Numan Kurtulmuş süreç komisyonunun hazırladığı rapora ilişkin ayrıntıları paylaştı. Kurtulmuş'un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"DAR SİYASİ ÇIKARLARIN ÖTESİNDE BİR KONU"

Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her adımı destekleriz. Bu mesele ezber kalıplarla değil basiretli yaklaşımla çözüme kavuşacaktır. Bu konu dar siyasi çıkarların çok ötesinde bir realitedir. Güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini kuvvetlendiren birlik gereklidir. ;Bu he birimiz için tarihi bir sorumluluktur.

"ACILARI İNKAR EDEMEYİZ"

TBMM, milletimizi ilgilendiren he meselenin meşru adresidir. Bu komisyon tarihi sorumluluğunun Meclis çatısına taşınması için üstlendiği vizyonu tamamlamıştır. Acıları inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığını açık bir ifadesidir. bu çerçevede zaman geçse de acıları unutmadan acılara , hatıralara saygı duyduğumuzu bildiriyoruz.

"DEVLET AKLI VE MİLLET VİCDANININ ÜRÜNÜ"

Kamuoyu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakması, Meclis'imizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.

Rapor af mahiyetinde algı yürütecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan kamuoyu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatları ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını ortaya koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde kalıcı zemin kurulur.

"KAPSAYICI BİR ANAYASA İHTİYACI DOĞMUŞTUR"

İç huzuru pekiştiren her adım Türkiye'nin gücünü artırmaktadır. Bu komisyon terör eylemleri ve şiddet iklimini sonlandırma iradesini göstermiştir. Süreç milletin denetiminde gerçekleşmiştir. Bu rapor bundan sonraki adımlara istikamet çizen kıymetli bir başvuru metnidir. Bu rapor bir sonuç değil, aşamadır. Anayasa hazırlanması ülkemizin ortak sorumluluğudur. Çalışmalar sonucu raporda belirtilen düzenlemeler, kapsayıcı bir Anayasa ihtiyacını ortaya koymaktadır.

RAPOR HANGİ BÖLÜMLERİ İÇERİYOR?

Numan Kurtulmuş, süreç komisyonunun hazırladığı rapora ilişkin ayrıntıları paylaştı. Buna göre rapor, 'Komisyon Çalışmaları', 'Komisyonun Temel Hedefleri', 'Türk –Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku', 'Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları', 'PKK'nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması', 'Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri', 'Demokratikleşme ile İlgili Öneriler' başlıklarından oluşuyor

SİYASİ PARİTLER NE DEDİ?

Teröristbaşı Öcalan'a umut hakkı konusunun da konuşulduğu süreç komisyonunda nihai rapor bugün hazırlanacak. Raporda umut hakkına ilişkin bir metin olup olmayacağı merak konusu. MHP, net bir şekilde umut hakkından yana tutum sergilerken CHP kanadı "Bir kişiye özel rapor yazılmayacak" dedi.

RAPORDA ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR ŞÖYLE:

"AF VE CEZASIZLIK ALGISI OLMAMALI"

Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır

"ÖRGÜT MENSUPLARININ TOPLUMA KAZANDIRILMASI SAĞLANMALI"

Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır. Belirtilen müstakil geçici kanunla birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.

Yargılama ve infaza ilişkin düzenlemeler

İnfaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir. Özellikle mahkûmların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ve infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.

"AİHM ve AYM kararlarına uyulmalı"

AİHM ve AYM kararları-Anayasamıza göre AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kişi ve kuruluşları bağladığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90’dır, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80’dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. AİHM ve AYM kararlara uyumda idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.

KAYYIM UYGULAMASINA İLİŞKİN ÖNERİ

Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek şekilde organize edilmesi mümkündür. Belediye başkanının, kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunları ve Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir.