Orta Doğu’daki savaşlar, yaban hayatı koruma çalışmalarını onlarca yıl geriye itiyor. Mart ayının, Batı Asya–Doğu Afrika göç yolu üzerinde milyonlarca göçmen kuş için göç dönemi olması, çatışmaların doğal yaşam üzerindeki etkilerine dair endişeleri artırıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri devam ederken, bölgedeki su kaynakları ve canlıları da tehdit ediyor.

Dünya Kuşları Koruma Kurumu’ndan (BirdLife International) ismini vermek istemeyen uzman, Orta Doğu’daki çatışmaların göçmen kuşlar üzerindeki etkilerini YENİÇAĞ’a değerlendirdi. Uzman, askeri faaliyetlerin habitatları tahrip ettiğini, ekosistemleri doğrudan ve dolaylı olarak etkilediğini vurguladı. Savaşı desteklemediğini ve savaşın hem insanlar hem de doğa için yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten uzman, göçmen kuşlar üzerindeki etkilerle ilgili kapsamlı bilimsel araştırmaların henüz yeterli düzeyde olmadığının altını çizdi.

Savaşın görünmez kurbanları: Kuş göçü tehlikede - Resim : 1

Savaşlar, doğrudan göç halindeki kuşları değil, daha çok onların yaşam döngüsü için kritik olan alanları tehdit ediyor. “Göçmen kuşlar açısından bakıldığında, Doğu Akdeniz–Doğu Afrika göç yolu Türkiye ve İsrail’den geçen hat milyonlarca yıldır kullanılmaktadır.” diyen uzman isim, Orta Doğu’daki füzelerin kuşların göçlerini doğrudan etkileyip etkilemediğine dair henüz bilimsel bir çalışmanın yapılmadığını belirtti.

Uzman isim, savaş nedeniyle zarar gören alanların kuşların yaşam döngüsü için kritik olduğunu ve bu alanların kaybının göçmen türler üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Buna rağmen kuşların yüksek hareket kabiliyeti sayesinde alternatif konaklama ve beslenme alanlarına yönelerek uyum sağlayabildiği de belirten uzman, patlamalar ve hava savunma sistemlerinin kuşların yön bulma yetilerini bozup bozmadığına dair bilimsel bir verinin de bulunmadığını söyledi. Uzman, “Gece göç eden kuşlar açısından ise savaş kaynaklı ışıkların, zaten ciddi bir sorun olan ışık kirliliğine ek olarak yön bulmayı olumsuz etkilediğine dair bulgu yok.” ifadelerini kullandı.

Savaşın görünmez kurbanları: Kuş göçü tehlikede - Resim : 2

Öte yandan petrol ve kimyasal sızıntılar ile hava kirliliğinin hem doğa hem de insan sağlığı için ciddi riskler oluşturduğunu belirten uzman, “Bu tür kirlilikler özellikle kuşların konaklama alanlarını etkilediğinde göçmen türler açısından zararlı hale gelebilir” dedi. Ayrıca, göçmen kuşların ve yaşam alanlarının düzenli olarak izlendiğini, elde edilecek yeni bulguların bilimsel olarak paylaşılacağını da aktardı.

Savaşın doğa üzerindeki uzun vadeli etkilerinin hala izlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Savaş hiçbir zaman iyi değildir; ne insanlar ne de doğa için” ifadelerini kullanan uzman isim yaban hayatına verilen zararların uluslararası medyada yeterince görünür olmadığını, asıl riskin göçmen kuşların yaşam alanlarında ortaya çıktığının altını bir kez daha çizdi.

Savaşın görünmez kurbanları: Kuş göçü tehlikede - Resim : 3

EMİN YOĞURTÇUOĞLU

Orta Doğu’daki savaşların yaban hayatına etkileri üzerine değerlendirmelerde bulunan kuş gözlemcisi ve yaban hayatı uzmanı Emin Yoğurtçuoğlu, çatışmaların yalnızca insanları değil, doğayı da derinden etkilediğini vurguladı. YENİÇAĞ’a konuşan Yoğurtçuoğlu, savaşların insanlık için ağır sonuçlar doğurduğunu ve bu süreçlerin hiçbir canlıya fayda sağlamadığının altını çizdi.

Savaşın görünmez kurbanları: Kuş göçü tehlikede - Resim : 4

İNSAN PSİKOLOJİSİNDEKİ BOZULMA DOĞAYA YANSIYOR

Orta Doğu’daki savaşların doğrudan etkilerine ilişkin kapsamlı bir bilimsel çalışma bulunmadığını belirten Yoğurtçuoğlu, kuşların ve diğer hayvanların zamanla yüksek seslere, uçaklara ve benzeri gürültülere alışabildiğini söyledi. Ancak asıl önemli konunun savaşın dolaylı etkileri olduğunu dile getiren uzman isim, çatışmaların insanlar üzerinde yarattığı psikolojik yıkımın doğaya zarar olarak geri döndüğünü ifade etti.

Savaş ortamında toplumsal düzenin bozulduğunu vurgulayan Yoğurtçuoğlu, normal şartlarda korunan doğal alanların bu süreçte denetimsiz hale gelebildiğini söyledi. Bu kontrolsüzlük, kaçak avcılık gibi yasa dışı faaliyetlerin artmasına neden oluyor. Psikolojik olarak yıpranan bireylerin doğadan uzaklaştığını belirten Yoğurtçuoğlu, bazı insanların stres ve öfke nedeniyle göç eden hayvanları hedef alabildiğini kaydetti.

Savaşın görünmez kurbanları: Kuş göçü tehlikede - Resim : 5

İNSAN-DOĞA İLİŞKİSİNİN ZAYIFLAMASI

Savaş sonrası etkilerin uzun yıllar sürdüğüne dikkat çeken Yoğurtçuoğlu, evlerde kalan silahların kaçak avcılıkta kullanılabildiğini ve bunun birçok türün yok olmasına yol açtığını ifade etti. Bölgede daha önce yaşanan çatışmaların ardından Suriye ayısı ve Arap oriksi gibi türlerin tamamen ortadan kalktığını hatırlattı.

Bugün yaşanan savaşların kısa vadede doğa üzerindeki etkilerinin tam olarak ölçülemeyebileceğini belirten Yoğurtçuoğlu, gelişmiş silahların hem doğrudan hem de dolaylı etkilerinin gelecek nesiller tarafından daha net görüleceğini söyledi. İnsan-doğa ilişkisinin zayıflamasının toplumsal sorunları da derinleştirdiğini vurgulayan uzman isim, bu kopuşun daha agresif ve çatışmacı bir insan profiline yol açabileceğini dile getirdi.

‘GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMİYOR’

Türkiye'nin kuş dedektifi, “Umarım bu zihni bozuk insanların yol açtığı korkunç olaylar silsilesi, çok daha zor bir dünya bırakılacak olan çocukların elinde barışa döndürülebilir. Ancak maalesef görünen köy kılavuz istemiyor. Bu işin matematiği basit… Doğayla kopmuş bir ilişkisi olan insanlığın giderek zihninin daha çok bulanacağı, daha agresif ve saldırgan olacağı, daha çok güç delisi olacağı ve insanlar arasında bölünmelere yol açacağı aşikar.” dedi.

Kadim göç yolları üzerinde yer alan bu coğrafyada barışın, ancak doğayla bağ kurabilen bireyler sayesinde mümkün olabileceğini ifade eden Yoğurtçuoğlu, mevcut tablonun umut vermekten uzak olduğunu belirterek, “Maalesef insanın kendini kurtarmaya çalıştığı bir evredeyiz. O yüzden bu da zor görünüyor…” söyledi.

Savaşın görünmez kurbanları: Kuş göçü tehlikede - Resim : 6

HAYAT DEVAM EDİYOR

Buna rağmen doğadaki döngünün sürdüğüne dikkat çeken Yoğurtçuoğlu, leylekler, turnalar, pelikanlar, kartallar ve kuzeye baharı getiren yüzlerce canlının göç hareketine devam etmesinin yaşamın ve umudun sürdüğünü gösterdiğini söyledi. İnsanların bu döngüyü fark ederek doğayla yeniden bağ kurmasının önemine işaret etti.

Savaşın yıkıcı etkilerine karşı çözümün barıştan geçtiğini vurgulayan Yoğurtçuoğlu, çatışma yanlısı yaklaşımların insanlık için daha zor bir gelecek hazırladığını sözlerine ekledi.