Son dönemde Türkiye’nin yaptığı askeri ve savunma sanayi ilişkileri Hindistan ve İsrail basınında geniş yankı buluyor.

Türkiye, Pakistan ve Çin arasında yaşanan askeri işbirliği, hava üslerindeki yoğun kargo trafiği ve ortak savunma projeleri dünya genelinde dikkat çekiyor.

Pakistan hava sahasında Çin'e ait askeri nakliye uçaklarının artan seferleri, Türk askeri kargo uçaklarının da aralarına katılmasıyla bölgedeki askeri koordinasyonu yükseltiyor.

Ankara ve İslamabad, insansız hava araçları ve uzay teknolojileri gibi alanlarda ortak projeler yürütürken, Pakistan Çin ile de JF-17 savaş uçağı projesi üzerinde çalışmalar gerçekleştiriyor.

TÜRKİYE, PAKİSTAN VE ÇİN ARASINDA STRATEJİK YAKINLAŞMA

İsrail merkezli Jerusalem Post’un haberine göre, Türkiye, Pakistan ve Çin arasındaki stratejik yakınlaşma, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel güvenlik mimarisini de derinden sarsacak bir boyuta çıktı.

HAVA SAHASINDA OLAĞANDIŞI HAREKETLİLİK

Hint güvenlik kaynaklarından sızan bilgilere göre ise, son dönemde Pakistan hava sahasında olağan dışı bir hareketlilik gözleniyor. Çin'e ait askeri nakliye uçaklarının, Rawalpindi yakınlarında konumlanan Nur Khan ile Karaçi'deki Masroor hava üslerine arka arkaya seferler gerçekleştirdiği belirtiliyor.

Bu yoğun sevkiyat trafiğine Türk askeri kargo uçaklarının da katılması bölgedeki askeri koordinasyonu artırıyor. Uzman isimler, bu uçuşların arkasında gelişmiş radar sistemleri, insansız hava araçları ve elektronik harp teknolojilerinin transferi olabileceğini değerlendiriyor.

KAAN VE JF-17 ORTAKLIĞI

Ankara ile İslamabad arasındaki askeri ortaklık, yalnızca lojistik destekle sınırlı kalmayıp yüksek teknoloji projelerine de uzanıyor. İki ülke; insansız hava araçları, deniz platformları ve uzay teknolojileri gibi kritik alanlarda ortak çalışmalarını derinleştiriyor.

Özellikle Pakistanlı askeri ve teknik personelin, Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN programında bağlantılı olduğu iddiası bu iş birliğinin en somut göstergelerinden biri olduğunu gösteriyor.

Öte yandan Pakistan, Çin ile ortaklaşa geliştirdiği JF-17 savaş uçağı projesiyle de Pekin yönetimiyle olan köklü savunma bağlarını korumaya devam ediyor.

TÜRKİYE İSRAİL’İN POLİTİKALARINA KARŞI SERGİLEDİĞİ NET DURUŞLA ÖNE ÇIKIYOR

Bu üçlü ittifakın aktörleri, ortak hedeflere yönelirken kendilerine has stratejik önceliklerle hareket ediyor. Çin, küresel ekonomik ve akademik nüfuzunu korurken (örneğin Amerikan üniversitelerinin en büyük yabancı fon sağlayıcılarından biri olarak) pragmatik bir güç politikası izliyor.

Türkiye ise bir taraftan NATO üyeliğini devam ettirip Yunanistan ve Kıbrıs gibi milli çıkarlarını korurken, diğer yandan yerli savunma sanayisindeki atılımları ve İsrail'in bölgedeki politikalarına karşı sergilediği net duruşla öne çıkıyor. Pakistan ise Çin ile olan derin askeri-istihbari bağlarını ve bölgesel güvenlik sorunlarını bu denkleme taşıyarak ittifakın güney Asya ayağını tahkim ediyor.