Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ağırlanan ABD Başkanı Donald Trump, başından beri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile “güzel kimyaları” ve “harika ilişkileri” olduğuna birkaç defa daha dikkat çekti.

F-35 savaş uçakları konusundaki bir soruya cevap veren Trump, Türkiye ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirterek “Sanırım pek çok kişi, size şunu söyleyebilirim ki pek çok kişi, burada oturanlar da dahil olmak üzere, ‘Neden bunu yapmayalım ki?’ diye düşünüyor. Türkiye ile daha iyi bir ilişkimiz var. Türkiye, vefalı olacağını düşündüğümüz diğer ortaklardan pek çok açıdan çok daha vefakâr davrandı. Bu yüzden bu kesinlikle dikkate alınması gereken bir konu. Bu harika bir uçak, en iyisi, şu anda açık ara en iyi uçak ve kesinlikle dikkate alacağımız bir seçenek.” dedi.

Türkiye’nin ABD için “harika bir müttefik” olduğunu ifade eden Trump, ABD/İsrail-İran Savaşı’na ilişkin şunları anlattı:

“Türkiye, diğer tarafta yer alabilirdi; İran’ı çok iyi tanıyorlar ve İran’la ilgili sorunların farkındalar, ancak (Türkiye) ve diğer birkaç ülke yardım konusunda çok önemli rol oynadı. Çatışmaya girebilirlerdi; kimilerinin İsrail ile ilişkilerinden bahsettiğini duyuyorum. Çatışmaya girmiş olabilirlerdi. Askeri açıdan çok güçlü bir ülkeler. Ama bunu yapmadılar. Bu çatışmaya diğer tarafta katılabilirlerdi ama belki de benim sayemde yapmadılar.”

Trump, Türkiye’nin “çok iyi” bir ulus olduğunu yineleyerek, “İlişkimiz açısından, İran ile savaşı sona erdirmeye çalışmak da dahil olmak üzere pek çok açıdan olağanüstü bir tutum sergilediler.” dedi.

***

Bütün dünya biliyor ki, Türkiye’nin ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa, İran tarafında katılması söz konusu bile değildi. Öyleyse Trump, Türkiye ve Erdoğan’a olan sevgisini açıklarken neden böyle geçek dışı bir mantık kurgusu kullanıyor?

Bu sorunun cevabını 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara’ya davetli olarak gelen Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu’nun Türk kahvesi ile ilgili açıklamasında bulmak mümkün...

Motegi, paylaşımında, "Türkiye'de, çeşitli toplantılar ve görüşmeler arasındaki molalarda otantik Türk kahvesi içtim. Türk kahvesi, yalnızca hazırlanışı ve içilmesiyle değil, içildikten sonra keyif vermeye devam etmesiyle de benzersiz." ifadelerini kullandı.

Türkiye denilince akla Türk kahvesinin geldiğini belirten Motegi, Türk kahvesinin filtre kullanılmadan, doğrudan suyla kaynatılarak yapıldığını ve telvenin dibe çökmesinin ardından üstündeki berrak kısmın içildiğini anlattı.

Daha sonra kahveyi tadan Motegi, şu değerlendirmede bulundu:

"Düşündüğüm kadar acı değilmiş ama sanki doğal bir kokusu var gibi. Türk kahvesinin bir özelliği de içtikten sonra keyfinin devam etmesidir. Ne yapılır? Bu fincanı ters çevirip beklersiniz. Sonra fincanın içinde kalan kahve telvesiyle fal bakılıyormuş. Uluslararası durumlar bundan sonra nasıl gelişecek, onu da fal bakarak tahmin etmeye çalışacağım."

***

Motegi’nin tahminde bulunmasına gerek yok. Mesela, ExxonMobil, Suriye açıklarındaki 7-9 trilyon metreküplük doğalgaz için anlaşma yaptı, Karadeniz’deki doğal gaz için de TPAO ile anlaşma imzaladı. ExxonMobil, Suriye açıklarındaki doğalgazın yüzde 60’ına el koyacak, yüzde 402ı ise Katar Enerji’ye ait... Suriye’ye ne kalacak belli değil.

Karadeniz’de ise bulunacak doğal gazın ne kadarının ExxonMobil’e ne kadarının TPAO’ya kalacağı da belli değil... Erdoğan, Trump’a öyle bir Türk kahvesi içirmiş olmalı ki telvesi Türkiye’ye kalacak... Tabii Türk kahvesi gibi doğal gazın keyfini de ABD ve Trump sürecek...

***

Diğer taraftan Türkiye Eskişehir-Beylikova'daki 694 milyon tonluk nadir toprak elementi rezervinin işlenmesi için Çin ile görüşmeler yürütürken ABD Başkanı Donald Trump’ın devreye girdiği ve ardından Türkiye'nin Çin ile yürüttüğü maden müzakerelerinin askıya alındığı konuşuluyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, nadir element rezervlerinin ABD'ye peşkeş çekildiğini ve elementlerin Türkiye'nin geleceği için yurt içinde işlenmesi gerektiğini söylüyor.

Erdoğan ise Beylikova'daki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir yabancı ülkeye verilmesinin asla söz konusu olmadığını bildirdi.

Öyleyse, Trump, neden ikide bir Türkiye ve Erdoğan’ı ne kadar sevdiğini belirtme ihtiyacı duyuyor. Yoksa Tom Barrack’ın dediği gibi din ve mezheplere dayalı Osmanlı millet sistemine geçeceği için mi? Yoksa, Milli Eğitim Bakanı’nın müfredattan “kurtuluş savaşı” kavramını çıkarmasına bahane olarak, “Ondan önce koskoca Osmanlı vardı” derken Osmanlı düzenini savunduğu için mi? Yoksa, Orta Doğu NATO’su, yani Büyük Orta Doğu Projesi’nin ordusu Türkiye liderliğinde kurulacak diye mi?