Çinli otomotiv devi BYD, Avustralya pazarında büyük bir prestij ve finansal krizle karşı karşıya kaldı. Şirketin resmi satış belgelerinde ve bayilik verilerinde 2026 model olarak lanse edilen binlerce aracın, asgari olarak bir yıl öncesine ait yani 2025 üretimi olduğu tescillendi. Dağıtıcı firmanın müşteri ilişkileri yönetim sistemine (CRM) araçların gerçek banttan indiriliş tarihi yerine fabrikadan çıkış ve limana sevk tarihlerini hatalı biçimde kaydetmesi, bu devasa karmaşanın ana nedeni olarak gösterildi. Olay, dikkatli bir tüketicinin tescil ve sigorta işlemleri esnasında resmi devlet veri tabanı ile satış sözleşmesi arasındaki uyumsuzluğu yakalamasıyla gün yüzüne çıktı.

DONANIM AYNI OLSA DA DEĞER KAYBI KAÇINILMAZ

Lojistik hatadan doğrudan etkilenen modeller arasında markanın popüler SUV seçenekleri Atto 3 ve Sealion 8 ile yeni nesil pick-up modeli Shark 6 yer alıyor. BYD mühendisleri ve yetkilileri, erken üretim bantlarından çıkan bu araçlar ile bir sonraki üretim dönemindekiler arasında batarya kapasitesi, motor gücü, şasi mukavemeti veya yazılım versiyonu gibi hiçbir teknik fark bulunmadığının altını çiziyor. Buna karşın, otomotiv dünyasında "üretim yılı" faktörü sadece kağıt üzerinde bir ibareden ibaret değil. Araçların tescil yılındaki bir yıllık gerilik; kasko bedellerini, sigorta poliçe primlerini ve en önemlisi aracın ilerleyen yıllardaki ikinci el piyasasındaki satış değerini doğrudan aşağı çekiyor.

MİLYONLARCA DOLARLIK İADE DEVRİ BAŞLADI

Krizin patlak vermesinin ardından BYD Avustralya yönetimi, mağduriyet yaşayan 1.265 müşterisine durumu telafi etmek adına ilk etapta 1.100 Avustralya doları nakit tazminat ödemeyi taahhüt etti. Ancak araçların yaşayacağı değer kaybının bu tutardan çok daha yüksek olacağını savunan araç sahipleri ile tüketici hakları savunucuları bu teklife sert tepki gösterdi. Kamuoyu baskısının artması üzerine geri adım atan şirket, radikal bir karar alarak etkilenen tüm kullanıcılara araçlarını geri verme şartıyla ödedikleri tüm parayı kuruşu kuruşuna iade etme hakkı tanıdı. Markanın bölgedeki imajını korumak adına atılan bu hamlenin, şirkete toplamda on milyonlarca dolarlık bir iade faturası çıkarabileceği öngörülüyor.