İstanbul’da son dönemde üst üste meydana gelen ve sayıları 170’e yaklaşan mikro depremler, megakentte büyük deprem beklentisini ve endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Yer kabuğundaki yaşanan bu hareketlilik Marmara’da büyük bir kırılmanın habercisi mi yoksa olağan bir jeolojik süreç mi sorusu tartışılırken, Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Yeniçağ Gazetesi’nden Baran Yalçın'a yaptığı çarpıcı açıklamalarla ezberleri bozdu.
Marmara Denizi’nin sanıldığı gibi gergin olmadığını ifade eden Ercan, yakın zamanda İstanbul’da büyük bir deprem olacağı iddialarına bilimsel verilerle karşı çıktı.
İSTANBUL İÇİN BEKLENTİ 2075 İLE 2150 ARASI
Marmara’da yakın zamanda büyük bir deprem beklenmediğini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Ercan, İstanbul için deprem beklentisinin 2075 yılı olduğunu, bu sürenin 2150 yılına kadar gecikme olasılığının dahi bulunduğunu belirtti.
Yaklaşık 30 yıldır süregelen "yakında deprem olacak" söylemlerinin bilimsel bir dayanağı olmadığını belirten Ercan, Marmara’nın gergin olduğunu savunanların ellerinde hiçbir kanıt bulunmadığını söyledi.
İstanbul’da yakın zamanda deprem olacağını iddia eden kişilerin insanları paniğe sürüklediğini dile getiren Ercan, megakentteki kentsel dönüşüm hızının, hızlı nüfus artışı, alınan göç ve yapısal dönüşüm ihtiyacının gerisinde kaldığına dikkat çekti.
GÜÇLÜ EKONOMİ VE SAĞLAM YAPI OLMADAN DEPREME ÇARE OLMAZ
Depremin tek çaresinin sağlam yerde sağlam ev inşa etmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ercan, bunun temel şartının ise güçlü bir ekonomi olduğunu belirtti.
Geçim sıkıntısının yaşandığı bir ülkede deprem sorununa tam anlamıyla çare bulunamayacağını ifade eden Ercan, Jeofizik Mühendisleri olarak depremlerin nerede ve hangi büyüklükte olabileceğini bildiklerini ancak zamanını tam olarak kestirmenin imkansız olduğunu hatırlattı.
Bu nedenle zaman ve büyüklük tartışmalarını bir kenara bırakıp depreme dayanıklı yapıların nasıl inşa edileceğine odaklanılması gerektiğini söyleyen Ercan, Türkiye’deki en başarılı yapısal yaklaşımın TOKİ uygulamaları olduğunu, ancak 86 milyonluk nüfus ve artış hızı karşısında TOKİ’nin tek başına her yere erişmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
TARIM ALANLARINA YAPILAŞMA "TABUT İNŞA ETMEK" DEMEK
Türkiye’nin 2 milyar yıldır bir deprem ülkesi olduğunu ve bundan sonra da öyle kalacağını hatırlatan Ercan, en büyük hayati hatanın kentlerin tarım alanlarına ve ovalara doğru genişlemesi olduğunun altını çizdi. Tarım alanlarına inşa edilen yüksek yapıların deprem anında rezonansa girerek yıkımlara yol açtığını belirten uzman isim; Aydın, Kuşadası ve Bursa Nilüfer Ovası gibi bölgelerde uyarılara rağmen ovaya doğru yapılaşmanın sürdüğünü ve insanların adeta "kendi tabutlarını yaptığını" ifade etti. Bilim insanları olarak televizyonlarda ve yazılarında ne kadar uyarı yaparlarsa yapsınlar uygulamada herkesin bildiğini okuduğunu sözlerine ekledi.
TÜRKİYE 2033 YILINA KADAR YENİ VE BÜYÜK BİR DEPREM GÖRECEK
Türkiye’de yaşanan her büyük felaketin bir milat olarak nitelendirildiğini fakat ekonomik sorunlar çözülmediği sürece bu milatların bitmeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Ercan, istatistiki olarak ülkenin her 10 yılda bir çok büyük bir deprem gördüğünü belirtti.
Türkiye’nin 2033 yılına kadar kaçınılmaz olarak çok büyük bir depremle tekrar karşılaşacağını öngören Ercan, bu olası büyük depremlerin coğrafi dağılımını da paylaştı. Buna göre gelecekteki büyük depremlerin yüzde 53’ünün Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca, yüzde 33’ünün Ege Bölgesi’nde ve yüzde 13’ünün Doğu Anadolu Bölgesi’nde meydana geleceğini belirten Ercan, özellikle ovalara doğru yanlış genişleyen Ege Bölgesi’ndeki depremlerin yıkım gücünün çok daha ağır olacağı uyarısında bulundu.