Türkiye'nin Sıfır Atık hedefleri doğrultusunda geliştirilen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi uluslararası vitrine çıkmaya hazırlanıyor. Yerli, dijital ve izlenebilir olarak geliştirilen sistem, Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nda (COP31) yabancı katılımcılara tanıtılacak.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Türkiye Çevre Ajansından edinilen bilgilere göre, DOA'nın ülke genelinde yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar devam ederken sistemin uluslararası tanıtımı için de hazırlık yapılıyor.
COP31'DE ZİYARETÇİLER DOĞRUDAN DENEYECEK
Planlama kapsamında COP31'in düzenleneceği alanların yanı sıra Antalya'da ziyaretçi hareketliliğinin yoğun olacağı noktalara Depozito İade Makineleri (DİM) yerleştirilecek.
Farklı ülkelerden zirveye gelecek katılımcılar sistemi doğrudan kullanabilecek. Böylece Türkiye'nin geri dönüşüm altyapısı, Sıfır Atık yaklaşımı ve depozito yönetiminde geliştirdiği teknolojik kapasitenin uluslararası kamuoyuna gösterilmesi amaçlanıyor.
HEDEF YILDA 20 MİLYAR AMBALAJ
DOA'nın tam kapasiteyle uygulanması durumunda Türkiye'de yıllık tüketimi yaklaşık 25 milyar adedi bulan içecek ambalajlarının sistem kapsamına alınması öngörülüyor.
Geri toplama oranının yüzde 80'e ulaşması halinde her yıl yaklaşık 20 milyar içecek ambalajı yeniden geri dönüşüm sürecine kazandırılabilecek. Sistemin yaygınlaşmasıyla bu oranın ilerleyen dönemde yüzde 80'in üzerine çıkarılması hedefleniyor.
EKONOMİYE 1 MİLYAR DOLARLIK KATKI
Depozito sisteminin çevresel kazanımlarının yanında ekonomiye de önemli katkı sağlaması bekleniyor. Tam kapasiteyle birlikte ham madde ithalatının yüzde 35-40 oranında azaltılması ve Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık katkı sağlanması öngörülüyor.
TÜRKİYE TEKNOLOJİ İHRAÇ EDEN ÜLKELER ARASINA GİRMEYİ HEDEFLİYOR
Yerli Depozito İade Makinelerinin üretiminin artırılması, saha operasyonlarının geliştirilmesi ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi de planın önemli ayaklarını oluşturuyor.
Bu yatırımlarla Türkiye'nin yalnızca kendi depozito sistemini işleten değil, depozito yönetimi teknolojileri geliştirerek bunları diğer ülkelere ihraç edebilen ülkelerden biri haline gelmesi hedefleniyor.