Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından hayata geçirilen yeni veri paylaşımı esasları çerçevesinde, yatırım fonlarında yüzde 30 eşiğinin üzerinde pay taşıyan yatırımcıların bilgileri kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı.

Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirilen son veriler doğrultusunda, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi’nin yüksek tutarlı fon yatırımı ortaya çıktı.

Açıklanan resmi kayıtlara göre Türkiye Diyanet Vakfı, Aktif Portföy Para Piyasası Katılım (TL) Fonu bünyesinde (TLK) 1 milyar 221 milyon 238 bin 830 adet katılma payını elinde bulunduruyor. Fonun mevcut birim fiyatı baz alındığında, ilgili yatırımın toplam piyasa karşılığı yaklaşık 2,18 milyar Türk lirası seviyesine denk geliyor.

Vakfın fondaki toplam sahiplik oranı, bir önceki döneme ait verilerde yüzde 31,23 iken son güncellemeyle birlikte yüzde 59,65’e ulaştı. Gerçekleşen bu oran artışının yeni bir alımdan kaynaklanmadığı belirtildi.

Vakfın elinde bulunan pay miktarı 1 milyar 228 milyon adetten 1 milyar 221 milyon adede gerilerken, fonun tedavüldeki toplam pay adedi 3,93 milyardan 2,04 milyara düştü. TLK fonu, geleneksel para piyasası fonlarından ayrılarak katılım finans ilkeleri doğrultusunda işletiliyor.

Fon içeriğinde faiz getirili mevduatlar veya faize dayalı finansal enstrümanlar yer almazken; bunun yerine kira sertifikaları ve katılım esaslarına uygun kısa vadeli, likiditesi yüksek araçlar tercih ediliyor.

Bu doğrultuda söz konusu yatırımın faiz geliri olarak nitelendirilmesinin imkânsız olduğu vurgulanıyor. Öte yandan, KAP'a bildirilen yaklaşık 2,18 milyar TL değerindeki yatırımın geçmişte hangi kaynaklardan sağlandığı, hangi tarihte fona aktarıldığı ve bugüne kadar ne tutarda getiri oluşturduğu bilgisi yayımlanan veriler kapsamı dışında yer alıyor.

SPK’nin 28 Ağustos 2026 tarihinde uygulamaya aldığı düzenleme sayesinde, daha önce kamuoyuna yansımayan yüksek tutarlı kurumsal fon ortaklıkları gün yüzüne çıkıyor.

Kurumsal varlıkların faizsiz esaslı kira sertifikalarında ve katılım hesaplarında değerlendirilmesi, kaynağın enflasyona karşı korunmasını sağlarken kamusal şeffaflık ilkeleriyle uyumu da gösteriyor.

Yeni modelle birlikte, önümüzdeki süreçte diğer büyük kurumsal yatırımcıların fon dağılımlarının da finans piyasalarının odağında yer alması öngörülüyor.