Prof. Dr. Örsan Öymen, “Mutlak butlan!” başlıklı yazısında “AKP hükümeti mutlak butlan arayışı içindeyse, öncelikle aynaya bakmalıdır. ‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine’ geçilmesi, yasalara aykırı biçimde referandumdaki mühürsüz oyların geçerli sayılmasıyla gerçekleştiğine göre, referandum mutlak butlandır.

Bu durumda, referandumdaki değişikliklere bağlı olarak gerçekleşen tüm cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri ve alınan tüm hükümet kararları mutlak butlandır. CHP kurultayı için mutlak butlan kararı da ancak, anayasanın 138. maddesinin ihlal edilmesiyle çıkabileceği için, bu kararın kendisi de mutlak butlan olacaktır. Madem mutlak butlan, hodri meydan! CHP bunları söyleyebilmelidir!” diye yazdı.

***

Mutlak butlan, bir hukuki işlemin, baştan itibaren hükümsüz olmasıdır. İşlem kurulmuş olsa bile hukuki sonuç doğurmaz, ölü doğmuş sayılır ve sonradan geçerli hale getirilemez.

Başından itibaren 2027 referandumunun, oylama devam ederken, mühürsüz oyların geçerli sayılması sebebiyle yok hükmünde olduğunu yazdım... Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, “Şimdi 100'e yakın hukuk fakültesi var, YSK'nın 2017 referandumunda mühürsüz oyları geçerli saymasına karşı hiçbirinden ses çıkmadı. Oysa bugün Türkiye, o yok hükmündeki karara bağlı olarak yönetiliyor. Bu oylama yok hükmünde olduğu için yeniden yapılmalıydı.” dedi.

Selçuk, daha önce de “Sadece referandum değil, Meclis'teki Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili oylama da hukuken geçersizdi. Çünkü Cumhur İttifakı'na mensup iki partinin milletvekilleri, gizli oylama esas olduğu halde görevlendirilmiş milletvekilleri tarafından, oy kabinleri başında, kabul oyu verdiklerini ispat etmeye mecbur edilmiştir!

Evet atı alan Üsküdar'ı geçmiştir ama at çalmak meşru bir iş değildir ki geçerli kabul edilsin! Milletvekillerinin oylarına bile müdahale edilen bir uygulamadan, mühürsüz yani geçersiz oyların geçerli sayılmasına kadar bütün işlemler, yok hükmündedir.” demişti.

Selçuk, bana yazdığı mektupta da “CHP, gayrimeşru iktidar kurulmasına yeterince direnmiş olsaydı, o gayrimeşru iktidar, hiçbir zaman yargı eliyle hukuku çiğnemeye kalkışamayacaktı. Bu konuda hukukun dediği şudur: Yüksek Seçim Kurulunun mühürsüz oyları geçerli sayan kararı, ne yazık ki, ‘yetki yağması’yla sakat, bu yüzden de hukuk dünyasında hiç ama hiç doğmamıştır. Bu yüzden sıradan ve başka işlemlere gerek duyulan bir ‘geçersizlik’ yaptırımı değil, ‘yokluk’tur. (keenlemyekün, olmamış/yaşanmamış, inexistence, inesistenza). Dolayısıyla günümüzde yaşanan rejim, hukuk açısından asla meşru değildir.” diye yazmıştı.

***

Nitekim iktidarın meşru olmadığını bilen ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, “Başkanımız 'Bundan bıktım, ilişkiler düzeyinde cüretkâr bir adım atalım ve ihtiyacı olanı verelim' dedi. ‘Tamam sayın başkan, neye ihtiyacı var?' diye sorduğumda 'meşruiyet' dedi; ‘Mesele sınırlar, S-400 ya da F-16'lar değil. Mesele meşruiyet. Erdoğan 71 yaşına geldi. Türkiye bir demokrasi ama otoriter gibi...’ Başkan Trump, dahice bir şekilde 'çözüm olarak ona meşruiyet vermeliyim' dedi. Şu an bu oluyor. Bence bunun sonucunda büyük değişiklikler göreceksiniz." diye konuşmuştu.

Trump, vereceği meşruiyet karşılığında Erdoğan’dan Rusya ile alışverişi kesmesini istemiş, 200 Boeing uçak satmak için söz almıştı. Ayrıca Türkiye’nin 20 yıl içinde ABD’den 43 milyar dolarlık sıvılaştırılmış gaz alması için anlaşma imzalanmıştı. Erdoğan, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusunda da söz vermişti.

***

1961 Anayasası'nın "Başlangıç" bölümünde "Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan; Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti" denilmiştir.

İktidar meşru yollarla kurulmamışsa veya meşruiyetini sonradan kaybetmişse, meşruiyetini dış güçlerin desteğiyle sağlıyorsa, önce Brüksel’in sonra Washington’un şefaatine sığınmışsa, ayakta kalmak için ülkenin kaynaklarını devretmek gibi her türlü yola başvurabilir. Şimdi yaşanan budur. Maden şirketlerine 386 bin ile 400 bin arama ruhsatı vermek gibi...

Butlanla tehdit edilen CHP, “en iyi savunma saldırıdır” diyorsa, öncelikle iktidarın meşruiyetini sorgulamalıdır.