Abdülkadir Selvi, yıllardan sonra ilk defa muhalefetle aynı görüşü paylaştı:

“Peki bu soygun yapılırken borsa yetkilileri ne yapmış? Yerli ve yabancı denetim kuruluşları uyuyor muymuş? SPK hangi önlemleri almış?

Borsada her şey kayıtlıdır. Anlık izlenir. Bu işlemleri görüp engel olması gereken kurumlar engel olmamış, denetlemesi gerekenler denetlememiş, önlem alması gerekenler almamış. Bunun adını doğru koymak lazım. Bunun adı fon krizi değil, organize bir soygun. Önemli olan bu organize yapının ortaya çıkarılmasıdır. Sistemin gözetim ve denetim sistemlerinde sorun var. Borsada ünlü bir söz vardır, ‘Köpek havlamadıysa hırsız tanıdıktır’ diye.”

***

Tabii organze soygun denilince bunun ceza hukukunda karşılığı var.

Nitekim eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, konunun bu yönüne dikkat çekti:

“Gazeteciler, futbol hakemleri, Sarıgül ailesi, Belediye Başkanları hepsi ama hepsi “organize suç örgütü” nitelemesiyle evlerinden alınıp, tutuklandılar.

Halka karşı eşi benzeri görülmemiş büyük bir ekonomik suç olan fon soygununda ise bu fonların kurucu ve yöneticileri, kamu kurum yöneticileri ve siyasi bazı isimlerin organize bir suç örgütü olarak faaliyet gösterdiklerine dair bir işlem yapılmadı. Neden?

Bunlar, ‘Organize İşler’ değil mi yani? Komedyen Deniz Göktaş’ı bile yaptığı espri nedeniyle ters kelepçeyle fotoğraflayıp, tutuklayan adalet, bu büyük fon soygunundaki faillerin ve sorumluların ‘organize’ bir şekilde işlem yaptıklarını görmüyor olabilir mi acaba?

***

İktidar sözcüleri, bu durum karşısında “lekelenmeme hakkı”ndan bahsederek, fon soygununda yer alanlara koruma kalkanı oluşturmaya çalışıyor.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak Türk Ceza Yasası’nın 220’nci maddesinde düzenlenmiştir.

Maddenin ilk iki fıkrası şöyledir:

1- Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

***

Lekelenmeme hakkı ise AKP iktidarı döneminde hiçbir siyasi soruşturmada gözetilmemiştir. Ergenekon davalarıyla başlayan süreçte, önce şüpheliler hakkındaki iddialar, yandaş medyaya verilmekte, yeteri kadar kamuoyu oluşturulduktan sonra gözaltı ve tutuklama aşamalarına geçilmektedir.

Son dönemde, bazı davalarda sanıklar hakkında medyaya sızdırılan iddialara, iddianamelerde hiç yer verilmemesi, yargı-emniyet-medya eliyle manipülasyon yapıldığını göstermektedir. Bu da hukuk devletini temelinden çökerten bir uygulamadır. Devletin vatandaşına tuzak kurması anlamını taşır.

***

Fon soygununda ise halkın soyulması, belirli fonlara iktidar çevrelerinin yüksek miktarda yatırım yapması ve bunun el altından duyurulmasıyla mümkün olabilmiştir. İktidar çevreleri içerden bilgi aldığı için fonlar çökmeden çok yüksek kârlarla çıkış yapmış, habersiz olanların parası ise buharlaştırılmıştır.

Gün geçtikçe paranın gerçekte buharlaşmadığı, büyük kısmının parça parça Londra’ya kaçırıldığı anlaşılmaktadır. Bu da fon soygununun dış ayağıdır. Para yurt dışına kaçırılınca ne olur? Ekonomide para darlığı oluşur. Dolayısıyla krizden sadece fon mağdurları değil bütün ülke etkilenir.

En azından Londra’ya kaçırılan paraları MASAK’ın görmesi ve önlem alması gerekirdi. Abdülkadir Selvi’nin söylediği gibi “Yerli ve yabancı denetim kuruluşları uyuyor muymuş?”

***

Türkiye’de her şey tersine döndü. Teröriste “kurucu önder” deniliyor. Organize suç örgütü kurarak ülkeyi soyanların ise lekelenmeme hakkından söz ediliyor.