Sivrisinek biyolojisinde ezber bozan keşif: Her tür kurbanını kendi "Gürme" Damak Tadına Göre Seçiyor.

Yaz aylarının en can sıkıcı kabusu ve küresel ölçekte tehlikeli hastalıkların baş taşıyıcısı olan sivrisinekler hakkında bilinen tüm geleneksel kabuller çöküyor. Bugüne kadar bilim dünyası da dahil olmak üzere genel kanı, bu kan emici böceklerin karbondioksit, vücut ısısı ve ter gibi evrensel faktörlere ayrım gözetmeksizin çekildiği yönündeydi.

Ancak Florida Uluslararası Üniversitesi (FIU) liderliğinde yürütülen ve saygın bilim dergisi iScience’ta yayımlanan uluslararası araştırma, bu biyolojik gizemi tamamen farklı bir boyuta taşıdı. Tam 119 gönüllünün katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı deneyler, her sivrisinek türünün insan kokusunu kendine has bir sinirsel kodlama ile algıladığını ve kurbanlarını adeta "gurme" kriterlere göre seçtiğini ortaya koydu.

Araştırma ekibi, dünya üzerinde dang humması, Zika, sarı humma ve Batı Nil virüsü gibi öldürücü enfeksiyonları yayan en tehlikeli üç sivrisinek türünü mercek altına aldı. Yapılan hassas testler sonucunda, tüm sivrisinek türleri için tek bir "mıknatıs kurban" profilinin bulunmadığı anlaşıldı. Bir sivrisinek türü için son derece çekici olan bir birey, farklı bir tür tarafından tamamen göz ardı edilebiliyordu. Bu durum, haşerelerin insan vücudundan yayılan karmaşık koku moleküllerini ve cilt kimyasını tamamen farklı mekanizmalarla işlediğini açıkça kanıtladı.

SİVRİSİNEKLERİN AV HARİTASI VE CİNSİYET TERCİHLERİ

Gündüz saatlerinde aktif olarak avlanan Mısır Sivrisineği (Aedes aegypti), deneyler sırasında en net ayrışmayı gösteren türlerden biri oldu. Bu tür, kurban seçiminde belirgin bir cinsiyet eğilimi sergileyerek kadınlara kıyasla erkekleri gözle görülür oranda daha çekici buldu. Yüzde 90’ın üzerine çıkan bu dikkat çekici tercih oranı, Mısır sivrisineğinin erkek cilt kimyasında yer alan belirli moleküler dengelere karşı ekstra bir duyarlılık geliştirdiğine işaret ediyor.


Yine gündüzleri avlanan bir diğer saldırgan tür olan Asya Kaplan Sivrisineği (Aedes albopictus) ise kurban arayışında metabolik süreçlere odaklanıyor. Bu türün radarına giren insanların cilt yüzeyinde yüksek düzeyde keton bileşikleri ve beslenme alışkanlıklarıyla bağlantılı bitki benzeri uçucu organik maddeler tespit edildi. Asya Kaplan sivrisineği için vücudun ürettiği bu özel kimyasal karışım, karşı konulmaz bir avlanma çağrısı işlevi görüyor.

GECE AVCILARI VE CİLT MİKROBİYOMUNUN GİZEMLİ ROLÜ

Havanın kararmasıyla birlikte harekete geçen Güneydoğu Ev Sivrisineği (Culex quinquefasciatus) ise seçimini tamamen görünmez bir ekosisteme göre yapıyor. İnsanın kendi ürettiği salgılardan ziyade deride yaşayan bakteri ve mantarların oluşturduğu "cilt mikrobiyomu" bu gececi türün temel yönelimini belirliyor. Derideki mikrobik popülasyon ter ve yağ bezlerinin çıktılarını işleyerek kişiye özel bir koku imzası yaratıyor. Araştırmacılar, bazı bakteri türlerinin ürettiği gazların bu sinekleri bir mıknatıs gibi çekerken, belirli faydalı bakteri dengelerinin ise doğal bir sinek kovucu kalkan görevi görerek sinekleri uzak tuttuğunu gözlemledi.

TOPLUM SAĞLIĞINDA YENİ DÖNEM VE NOKTA ATIŞI MÜCADELE

Elde edilen bu çığır açıcı veriler, yalnızca biyolojik bir merakı gidermekle kalmıyor, aynı zamanda her yıl yüz binlerce insanın hayatına mal olan vektör kaynaklı hastalıklarla mücadelede mantalite değişimini zorunlu kılıyor. Bugüne kadar kullanılan genel içerikli ve tek tip kimyasal koruyucu spreyler, tüm sinek türlerine karşı eşit etki gösteremiyordu.

Araştırmacılar, bu bulgular ışığında gelecekte coğrafi bölgelere ve orada hakim olan spesifik sivrisinek türlerine özel, nokta atışı kovucu spreyler ve akıllı tuzaklar geliştirilmesini hedefliyor. Türlerin koku reseptörlerini bloke edecek ya da cildin mikrobiyal dengesini düzenleyecek yeni nesil koruma yöntemleri sayesinde, özellikle sarı humma, dang humması ve sıtma gibi salgınların yayılım hızı bölgesel ölçekte kesintiye uğratılabilecek.