Haftanın başında (dün) peş peşe düşen yazılardı…

İlki, saray yandaşı Hürriyet’in yazarı Abdulkadir Selvi’nin “Anketten çıkan sonuçlar” başlıklı yazısından;

“ABD’nin İran’ı vurmaya hazırlandığı, İsrail’in komşularına saldırdığı bir dönemde olası bir savaş durumunda Türkiye’yi kim yönetsin sorusunun cevabı büyük anlam taşıyor.

Ankete katılanların yüzde 56.8’i Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı istiyor. Erdoğan’a olan destek diğer 8 liderin toplamından fazla. Cumhurbaşkanı Erdoğan en yakın takipçisi olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e üç kat fark atıyor. Özgür Özel diyenler 20.3 olurken, üçüncü sırada yüzde 4.5 oranıyla Devlet Bahçeli geliyor. Selahattin Demirtaş yüzde 3.4’le dördüncü sırada yer alıyor. İç siyasette karşılıkları olan Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş ise uluslararası krizler söz konusu olduğunda denkleme giremiyor. Ekrem İmamoğlu diyenlerin oranı yüzde 2.3 olurken, Mansur Yavaş diyenler yüzde 1.3’te kalıyor.

Ankara’nın su ve trafik sorununu çözemeyen Mansur Yavaş, hangi uluslararası krizi çözecek?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası krizlerde başvurulan dünya liderlerinden biri. Erdoğan, güçlü liderliği ve kriz anlarında yaptığı başarılı hamlelerle küresel bir lider algısına sahip. O nedenle Erdoğan’a duyulan güven şaşırtıcı değil. Uluslararası sorunlar söz konusu olunca Erdoğan siyaset üstü bir konumda. CHP’lilerin yüzde 13.5’i, MHP’lilerin yüzde 68.6’sı, DEM Partililerin yüzde 24.2’si Erdoğan’ı istiyor. Özgür Özel’in ikinci sırada gelmesi ise hâlâ parti aidiyetinin güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak CHP’lilerin üçte biri kriz anlarında Özgür Özel’in Türkiye’nin yönetiminde olmasını istemiyor.”

***

Türkiye, sıcak bir savaşın eşiğinde mi?.. Nereden çıktı bu anket diye alevlenmeden önce, bir de şu habere bakın…

Gazeteci Murat Yekin, Savunma Bakanı Yaşar Güler’e sorularının cevabına yer vermiş;

“– Suriye hükümetiyle SDG atasındaki anlaşma sonrasında Suriye’deki güvenlik durumu nedir?

– Genel olarak bir sorun görünmüyor şimdilik.

– Türk askerinin çekilmesi gündemde mi?

– Şu an böyle bir şey yok. Oralardan çekilmemiz, çıkmamız diye bir gündemimiz de yok.

– Bu hem Suriye hem Irak için geçerli mi?

– Evet. Oralardan çekilme kararını Türkiye Cumhuriyeti alır. Başkasının ne dediğine bakmaz. Şu anda böyle bir karar yok.

– SDG Suriye Milli ordusuna entegre oluyor. YPG de çözülüyor. PKK terörü ya da terör bitti diyebilir miyiz?”

– Biz her türlü alternatife göre planlama yaparız. Şu an terörün yeniden yükselişi gözükmüyor. Ama bu olmayacak anlamına gelmez. O nedenle biz tedbirlerimizi almaya devam ediyoruz.

– İran-ABD gerilimi sürüyor, İran sınırında durum nedir?

– Bir sorun yok, gerekli tedbirleri aldık.

– İran’dan bir güç dalgası ihtimali var mı?

– Zaten bölgede yoğun kar yağışı var. Ciddi bir dalga beklemiyoruz; belki aradan münferit birkaç geçiş olabilir. Tedbirlerimizi aldık.

Milli Savunma Bakanı Güler, yalnızca Suriye’den ve Irak’tan asker çekme konusunda değil Türkiye’nin yeni Avrupa Güvenlik Mimarisinde (SAFE) dışlanma girişimleri ve Romanya’ya firkateyn satışına gelen eleştiriler üzerine sorularımız da şöyle yanıtladı:

– Romanya’ya satılan savaş gemisi Türk deniz kuvvetlerinin gücünden eksiliyormuş yorumlarına ne diyorsunuz?

– Kim diyor?

– CHP’nin eleştirisi.

– Olur mu böyle şey arkadaşlar? Buna nasıl izin veririz? Şu anda tersanelerimizde ve aynı anda 39 savaş gemisi üretiyoruz. Evet, tam 39 savaş gemisi. Bu bugüne kadar olan bir şey miydi? Hayır. Ama elimizde o cinsten üretilmiş 3 savaş gemisi var. Bizim ihtiyacımız olmadığı için birisini satıyoruz. Bunda ne var?

– Avrupa Birliği Genişleme Sorumlusu geldi, Avrupa güvenliğinden söz etti. Ama Türkiye’yi SAFE programına almak istemiyorlar.

– Bakın mesela o savaş gemisiyle de katılmış oluyor muyuz Avrupa güvenliğine? Evet. Avrupa güvenliğinin parçasıyız zaten. AB konusundaysa, bu tür temasların yeniden yapılmaya başlaması değerlidir.”

***

Birbirlerini tamamlayan, iki önemli algı çalışması!..

Korku siyaseti zirveye tırmandırılıyor. Sindirme operasyonlarının ardından olması gereken de buydu!..

Savaş korkusu ile toplumu, Tayyip Erdoğan’a mecbur etmek!..

Üstelik, bu yönteme de yabancı değiliz!.. Hatırlayamadınız mı?..

7 Haziran - 1 Kasım 2015 seçimlerine giden süreci gözünüzün önüne getirin o zaman…

7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP, iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra ilk kez parlamentodaki tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetmişti. Ahmet Davutoğlu, koalisyon hükümeti kurmak için turlamıştı da turlamıştı!..

Ahmet Davutoğlu, nafile turlar atarken, Güneydoğu Anadolu’da çatışmalar, sokağa çıkma yasakları, bombalı saldırılar oluyordu. 7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye, tarihinin en kanlı olaylarından birini de 10 Ekim'de yaşamıştı

Ankara Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi sırasında iki intihar saldırısı düzenlenmişti. "Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı" olarak kayıtlara geçen olayda 103 kişi hayatı kaybetmiş, 500’den fazla kişi yaralanmıştı. Saldırılar ve katliamların büyük korku ikliminin gölgesinde 1 Kasım seçimlerine giden Türkiye'de, AKP yüzde 49,5 oy alarak 317 milletvekilini parlamentoya gönderdi ve yeniden tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaşmıştı.

***

ABD’nin İran’ı vuracağı yüksek ihtimal. ABD, geçtiğimiz günlerde “vuracağım” diyerek feyk attı. İran’da bunun karşılığında İstanbul’da söyleyeceklerinin başta Türkiye ve diğer ülkeler tarafından duyulmaması için kaçtı. İran, vereceği tavizleri diğer ülkeler tarafından duyulmasını istemiyor ama Umman’da da her şey duyuldu. Sonuçta, ABD, İsrail’in güvenliği için İran’ı vuracak. Bu bilindiği için genel ankete böyle bir soru ekleniyor. Oysa, bugünkü konjonktürde Türkiye’nin bir savaşa girmesi için ya da Türkiye’ye tarafların saldırması için bir neden yok. Türkiye’nin de bir saldırı durumuna geçmesi için neden yok.

Burada elbette Türkiye’nin iç politikasına yönelik mesajlar var. Söz konusu ankette Tayyip Erdoğan birinci çıkıyor, artık bu Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olduğunun ilanıdır. Bir de elbette korku siyaseti ile toplumu yönlendirme çabasının olduğunu görüyoruz. Yani, Erdoğan’ın adaylığının resmî açıklaması gibi. Bundan sonrada daha büyük korkular üzerinden bu tür siyasi nabız yoklamalarını görürseniz şaşırıp da kalmayın!.. Sonra da erken seçimin ilanı!..