ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ile başlayan savaş 26 gündür devam ediyor. Karşılıklı saldırılarla devam eden savaşta 7 Mart gecesi İsrail Tahran’daki petrol rezervlerinin bulunduğu tesisleri vurmuştu. Hava saldırıları sonrası Tahran semaları kara bulutlarla kaplanmıştı.

Söz konusu saldırının etkileri bir raporda değerlendirildi. İran Dışişleri Bakanlığı ile birlikte Sağlık, Tedavi ve Tıbbi Eğitim Bakanlığı, Cihad-ı Tarım Bakanlığı, Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı ve Çevre Koruma Kurumu işbirliği ile hazırlanan raporda petrol tesislerine yönelik saldırıların kamu güvenliği, gıda güvenliği, kültürel miras ve çevreye yönelik etkileri incelendi.

Raporun giriş bölümünde itfaiye ekiplerinin yangınları güçlükle söndürdüğünün altı çizilerek “Bu olay sadece ciddi hava kirliliğine değil, aynı zamanda şehre yayılan mide bulandırıcı bir kokuya ve 13 milyon nüfuslu Tahran'dan büyük bir sivil göçüne neden olmuştur” ifadelerine yer verildi.

İngiltere’nin çeşitli üniversitelerinden akademisyenlerin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü ve Çatışma ve Çevre Gözlemevi’nden uzmanların bağımsız uzman olarak görüşlerini sunduğu raporda petrol tesislerine yönelik saldırının Tahran’da ciddi bir hava kirliliğine neden olduğunun altı çizildi. Raporda saldırı sonrası havaya karışan sera gazı, azot ve kükürt miktarı hesaplanırken “Saldırının ertesi günü yağan yağmur, asit yağmurlarına ve toksik bileşiklerin toprak ve su kaynaklarına karışmasına neden olmuştur” denildi.

KANSER RİSKİ CİDDİ ORANDA ARTTI

İran’ın hazırladığı raporda petrol tankerlerinin yanması ile birlikte havaya ciddi oranda zehirli ve kanserojen madde salındığı vurgulandı. Bu durumun başta lösemi olmak üzere kanser riskini ciddi şekilde artırdığının altı çizilirken Tahran Eyaleti’ndeki tüm tıp merkezlerinin yüksek alarma geçirildiği belirtildi.

Saldırı sonrası bölgede yaşayanlarda nefes darlığı, göz ve boğaz tahrişi vakalarına rastlandığı vurgulanırken “Havadaki kararmadan ve yatay görüş mesafesinin azalmasından sorumlu olan son derece ince is partikülleri (siyah karbon); bronşit, akciğer kanseri ve astım gibi akciğer hastalıklarının gelişimine katkıda bulunabilir” ifadelerine yer verildi.

GIDA ARZI TEHLİKEYE GİREBİLİR

Raporda söz konusu saldırının gıda arzını ciddi şekilde tehlikeye attığının altı çizildi. Raporda konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

“Tahran rafinerisi rezervlerine yapılan saldırı, milyonlarca litre ağır hidrokarbonun, aromatik bileşiğin ve toksik petrol türevinin başkentin güney banliyölerinin, özellikle de Rey Ovası'nın topraklarına yaygın bir şekilde sızmasına neden olmuştur. Bu ova, uzun zamandır hayati bir tarım merkezi ve Tahran metropolü için birincil sebze ve gıda ürünleri tedarikçisi olarak kabul edilmektedir. Bu toksik maddelerin bitki köklerine sızması mevcut tarımsal üretimi kirletmiş ve onları insan tüketimi için güvensiz hale getirmiştir. Uzmanlar, bu kirlenmiş toprakların rehabilitasyonunun on yıllar alacağı ve milyarlarca dolara mal olacağı konusunda uyarıda bulunmuşlardır.”

“İSRAİL ZARARI TAZMİN ETMEK ZORUNDA”

Raporun sonuç bölümünde ise İsrail’in saldırı nedeniyle İran halkının karşılaştığı maddi ve manevi tüm zararı tazmin etmek zorunda olduğu belirtildi. Saldırının uluslararası hukuka göre savaş suçu olduğu vurgulanırken şöyle devam etti:

“Ayrıca, Tahran'ın yakıt rezervlerine yönelik gerçekleştirilen kriminal saldırı, uluslararası hukukun tüm kriterlerine göre "ekokırım" (ecocide) veya bir çevre suçu tanımını karşılamaktadır.

Sonuç olarak, fail sıfatıyla terörist Siyonist rejim ve onun destekçisi ile kolaylaştırıcısı olan Amerika Birleşik Devletleri'nin terörist rejimi, uluslararası kuruluşlar ve forumlar önünde hesap vermelidir.

Yukarıda belirtilenlerin ışığında ve İsrail terör güçlerinin eylemlerinin; çok taraflı çevresel ve insani belgeler ile insan yerleşimlerinin korunmasına ilişkin yasalar kapsamındaki uluslararası yükümlülüklerin açık bir ihlali olduğu göz önüne alındığında, uluslararası toplum uygun ve derhal yanıt vermekle yükümlüdür.”