İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya’da yaptığı açıklamalarda okul saldırılarının önlenmesinde ailelerin sorumluluğuna dikkat çekti.

Çocukların ailelerine ait silahlara kolayca ulaşabilmesini eleştiren Çiftçi, silahların çocukların erişemeyeceği yerlerde muhafaza edilmesi gerektiğini vurguladı. Bakan Çiftçi, okul güvenliğinin yalnızca polis tedbirleriyle sağlanamayacağını belirterek ailelerin, eğitim kurumlarının ve ilgili kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği memleketi Konya’da, Kontv canlı yayınına katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Okullarda yaşanan saldırılara ilişkin açıklamalarda bulunan Çiftçi, çocukların silahlara erişmesinde ailelerin sorumluluğuna dikkat çekti. Ailelerin gerekli önlemleri almasının önemini vurgulayan Bakan Çiftçi, çocukların tehlikeli araçlara ulaşmasının engellenmesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan Çiftçi, ailelere yönelik çağrısında şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi soruyorum sizlere, halkımıza soruyorum. Bu çocuk, bu silahı, babasının silahını kolaylıkla alabiliyor, çantasına koyup okula getirebiliyor? Burada babanın silahına sahip çıkacak olan da herhalde devlet değildir, polis değildir. Burada ailelerimize düşen bir görev de yok mu? Elbette var. Silahlarını, çocuklarının ulaşamayacakları yere koyacaklar. Ya kilitli bir dolaba koyacaklar veya yüksek bir yere koyacaklar. Silaha sahip çıkmak, çocukları kontrol etmek biraz da ailelerin görevi olsa gerek."

Terörsüz Türkiye süreci hassasiyetle takip ediliyor

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı olarak sürecin kesintiye uğramaması için titiz bir çalışma yürüttüklerini belirtti. Sürecin herhangi bir pazarlık ya da terör örgütüne verilmiş bir taviz içermediğini vurgulayan Çiftçi, devletin iradesi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Çiftçi, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"İçişleri Bakanlığı olarak, Terörsüz Türkiye sürecinin akamete uğramaması için süreci son derece hassasiyetle, titizlikle takip ediyoruz. Burada bir pazarlık yok. Terör örgütüne karşı verilmiş bir taviz de yok. Burada devletimizin, Cumhurbaşkanımızın iradesi var. Ülkemiz inşallah 50 yıllık terör belasının üstesinden gelmiş olacak. Çünkü bunun için çok şehit verdik. Sürecin en büyük başarısı, iki senedir hamdolsun hiçbir şehit haberi yok. Anneler ağlamıyor, eşler dul kalmıyor, çocuklar yetim kalmıyor."

“KAÇMAKLA ELİMİZDEN KURTULACAKLARINI SANMASINLAR"

Sokak çeteleri, yeni nesil suç örgütleri ve uyuşturucuyla mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten Çiftçi, bu yapılanmaların ortadan kaldırılması ve faaliyet alanlarının daraltılması için kapsamlı operasyonlar yürütüldüğünü ifade etti.

Çiftçi, yeni nesil suç örgütlerine yönelik operasyonlar hakkında şu bilgileri paylaştı:

"Eylül sonu itibarıyla, yeni nesil suç örgütlerine yönelik 625 suç örgütüne 1741 operasyon yaptık. Burada bazı yeni nesil suç örgütlerine yönelik birden fazla operasyon yaptığımız için sayı 1741'e ulaştı. Neticede 8 bin 170 kişinin tutuklanmasını ve cezaevine gönderilmesini sağladık. Yeni nesil suç örgütleri sadece Türkiye'de faaliyet göstermiyor. Bunlar başları sıkıştığında hemen yurt dışına kaçıyorlar. Geçtiğimiz aylarda Bulgaristan'a bununla ilgili bir ziyaret düzenledim. Daha sonra Gürcistan'a gittim, Gürcistan İçişleri Bakanlığıyla görüştüm. Perşembe günü Yunanistan'daydım. Yine Yunanistan'ın Vatandaşı Koruma Bakanı ve Göç ve İltica Bakanı ile iki ayrı görüşme gerçekleştirdim. Konumuz tamamen güvenlik diplomasisiyle, yeni nesil suç örgütleriyle, yurt dışında bunların kaçıp saklandıkları yerlerle ilgili. Yurt dışına kaçmakla elimizden kurtulacaklarını sanmasınlar. Dünyanın hangi ülkesine kaçarlarsa kaçsınlar, nereye saklanırsa saklansınlar, hangi deliğe girerlerse girsinler, devletimizin kudret eli onları mutlaka kaçtıkları yerde bulacak, Türkiye'ye getirecek, adalete teslim edecek ve yaptıklarının hesabını Türk yargısı önünde verecekler."

Bakan Çiftçi, önümüzdeki günlerde Almanya ve İtalya’ya da ziyaretler gerçekleştirmeyi planladıklarını belirtti. Yurt dışına kaçan suçluların Türkiye’ye iadesi konusunda yürütülen çalışmaların artırılacağını ifade eden Çiftçi, bu yılın ilk dokuz ayında gerçekleştirilen iadelerle ilgili şu açıklamayı yaptı:

"Bu yılın ilk 9 ayında, 736 kişinin yurt dışından iadesini sağladık. Bu kişiler, Türkiye'de suç işleyen, yurt dışına kaçan ve orada elimizden kurtulacaklarını sanan kişilerdi. Önümüzdeki günlerde yaptığımız ziyaretlerle, güvenlik diplomasisiyle bu sayıyı daha da artırmış olacağız. Hepsini tek tek tek tek yakalayıp Türkiye'ye getireceğiz."

"UYUŞTURUCU BÜTÜN DÜNYANIN PROBLEMİ"

Yeni nesil suç örgütlerinin uyuşturucu ticareti, kaçakçılık, düzensiz göç, dolandırıcılık ve kamu düzenini bozan çeşitli suçlarla faaliyet gösterdiğini belirten Çiftçi, uyuşturucunun bu örgütlerin önemli gelir kaynaklarından biri olduğunu söyledi.

Uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca Türkiye’yi değil, bütün dünyayı ilgilendiren bir mesele olduğuna işaret eden Çiftçi, gençlerin korunması ve suç örgütlerinin finansal kaynaklarının kesilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Çiftçi, uyuşturucuyla mücadeleye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Bunların finans kaynaklarından birisi de uyuşturucu ticaretiyle kendi varlıklarını devam ettirmek. Çünkü asıl bunların beslendiği kaynak uyuşturucu ticaretinden elde ettikleri yasa dışı gelirler. Göreve geldiğimizde ikinci mücadele alanımızı da uyuşturucuyla mücadele alanı olarak belirlemiştik. Uyuşturucu sadece şu anda Türkiye'nin değil, bütün dünyanın problemi. Çünkü geleceğimizi doğrudan ilgilendiriyor. Buradan gelir elde ediyorlar ama bir yandan da gençliğimizi zehirlemeye devam ediyorlar. Biz de bunların finans kaynaklarını kesmek için elimizden geldiği kadar mücadeleye devam ediyoruz."

Çiftçi, bu yıl uyuşturucuyla mücadele kapsamında 42 bin 377 operasyon düzenlendiğini ve 35 bin 819 kişinin tutuklandığını bildirdi. Türkiye’de cezaevlerinde bulunan 432 bin kişinin yüzde 36’sının uyuşturucu suçlarından hüküm giyen veya tutuklanan kişilerden oluştuğunu belirtti.

Operasyonlarda ele geçirilen maddelere ilişkin de bilgi veren Çiftçi, 39 ton uyuşturucu madde, yaklaşık 104 milyon sentetik uyuşturucu ve 20,8 milyon kök Hint kenevirinin güvenlik güçlerince ele geçirildiğini açıkladı.

“DEVLETİMİZ HİÇBİR ZAMAN VATANDAŞINI MAĞDUR ETMEDİ"

Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın haksız kazanç sağlayan kişilerin hesap vermesi konusundaki iradesini hatırlattı. Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla bir fon kurulu oluşturulduğunu ve kurulun çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Çiftçi, mağdurlara bütçeden ödeme yapılmayacağını, zararların haksız kazanç elde eden kişilerden sağlanacak kaynaklarla karşılanmasının planlandığını ifade etti. Konuyla ilgili yasal düzenleme hazırlığının bulunduğunu da belirten Çiftçi, sürecin önümüzdeki günlerde daha net hale geleceğini söyledi.

Bakan Çiftçi, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir fon kurulu da oluşturuldu. Fon kurulu çalışmalarına devam ediyor. Burada şunu ifade etmek lazım, devletin hazinesinden, bütçeden kesinlikle bu konuyla ilgili herhangi bir para ödenmeyecek.' Haksız kazanç sağlayanlardan elde edilen paralarla, oradan gelir elde etmiş kişilerden alınmış fonla mağdur olan kişilerin paraları ödenmiş olacak. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Bugüne kadar devletimiz, milletimiz nice badireleri atlattı. Fon mağduriyeti dediğimiz hususta fon piyasalarının tamamını ilgilendiren bir alan değil. Yüzde 5'lik sınırlı bir alanla ilgilendiriyor ve önümüzdeki günlerde somut adımlar da atılacak. Bununla ilgili bir yasal düzenleme hazırlığı olduğunu da biliyorum. Önümüzdeki hafta bununla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir yasa önerisi de gelecek. Onunla birlikte bu işin yol haritası biraz daha netleşmiş olacak. Devletimiz hiçbir zaman vatandaşını mağdur etmedi. Bundan sonra da etmeyecek. İnşallah o mağduriyet yaşayan kişilerin de en azından belli oranlarda mağduriyetleri giderilmiş olacak. Bu da devletin, milletin, bütçenin herhangi bir şekilde kaynaklarını kullanılmadan yapılacak."

"HEPİMİZİN YÜREĞİ YANDI"

Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Manisa ve İstanbul’da okullarda yaşanan saldırılara değinen Çiftçi, olayların toplumda büyük üzüntüye ve tepkiye yol açtığını belirtti. Türkiye’nin daha önce başka ülkelerde görülen bu tür saldırılarla artık kendi topraklarında da karşı karşıya kaldığını ifade eden Çiftçi, okul güvenliğinin artırılması amacıyla çeşitli bakanlıkların katılımıyla ortak bir çalışma yürütüldüğünü aktardı.

Kahramanmaraş’taki saldırının ardından Milli Eğitim Bakanlığıyla yakın çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Çiftçi, Manisa’daki saldırıdan bir gün önce yedi bakanlığın katılımıyla bir protokol imzalandığını söyledi.

Çiftçi, alınan önlemlerin yalnızca güvenlik güçlerinin müdahaleleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak sağlık, eğitim, sosyal hizmetler ve adalet kurumlarının da sürece dahil edildiğini kaydetti. Amaçlarının, çocuklarla ilgili olası sorunların erkenden tespit edilmesini ve gerekli müdahalelerin zamanında yapılmasını sağlayacak bir sistem kurmak olduğunu dile getirdi.

Bakan Çiftçi, yaşanan saldırıların toplum üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı:

"Bu milletimiz nezdinde de büyük bir infiale sebebiyet verdi. Hepimizin yüreği yandı işin doğrusu. Çünkü millet olarak ilk defa bu tür hadiselerle yüzleşiyoruz. Daha önceden bunu Amerika'da, Batı ülkelerinde duymuştuk ama Türkiye'de hiç bu tür olaylar yaşanmamıştı. Bizim ülkemizde de bu olaylar yaşanmaya başladı. Biz bununla ilgili Kahramanmaraş'taki saldırıdan sonra Milli Eğitim Bakanlığımızda alınması gereken tedbirler konusunda yakın bir çalışma yürüttük. Hatta diğer bakanlıklarımızı da bu işin içerisine ortak ederek onların da desteğini almak suretiyle Manisa'daki saldırıdan bir gün önce Sayın Milli Eğitim Bakanımızla bir protokol da imzaladık. Yedi bakanlık da buna imza koydu. Bizim oradaki muradımız şuydu, 'Aldığımız okul güvenliği ile ilgili tedbirler sadece bu olayların önüne geçmek konusunda yeterli değildir. Yani polisiye tedbirleriyle, güvenlik tedbirleriyle biz okul saldırılarının önüne geçemeyiz. Peki ne gerekiyor? Zaten Milli Eğitim Bakanlığımız bu işin içerisinde. Onun dışında eğer çocuğun bir rahatsızlığı varsa, tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlığı varsa Sağlık Bakanlığımız da bu işin içerisinde olsun. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bu işin içerisinde olsun. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, yani bütün bakanlıklar bir araya geldik ve geniş katılımlı bir protokol imzaladık. Aslında orada amacımız bir sistem kurmaktı. Herhangi bir sızıntı olması durumunda bunu okul idaresi, kolluk, sağlık teşkilatı hemen müdahil olsun. Olaya müdahil edelim. Alınması gereken tedbirleri zamanında alalım, bu tür üzücü hadiseler yaşamayalım diye. Bu önümüzdeki günlerde inşallah etkisini gösterecek. Yani çünkü çok geniş düzenlemeler yaptık."

AİLELERE SİLAH GÜVENLİĞİ ÇAĞRISI

Okul saldırılarının önlenmesinde ailelerin de önemli sorumlulukları bulunduğunu yineleyen Çiftçi, çocukların evdeki silahlara kolaylıkla ulaşamaması gerektiğini söyledi. Silahların kilitli dolaplarda veya çocukların erişemeyeceği yüksek yerlerde muhafaza edilmesini isteyen Çiftçi, ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını yakından takip etmesinin önemini vurguladı.

Bakan Çiftçi, ailelere yönelik çağrısını şu sözlerle yineledi:

"Şimdi soruyorum sizlere, halkımıza soruyorum. Bu çocuk, bu silahı, babasının silahını kolaylıkla alabiliyor, çantasına koyup okula getirebiliyor? Yani burada babanın silahına sahip çıkacak olan da herhalde devlet değildir, polis değildir. Burada ailelerimize düşen bir görev de yok mu? Elbette var. Yani silahlarını, çocuklarının ulaşamayacakları yere koyacaklar. Ya kilitli bir dolaba koyacaklar veya yüksek bir yere koyacaklar. Çocuklar bunu kolaylıkla getiremesin diye. Silaha sahip çıkmak, çocukları kontrol etmek biraz da ailelerin görevi olsa gerek."

OKULLARDA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILACAK

İçişleri Bakanlığı olarak öğrencilerin okula huzur içinde gitmeleri, eğitimlerini güvenli bir ortamda sürdürmeleri ve okul çıkışında evlerine güvenle dönebilmeleri için gerekli tedbirlerin alındığını belirten Çiftçi, okul çevrelerindeki denetimlerin de sürdüğünü ifade etti.

Bu yıl 31 bin bahçe görevlisinin görevlendirildiğini bildiren Çiftçi, bekçilerin de okullarda görev yaptığını belirtti. Okulların giriş ve çıkış saatlerinde devriyelerin bulunduğunu kaydeden Bakan Çiftçi; asayiş, narkotik ve güvenlik uygulamalarının yanı sıra çocuk şube ekiplerinin çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

İnternet kafeler, oyun salonları ve terk edilmiş binalarda gerçekleştirilen kontrollerin de sürdürüleceğini belirten Çiftçi, denetimlerin daha da artırılacağını dile getirdi.

Okulların aynı zamanda bir cezaevi gibi değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Çiftçi, yalnızca okul girişlerine polis yerleştirmenin her saldırıyı önlemek için yeterli olmayabileceğini belirtti. Binlerce öğrencinin bulunduğu okullarda dışarıdan gelen kişilerin tespit edilmesinin güçlüklerine değinen Çiftçi, güvenliğin sağlanması için okul yönetimlerinin ve ailelerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Çiftçi, çocukların davranışlarındaki değişikliklerin erken fark edilmesinin önemine dikkat çekerek İçişleri Bakanlığının geçmişte hayata geçirdiği “En İyi Narkotik Polisi Anne” projesini hatırlattı. Annelerin çocuklarındaki değişimleri çoğu zaman ilk fark eden kişiler olduğunu belirten Çiftçi, benzer bir anlayışla hazırlanan “Şefkat Kalkanı” projesinin de önümüzdeki günlerde uygulamaya konulacağını açıkladı.

Bakan Çiftçi, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Okul bahçesinde, okul dışında da gerekli tedbirler alıyoruz. Bu sene biliyorsunuz 31 bin bahçe görevlisi de aldık. Bunun dışında yine bekçilerimizi okullarda görevlendiriyoruz. Okulun etrafında, okulun giriş ve çıkış saatlerinde bizim devriyelerimiz de var. Asayiş uygulamalarımız, narkotik uygulamalarımız, güvenlik uygulamalarımız, çocuk şubenin uygulamaları devam ediyor. Onun dışında internet kafelerde, oyun salonlarında, metruk yapılarda bizim kontrollerimiz devam ediyor. Devam edecek de. Bundan sonra uygulamalarımızı daha da arttıracağız. Ama okullarımız aynı zamanda bir cezaevi değil. Geçenki okul saldırısına tekrar dönecek olursak orada 10. sınıfta okuyan çocuk kendi okul formasının üzerine siyah bir tişört giyiyor. Sebebi de gideceği, saldırıda bulunacağı okulun öğrencileri de siyah forma kullanıyor. Şimdi şöyle düşünelim.

Biz buraya bahçe kapısına 2-3 polis versek, orada çocukları okula girişlerini kontrol etseler. 1000 öğrenci var. O çocuğun acaba o okulda mı yoksa başka bir yerden geldiğini bilebilirler mi? 1000 çocuğun içerisinde nasıl tespit edecekler? Burada okula düşen görevler var. Zaten Milli Eğitim Bakanlığımız gerekli tedbirleri alıyor. Ailelerimiz üzerine düşeni yaparsa, belediyelerimiz, diğer sivil toplum kuruluşları, devletin diğer kurumları aynen narkotik suçlarda olduğu gibi üzerine düşenini yaparsa bence sokaklarımız, okullarımız daha güvenli hale gelecek. Bizim bununla ilgili projelerimiz var. Mesela 'Şefkat Kalkanı' diye bir projemiz var. Bunu açıklayacağız. En İyi Narkotik Polisi Anne diye İçişleri Bakanlığımızın geçmişte uygulamaya koyduğu bir proje vardı. Çünkü bir çocuktaki değişikliği en önce annesi fark eder. Eve geldiği zaman çocuğun hal ve hareketlerinden yani herhangi bir rahatsızlığı var mı? Hastalığı var mı? Çocuk normal davranışlar sergiliyor mu? Anne bunu bilir. Buna benzer Şefkat Kalkanı diye bir projemiz var. İnşallah önümüzdeki günlerde bu projemizi de yürürlüğe koyacağız."