YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel PM toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Özgür Özel'den "İBB davası canlı yayınlansın" çıkışı geldi. Özel "Ekrem İmamoğlu ve tüm arkadaşlarımızın yargılamalarının eksiksiz canlı yayınlanmasını istiyoruz. Hodri meydan!" dedi.

Özel'in çıkışının Adalet Bakanı Akın Gürlek'in önceki gün yaptığı “İBB davası ilk başladığında ‘Bu yargılama canlı yayınlansın’ diye bir söylem vardı. Acaba Ekrem Bey şu anda aynı söylemin arkasında durur mu diye sormak istiyorum.” açıklamasının ardından gelmesi dikkat çekti.

İktidar ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çağrısına rağmen, 12 Mart'ta (2026) İBB Davası TRT'den canlı yayınlansın önergesi AKP-MHP oylarıyla reddedilmişti.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarından önemli başlıklar şöyle;

-Biz buraya kapalı kapılar arkasında yapılan hesaplarla gelmedik. Bizi buraya millet getirdi. Biz gücümüzü sadece milletimizden alıyoruz.

-539 milyon liralık bütçemiz oluştu.

"ÜYE SAYIMIZ 600 BİNİ GEÇTİ"

-18 günde 600 bini aştı partimize üye olanların sayısı. 200 bin üyemiz formlarla aidat ödeyerek üye oldu.

-72 ilde örgütlenmiş durumdayız. Siyaset tarihinde görülmemiş bir orandır bu.

3 DÖNEM KURALI

-Yöneticilere 3 dönem kuralı uygulanacak.

-Gireceğim ilk seçimde kazanamazsam derhal kurultaya gideceğim ve partiyi başkasına emanet edeceğim.

"MAYIS 2027 İTİBARIYLA YETKİ TAM, BASKIN SEÇİME DE HAZIRIZ"

-Örgütlenmesini tamamlamış olan, ilk kurultayını yapmış olan YENİ Parti, Mayıs 2027'den itibaren şu
anki kanunlara, mevzuata göre seçime girme yeterliliğini kazanmış olacak. Buna karşı bir erken seçim,
bir baskın seçim ihtimallerine karşı da daha önce de söylediğimiz gibi hazırlıklarımızın o ihtimaller
karşısında da var olduğunu bir kez daha teyit etmek isterim.

"BÜROKRATİK ENGELLERİ AŞTIK"

-15 Temmuz darbesinden sonra bir vehmin bir yetkiye dönüştüğü noktada 'Ya partinin kurucularına bir
bakmak lazım, öyle dilekçeyi verdim partiyi kurdum olmasın' deyip kimi partileri yıldırtmayıp
kurdurtmayıp, kimi partiyi 4-4,5 ay oyalayıp birtakım zorlamalar varken; biz zaten milletvekili seçilmek
için temiz kağıdını adliyeden alıp getirmiş, o günden beri dokunulmazlığı olduğu için herhangi bir suç
işlemiş ve kayda geçmiş olma ihtimali olmayan 91 kurucuyla kurduk. Dilekçemizi verdikten birkaç saat
içinde –ki İçişleri Bakanlığı'na ve bürokrasiye teşekkür ederiz– 1-1,5 saat içinde gerekli belgelerimizi
alıp, toplam 22 saat içinde tüm toplantılarımızı yapıp, Yargıtay ve Meclis'teki işlemleri tamamlayıp 22
saat içinde bu 91 kişi ana muhalefet partisi olarak grup kurdu ve yerini aldı.

-Biz YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık. YENİ Parti'yi iktidar olsun diye kurduk. Biz bir
muhalefet partisi kurmadık; biz gelecek seçimlerden sonraki iktidar partisini kurduk.

"GEÇİM OLMADIĞI İÇİN SEÇİM İSTENİYOR"

-Vatandaşın en büyük meselesi seçim ama geçim olmadığı için seçim. Bu iktidardan umut kalmadığı geçici olmayan, kalıcı olan, çok yönlü olan ve bu yöneten anlayış değişmezse bitmeyeceği çok belli olan
bir krizi yaşıyor vatandaşlarımız. Emekli ayın ortasını görmeden parasını tüketiyor. Asgari ücretli maaşı
kiraya, faturaya, borca paylaştırıyor; hepsine birden değil, bazen hiçbirine yetmiyor. Ücretliler maaşını
cebine koymadan üç maaşlık gelir vergisini bir yılda ödüyor. Borçla ayakta kalan vatandaş bir kredi
kartını diğeriyle kapatmaya, nakit avansla eski borcunu çevirmeye çalışırken yüzde 90’larda faiz
ödemesiyle karşı karşıya kalıyor ve borç borcu doğuruyor, kar topu gibi büyüyor.

"ATEŞ NEREYE DÜŞMÜŞSE BİZ ORADAYIZ"

-Çiftçi mazotu düşünüyor, gübreyi düşünüyor, yemi düşünüyor; kiracı yeni ayın kirasını düşünüyor ve
milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: 'Ben çalışıyorum, üretiyorum, vergimi ödüyorum ama neden
kazanamıyorum, neden hep geri geri gidiyorum?' İşte bizim siyaset anlayışımız da tam burada başlıyor.
Sofrada, pazarda, fabrikada, tarlada, okul önünde, adliye kapısında ateş düştüğü yeri yakar ya; biz tam
da o ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyoruz. O ateş nereye düşmüşse oradayız. Dert kiminse ortak
derdimiz, paylaşıyoruz. Kimin hakkı yenmişse onun yanında duruyoruz. Ateşin düştüğü yerde siyaset
yapıyor, o ateşi söndürmek için iktidara aday oluyoruz.

-15,5 milyon insanın sandığa gidip oy verip cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu; hiçbir delil
sunulmadan, hiçbir kanıt gösterilmeden, önce sadece gizli tanık isimleriyle... Sonra o gizli tanıkların ismi
de değişti. Vazgeçince yerine başkasını getirip 'Gözümle gördüm' dediğini, bir başkası 'O görmemiş ama ben oradaydım, ben gördüm' diyerek adeta gizli tanıklara oyuncu değişikliği yaptırılarak ve birtakım iftiracıların beyanlarıyla 17 aydır tutuklu. Onu hapse atmak için terörist dediler, casus dediler,
seçimlerde oy çaldı dediler, diploması sahte dediler, yolsuzluk yaptı dediler; yetmedi.

-Duvardaki resmini indirdiler, metrodaki sesini yasakladılar; yetmedi. Bu hukuksuzlukları anlatan gencecik avukatı Mehmet Pehlivan vardı, Mehmet Pehlivan’ı aldılar içeriye attılar. Yani avukatsız bıraktılar; kendisini savunan avukatını aldılar, onu da cezaevine koydular. Yetmedi, en son önce 10 ay sürekli yandaş televizyonlardan iftiraları dinledik. 'İddianame istiyoruz, iddianamede bu söylenenler var mı yok mu göreceğiz' dedik.

-Hep saydığımız 10 büyük iftira iddianamede yer dahi almadı. Cep telefonları, KİPTAŞ’tan dağıtılan evler,
parke altından çıkan paralar, valiz valiz paralar... Hiçbiri çıkmadı!"

"DARBECİLERİN MAHKEMESİ BİLE SAVUNMAYA SÜRE KOYMADI"

-Ekrem İmamoğlu ve tüm arkadaşlarımızın yargılamalarının eksiksiz canlı yayınlanmasını istiyoruz. Hodri meydan!

-Ekrem İmamoğlu bütün duruşmalar boyunca bekledi, söz istedi; 'Savunma sıran gelince' dediler.
Savunma sırası geldiği gün 'Hadi bakalım sana ve avukatlarına toplam 5,5 saat yeter, 6 saat yeter'
dediler. Ya 12 Eylül'de 20 gün süren savunma var, darbecinin mahkemesi bunu yapmamış. FETÖ'cüler
kahraman subaylarımızı, amiralleri, generalleri yargılarken savunmaya süre koymamış.

-Dünya tarihinde böyle hiçbir siyasi davada ve adli davalarda kimsenin aklının ucundan geçmemiş savunmayı engellemek! Saat koydular ve 'Bu kadar sürede yapmıyorsan savunma yapmıyorum, susma hakkını savunmasını? Biz canlı yayınlansın dediğimiz, Devlet Bey 'İyi olur' dediği, Tayyip Bey 'Devlet Bey
istiyorsa olur' dediği ama biz söylememize rağmen kimsenin gerekli yasal düzenlemeyi yapmaya
yanaşmadığı, canlı verilmeyen, cansız bile olsa yaptırılmayan savunmasını kitap olarak yazdı; basımevini
bastılar, kitaplara el koydular, basımını dağıtımını yasakladılar!

"SAVUNMA KİTABINI TOPLATMAK KORKUNUN İTİRAFIDIR"

-Kitap toplatmak nerede kaldı ya? Bir kişinin savunmasının kitap olarak basılmasının toplatılması
demek, o kişinin savunmasından kim bilir ne kadar çok korktuğunun itirafı dışında bir şey değildir. Kim
neyle suçlanırsa suçlansın; nasıl yeterince söz verilmeyip de savunmasına engel olunur, nasıl kitap
bastırılır? Son olarak da şunu söylüyorum: Geçen gün Sayın Erdoğan'ın atadığı Adalet Bakanı demiş ki,
'Canlı yayın hâlâ istiyorlar mı?' Evet, Ekrem İmamoğlu adına da söylüyorum, partinin genel başkanı
olarak da söylüyorum: Biz Ekrem İmamoğlu'nun ve bütün arkadaşlarımızın, bütün yargılanmalarının
eksiksiz olarak canlı yayınlanmasını istiyoruz. Hodri meydan!

"ERDOĞAN YARGILANIRKEN BİR GÜN BİLE GÖZALTINA ALINMADI"

-Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına niyetlendiğinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. O
sırada, bugün Ekrem Bey neyle suçlanıyorsa, o dönemde biz iktidar değildik, kimse öyle sanmasın ama o dönemde yargılandı. Aynı suçlamalardan yargılandı. Bir farkla: 'Seçilmiştir' dediler ve sabah evini
basmadılar. Bir gün bile gözaltına almadılar, bir gün bile tutuklu yargılamadılar. Yargılandı, ceza aldı;
120 gün hapse girecekti, telefonla çağırdılar.

-Davul zurnayla miting yaparak gitti. Yanına yatacağı kişiyi bile kendi belirledi. Ve cezaevinde, şimdi dahi yasak olmasına rağmen şiir kaseti doldurdu. Ses kaydedici cihaz soktular, şiir kaseti doldurdu; bu kaseti o içerideyken doldurdu ve dışarıda dağıttırdı, sattırdı. Ki o gün aldığı cezadan dolayı onun belediye başkanlığı düşmüştü; bugün arkadaşlarımız seçilmiş belediye başkanıdır, sadece tutuklu olduğu için yerine bir vekil bakmaktadır.

"KENDİSİNE YAPILMAYANIN 100 KATINI RAKİBİNE YAPIYORLAR"

-Şimdi gençlere söylüyorum, vicdan sahibi AK Partili, MHP'li seçmenlere söylüyorum: Kendisine
yapılmayanın 10 katını, 100 katını; kendinden sonra cumhurbaşkanı olmasından korktuğuna, rakibine,
kendi partisine yapılmayanları ana muhalefet partisine yapan böyle bir anlayışın daha bu ülkede bir gün
daha iktidar olacak mecali kalmamıştır.

"PAZARDAKİ FİYATIN SAĞI SOLU, YOKSULLUĞUN PARTİSİ YOK"

-Milletin bu kadar derdi varken, hukuksuzluk, adaletsizlik bu kadar derinleşmişken siyaset hâlâ eski
alışkanlıklarla milleti eziyor. Sabah ayrı kavga, akşam ayrı kavga... Birbirine bağıran siyasetçiler,
birbirinden uzaklaştırılan insanlar... Milletin sofrası küçülüyor, siyasetin kavgası büyüyor. Biz artık buna yok. İşsizliğin kimliği yok, adaletsizliğin mezhebi yok, yoksulluğun partisi yok. Milletin derdi ortak.
Kaderimiz ortaksa siyaset ortak iyiyi aramak zorunda.

"BURASI GENEL BAŞKANIN DEĞİL MİLLETİN YENİ EVİDİR"

-Kavganın yerine çözümü, korkunun yerine güveni koymak; yoksulluğu yönetmek yerine yok etmek ve
refahı büyütmek... Vatandaşa beş yılda bir sandık göstermek yerine siyasetin her aşamasında üyeye ve
vatandaşa söz hakkı vermek; bizim tercih ettiğimiz yol budur. Bu bina bizim için yeni siyasetin
sembolüdür. Burası bir genel başkanın, MYK üyelerinin, yöneticilerin binası değildir. Burası milletin
evidir, milletin yeni evidir. Bu kapıdan çiftçi de girecek, işçi de girecek, esnaf da gelecek, öğrenci de
gelecek, öğretmen de gelecek. Bize oy veren de gelecek, vermeyen de gelecek, eleştiren de gelecek.
Çünkü biz bizi alkışlayanların partisi olmaya değil, milletin partisi olmaya geldik.

EYLÜLDE 81 İLDE SAHA ÇIKARMASI: MİLLETİN İKTİDARINI KURACAĞIZ

-Şimdi görevimiz büyük; sahaya çıkacağız. Mahalle mahalle gezeceğiz, köy köy, ilçe ilçe, il il
büyüyeceğiz. Eylül ayında tüm milletvekillerimiz 81 ilde sahada olacaklar. İki gün sonra burada
yapılacak İl Başkanları Toplantısı'nda kendileriyle de konuşacağız. Milletvekillerimizin 10-20 Eylül ve 20-
30 Eylül tarihlerinde, en az ikişer ile giderek görevlendirildiği bir süreçte girilmedik sokak, elini
sıkmadığımız vatandaş bırakmayacağız. Millet bizi çağırdı, bu partiyi kurdu. Şimdi sıra milletin iktidarını
kurmakta. Buradan başlıyoruz, bu binadan, bu Parti Meclisi'nden başlıyoruz. AK Parti'nin kara düzenine
karşı milletin yeni düzenini kuracağız.