Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılında Tokat'ta bir araya geldiği çiftçilerle sohbet ederken “Ben her akşam manda yoğurdu… Onun içine Medine hurması doğrarım 3 tane veya 5 tane. Ona biraz çay kaşığı kestane balı ve bir de içine yulaf atarım. Bu dörtlüyü karıştırarak yer, yatarım. Şifa… Yoğurt önemli. Sizdeki belediye sürekli bakraç içinde manda yoğurdumu mutlaka gönderir. Ankara Mamak Belediye Başkanımız temin ediyor. Tavsiye ederim, çok çok faydalı. Şifadır" demişti.

Erdoğan, verdiği tarifteki ürünlerin fiyatları üzerinden sert eleştiriler yapılınca, birkaç gün sonra "Sanki Türkiye manda fakiri bir ülke. Anadolu’da benim insanım istediği marketten, istediği gibi her türlü yoğurdu bulabiliyor mu? Manda yoğurdunu da buluyor, koyun yoğurdunu da buluyor, keçi yoğurdunu da buluyor. Kaldı ki zaten evinde kendisi yapıyor. Onunla da kalmıyor, ondan her tür tereyağını da üretiyor. Benim Anadolu'daki çiftçim, köylüm her türlü hayvanın sütünün türevini peyniriyle, yoğurduyla, tereyağıyla kendi evinde üretiyor. Durum böyleyken diyor ki bal demişim. Tamam da, orada benim karşımda kimler var? Tokat’ın arıcıları var. Bunlar bal işi yapıyor. Benim söylediğim ne? Bir çay kaşığı kestane balından bahsediyorum. Bir şeyden daha bahsediyorum. Yulaf diyorum. Anadolu’da yulafın olmadığı çiftçim mi var? Hepsinin evinde var. Bunu da orada karşımdaki çiftçilerle konuşuyorum ve çiftçilerin hepsinde de tabi bir mutluluk. Niye? Onun sofrasındakini paylaşıyorsun" diye duruma açıklık getirmeye çalışmıştı.

Yine de Erdoğan’ın manda yoğurdu ile başlayan tarifi, Fransız Devrimi sırasında Kraliçe Marie Antoinette'e atfedilen “Ekmek bulamayan pasta yesin” sözüne benzetilmiş ve yadırganmıştı.

***

Aradan dört yıl geçtikten sonra Artvin’in Hopa ilçesinde yaşayan ÇAYKUR’dan emekli Şükrü Mısırlıoğlu, Facebook’ta elinde rakı kadehi ve yanında bira içen bir akrabasıyla birlikte fotoğraf yayınladı. Mısırlıoğlu’nun arkadaşlarıyla kurduğu “çilingir sofrası”nın fotoğrafını da ‘İsraf yapmayın, porsiyonları küçültün’ diyorlar. İyi de bizim porsiyonlar hiç büyümedi ki. Ejder meyvesi, manda yoğurdu, karides ve diğer pahalı mamullerle hiç işimiz olmadı. Rakı, salata, inek yoğurdu hepsi bu…” sözleriyle paylaştı.

Tabii buradaki manda yoğurdu ve ejder meyvesi, akıllara Erdoğan’ın manda yoğurdu tarifini ve Cumhurbaşkanlığı resepsiyonlarında ikram edilen ejder meyvesini getirdi.

Derken Mısırlıoğlu’na Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı’ndan tebligat gönderildi. Facebook hesabında bira, viski ya da rakı içerken çekilmiş fotoğraflarını paylaşan Mısırlıoğlu’na gönderilen tebligatta “alkol reklam yasağını ihlal ettiği” ifadeleri yer aldı.

Tebligatta, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun alkol reklamını yasaklayan 6. maddesine atıfta bulunularak, yasağın ihlali halinde 82 bin liradan 3 milyon 291 bin liraya kadar idari para cezası uygulanabileceği belirtildi. Bakanlık, Mısırlıoğlu’ndan 15 gün içinde savunmasını iletmesini isterken, aksi halde mevcut bilgiler üzerinden karar verileceğini bildirdi.

***

Anlaşılan o ki Tarım Bakanlığı’nın Alkol Dairesi’ndeki görevliler, manda yoğurdundan ve ejder meyvesinden bahsetmenin Erdoğan’a eleştiri olduğunu ve zarar vereceğini öngörmüşler ama bu bir suç değil ki ceza yazsınlar... Bunun yerine “çilingir sofrası yayını alkol reklamıdır” diye vatandaşa ceza tebligatı yaptılar. Tam bir işgüzarlık...

Böyle yapınca, Erdoğan’ın manda yoğurdu tarifini ve sarayda ejder meyvesi ikram edilmesini bir defa daha bütün Türkiye’ye hatta dünyaya duyurmuş oldular.

Bu görevliler, sanki 2. Abdülhamit’in sansür kurulu gibi davranmışlar. 2. Abdülhamit döneminde basında bazı sözcükleri kullanmak yasaktı.

Bülent Tanör’ün araştırmasına göre “Girit, Makedonya, Kanun-i esasi, hukuk-ı millet, ıslahat, hürriyet, müsavat, vatan, cumhuriyet, bomba, dinamit, millet, zulüm, adalet, deli, birader hasta, yıldız, tepe, sakal, boya ve burun ve Reşat” gibi sözcüklerin kullanılması yasaktı. “Tahtakurusu” sözcüğü bile, “tahtın kurusun"u çağrıştırdığından listedeydi...

Şimdi de sansür kurulu gibi davranan Alkol Dairesi görevlileri, “manda yoğurdu” ve “ejder meyvesi” sözcüklerini yasak zannediyor herhalde.

Aziz Nesin, “Ben hikâyelerimi gerçek hayattan alıyorum” demişti ya, işte size gerçek hayat...