Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndaki yeni duruşma salonu tamamlandı. Toplam 2.295 kişilik kapasiteye sahip salon, bu hafta açılacak. Anayasa Profesörü Tolga Şirin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, duruşma salon tasarımlarının yargılanan kişiden bağımsız olarak ilkesel bir sorun teşkil ettiğini söyleyerek, bu mimari yapının savunma hakkını kısıtladığını belirtti.
"MÜDAFİ İLE İLETİŞİM KURMAK İMKANSIZ"
Tolga Şirin, salonlardaki yerleşim planı nedeniyle sanık ve avukatın birbirinden uzaklaştırıldığını belirterek, bu durumun doğuracağı hak kayıplarını şu maddelerle sıraladı:
-Avukatınız sizinle iletişim kuramayacak kadar uzakta oturacaktır. Ani bir gelişme yaşanırsa ondan hukuki destek alamayacak, fısıldaşamayacaksınız.
-İlk kez duruşmada dinlenecek bir tanık çıkagelirse, bu tanığın beyanlarına karşı avukatınızla anlık görüş alışverişi yapmanız mümkün olmayacaktır.
-Avukatınız vakayla ilgili bir detayı unutursa size mahrem şekilde soru soramayacak, siz de onu sessizce uyaramayacaksınız.
YASAL MEVZUAT HATIRLATMASI
Şirin, söz konusu tasarımların hukuki dayanaklarını "Bu duruşma salonu tasarımı, Anayasa'nın 36'ncı maddesindeki adil yargılanma hakkına ve CMK'nın 154'üncü maddesinde yer alan 'sanık ile müdafiinin başkalarının duyamayacağı şekilde iletişim kurma hakkı' ilkesine uygun değildir." ifadeleriyle eleştirdi.
"BU MİMARİYİ REDDETMELİYİZ"
Konunun daha önce Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındığını ancak güçlü şekilde temellendirilmediği için netleşmediğini ifade eden Tolga Şirin, hukuk camiasına ve vatandaşlara çağrıda bulundu. Şirin, savunma hakkını fiilen ortadan kaldıran bu mimari tasarımların tüm yurttaşlar ve meslektaşları tarafından reddedilmesi gerektiğini vurguladı.
Anayasa Profesörü Tolga Şirin'in beğeni ve yorum yağan videolu paylaşımının tamamı şöyle:
"Bu duruşma salonu tasarımı, Anayasa'nın 36'ncı maddesindeki adil yargılanma hakkına ve CMK'nın 154'üncü maddesinde (sanık ile müdafiinin başkalarının duyamayacağı şekilde iletişim kurma hakkı) uygun değil. Burada kimin yargılandığı önemli değil. İlkesel bir durumdan bahsediyorum. Örneğin Bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak bu salonda yargılanırsanız: - Avukatınız (müdafiniz) sizinle iletişim kuramayacak kadar uzakta oturacaktır. Yani fısıldaşamayacak, ani bir gelişme yaşanırsa ondan hukuki destek alamayacaksınız. - İlk kez duruşmada dinlenecek bir tanık çıkagelirse bu tanığın beyanlarına karşı avukatınızla görüş alışverişi yapamayacaksınız. - Avukatınız vakayla ilgili bilgileri unutursa size mahrem şekilde soru soramayacak veya siz de onu sessizce uyaramayacaksınız. AYM'ye giden kimi vakalarda bu konu güçlü şekilde temellendirilmediği için konu netleşmedi. Avukat meslektaşlar ve tüm yurttaşlar bu mimari tasarımı reddetmeli!"