ABD’de 3 Kasım 2026 ara seçimlerinde Demokratlar, hem Senato hem de Temsilciler Meclisi çoğunluğunu kazandı. AP seçim sonucu projeksiyonlarına göre;

Demokratlar Senato’da Texas, Ohio, Maine, Kuzey Carolina, Güney Carolina, Iowa ve Kansas’ta Cumhuriyetçilerin elindeki sandalyeleri aldı. Demokratlar 54, Cumhuriyetçiler 44 sandalye kazandı.

Temsilciler Meclisinde, Demokratlar 228 koltuk, Cumhuriyet parti 139 koltuk kazandı.

Elbette bu Trump’ın gitmesi demek değil ve fakat frenlenmesi demektir.

Trump neden kaybetti?

  1. İsrail’in ve Netanyahu’ya destekte ABD halk çoğunluğunun rasyonel bulmadığı ve kabul edemeyeceği bir pervasızlık içinde oldu. Pew Research Center Mart 2026 araştırmasında ‘’Amerikalıların yüzde 59’u Netanyahu’ya güvenmediğini ‘’ belirtmişti. Netice olarak Netanyahu yönetimine verdiği destek, kamuoyunda büyüyen tepkiye neden olmuştu.
  2. İran’la savaş çıkardı ve petrol fiyatları tüm dünyada ve ABD’de üretimi, hayat standardını negatif etkiledi. Enerji ve ulaşım maliyetlerinin artması halkın satın alma gücünü aşındırdı. Pew Research Center sonbahar araştırmasında ABD ‘de “Trump’ın İran politikasını onaylamayanların oranı yüzde 65, enerji fiyatlarından çok kaygı duyanların oranı da yüzde 74 olarak” çıkmıştı.
  3. Enflasyon yüzde 2,4’ten yüzde 3,7’ye yükseldi. Trump Gümrük vergilerini diğer ülkelere karşı tehdit unsuru olarak kullandı. Hayat pahalılığı tepki yarattı. Reuters’ın aktardığı ilk sandık çıkış araştırmasında yaklaşık her 10 seçmenden 9’u yaşam maliyetini oy tercihinde önemli buluyor; Halkın üçte ikisi yüksek fiyatlardan Trump’ı sorumlu tutuyor.
  4. Avrupalı müttefikleriyle ve NATO ile güven ilişkisini zedeledi; Rusya’ya karşı ortak tutumu aşındırdı. Avrupa’yı ve NATO’yu dışlayarak, Rusya’nın - Putin’in elini güçlendirdi.
  5. Başkanlık kararlarında ABD devlet ve demokrasi geleneğine aykırı kararlar verdi. Söz gelimi bağımsız FED başkanı Powell’e faizleri indirmesi için baskı yaptı. Denge ve denetimi sağlayamadı. MWC (Sandbox) sandık çıkış araştırmasında seçmenlerin yüzde 70’i Kongrenin başkan üzerinde daha fazla denetim ve denge kurmasını istedi.

Öte yandan Putin Dünya için bir tehdit unsuru olmaya başladı.

  1. Kuvvet kullanarak sınır değiştirme girişimi uluslararası barış düzenini Ukrayna’nın işgali yalnızca iki ülke arasındaki sorun değildir; devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğü ilkelerini ilgilendirir. BM Genel Sekreteri de işgali BM Şartı ve uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi. Buradan çıkarılabilecek sonuç şudur: İşgalin ödüllendirilmesi, başka ülkeler için de tehlikeli bir emsal oluşturur.
  2. Nükleer tehdit, bölgesel savaşın riskini dünya ölçeğine taşıyor. Putin’in nükleer silahları Batı’nın Ukrayna’ya desteğini baskılamak için kullanması ve Kasım 2024’te nükleer doktrini değiştirmesi, yanlış hesaplama ve tırmanma tehlikesini artıran unsurlardır.
  3. Otoriter yönetimlerle karşılıklı askerî ve ekonomik dayanışma kuruyor ve otokrasinin tırmanmasına neden oluyor. Belarus ve Kuzey Kore gibi otokratik ülkelerle Rusya ilişkisi, ülkelerle silah, petrol ve ekonomik işbirliğini kapsayan karşılıklı bir ilişkiye dönüşmüştür. Ayrıca Rusya’nın başı çektiği bağımsız ülkeler topluluğunun tamamında otokrasi vardır.
  4. AB Konseyi, Rusya ve bağlantılı aktörleri kritik altyapıya sabotaj, siber saldırılar, bilgi manipülasyonu ve seçimlere müdahale içeren faaliyetlerle suçluyor.
  5. Savaşın ekonomik bedelini üçüncü ülkelerin halkları da ödüyor. Ukrayna savaşı enerji, tahıl ve gübre piyasalarında fiyat şoklarına yol açtı. IMF ve Dünya Bankası, bu şokların özellikle gıda ve yakıta gelirlerinin büyük bölümünü ayıran yoksul haneleri vurduğunu belirtti.

Demokraside umut var

Son yıllarda birçok otokrat seçimlerde kaybetti.

Macaristanda Orbán 2026 seçimlerinde Fidesz ittifaka yenildi; 16 yıllık iktidarı sona erdi. Péter Magyar’ın Tisza Partisi parlamentoda üçte iki çoğunluğu aştı.

Brezilyada Luiz Inácio Lula da Silva, 25 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen Brezilya devlet başkanlığı seçimini kazandı.

2023 yılında Polonya’da Hukuk ve Adalet Partisi birinci geldiği hâlde parlamento çoğunluğunu ve hükümeti kaybetti.

Hindistan’da Modi’nin partisi tek başına çoğunluğunu kaybetti; Modi, ortaklarının desteğiyle iktidarda kaldı.

Demek ki, otoriterleşme seçim yenilgisini imkânsız hâle getirmiyor. Dünya umutsuzluğa düşmesin.