Ticaret Bakanlığı, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376'ncı maddesi kapsamında şirketlerin sermaye kaybı ve borca batıklık durumlarının tespitinde uygulanan geçici koruma kalkanını bir yıl daha uzattı. 10 Ekim 2026 tarihli ve 33396 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan tebliğle, şirketlere sağlanan esnekliğin bitiş tarihi 1 Ocak 2028 olarak revize edildi.
KUR FARKI ZARARLARI HESAP DIŞINDA TUTULABİLECEK
Uzatılan geçici düzenleme kapsamında şirketler, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsinden yükümlülüklerinden doğan kur farkı zararlarının tamamını, TTK 376 değerlendirmelerinde (sermaye kaybı veya borca batıklık hesapları) dikkate almayabilecek.
Özellikle yüksek döviz borcu nedeniyle kağıt üzerinde sermayesini kaybetme riski yaşayan şirketler için bu imkân hayati önem taşıyor. Ancak bu muafiyet, şirketin her türlü zararını değil, yalnızca tebliğde tanımlanan yabancı para yükümlülüklerinden doğan kur farkı zararlarını kapsıyor.
2020 VE 2021 YILINA AİT BAZI GİDERLER DE DAHİL
Düzenleme sadece kur zararlarını içermiyor. Şirketlerin 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderleri, amortismanları, personel giderleri toplamının yarısı da borca batıklık ve sermaye kaybı hesaplamalarında muaf tutulmaya devam edecek.
Söz konusu gider muafiyeti yalnızca 2020 ve 2021 yıllarını kapsamakta olup yeni döneme ait giderleri içermiyor.
MÜÇEBBİR BİLANÇO ZARARI SİLİNMİYOR, SADECE BİLGİ DİPNOTU OLUYOR
Bakanlığın sağladığı kolaylığın en kritik detayı ise reel borcun ortadan kalkmaması. İstisna tutulan kur zararları veya giderler, şirketin resmi finansal tablolarından veya ticari defterlerinden silinmiyor. Söz konusu tutarlar, bilançoda düzeltme kaydı yapılmaksızın yalnızca bilgi amacıyla dipnotlarda gösterilmeye devam edecek.
Böylece şirketin alacaklılarına ve piyasaya karşı hukuki ödeme sorumlulukları aynen korunurken, şirket yönetimlerinin kanunen genel kurulu toplama, sermaye artırma veya iflas isteme gibi TTK 376 yükümlülüklerine maruz kalmasının önüne geçilmiş olunuyor.