirdi. Bir dönem umut bağlanan birçok ismin sonradan oluşturduğu hayal kırıklıkları, toplumun siyasete karşı daha temkinli yaklaşmasına neden oldu.

Bu nedenle insan ister istemez kıyas yapıyor. Siyasette söylenenlerle yapılanların birbirini tutmadığı örnekleri gördükçe, ilkelere bağlı kalmaya çalışan isimlerin değeri daha iyi anlaşılıyor.

Elbette herkesin siyasi tercihleri farklı olabilir. Herkes aynı düşünmek zorunda da değildir. Ancak dürüstlük, samimiyet, mütevazılık ve ahlaki tutarlılık gibi değerler siyasetin üzerinde değerlerdir. Bir siyasetçiyi değerlendirirken önce bunlara bakmak gerekir.

Benim Mansur Yavaş Bey ile görüşmemden çıkardığım sonuç budur. Kendisini dinlediğimde, yolunu bulmaya çalışan bir siyasetçiden çok, kendi ilkeleri doğrultusunda yol açmaya çalışan bir yönetici gördüm. Türkiye’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de belki budur: Rüzgâra göre yön değiştirenler değil, şartlar ne olursa olsun belli bir ahlaki çizgiyi koruyabilen insanlar.

İşte bu yüzden, dün yaptığım paylaşımın arkasındayım. Yolunu bulanlar elbette başarılı olabilirler. Ama toplumların kaderini değiştirenler, çoğu zaman yol açanlar olmuştur.

İsmail Türk
Gazeteci – Yazar
Milliyetçi Gazeteciler ve Yazarlar Birliği Genel Başkanı