Narin yapılarıyla hassas insanları simgeleyen gelincik çiçeği - Resim : 1

Anadolu’da dağ lalesi olarak da bilinen, koparıldığı anda hemen solmaya başlayan, rüzgârla bile dağılabilen, yeni gelinlerle özdeşleştirilen gelincik çiçeği, narin yapılarıyla hassas insanları simgeler.

Yapısal Özellikleri bakımından İnce, gövdesi dik ve tüylü saplara ve parçalı yapraklara sahip olup ilkbaharda güzel görüntüsüyle doğanın en güzel süsü olan gelincik, yıllık otsu bir bitki olduğu için varlığını bir kapsül içinde barındırdığı çok sayıda küçük siyah tohumlarını rüzgâr aracılığıyla doğaya saçarak sürdürür. Boyu 30-40 santim olduğu halde, sulak yerlerde 80 santime kadar çıkabilir. Gelincik, narin yapısı ve kan kırmızısı rengiyle doğanın en hüzünlü ama en zarif çiçeklerinden biri olarak kabul edilir.

Anavatanı Ön Asya yani Asya kıtasının güneybatısında yer alan, bugünkü Orta Doğu, Anadolu, Kafkasya, Mezopotamya ve İran topraklarını kapsayan coğrafi bölgedir. Diğer coğrafyalara buradan yayıldığı ileri sürülen gelincik; Avrupa, Kuzey Afrika ve Amerika kıtasının ılıman iklime sahip bölgelerinde yetişmektedir.

Halk hekimliğinde ise önemli bir yere sahip olup; çay ya da şurup olarak kullanılarak nezle, bronşit, soğuk algınlığı, öksürük, uykusuzluk gibi durumlarda etkili olduğu bilinmektedir.

Yetiştiği yörelerin mutfak kültüründe de kendine yer bulan gelincik, ekmek ve şekerlemelere tat vermede kullanılmış, çeşitli yemek türleri, içecekler, salata ve mezelerin hazırlanmasında yer almıştır.

Bazılarınca, Antik Yunan uyku tanrısı Hypnos ile bağdaştırılmaya çalışılan gelincik, Anadolu Halk Kültüründe adını narin görünümü yanında kırmızı renkte oluşu ve eski Türk gelinlerinin kırmızı gelinlik giyerek gelincik çiçeğine benzemelerinden dolayı ve ince kırmızı taç yaprakları ve rüzgarda salınması gelin duvağı ile al yazmaya benzetildiği için "gelin gibi" anlamında gelincik adını almıştır.

Baharı müjdeleyen çiçeklerin başında göz alıcı parlak koyu kırmızı albenili rengiyle tanınan ve doğal bir bitki olan gelincik çiçeği gelir. Hem görsel güzelliği hem de anlam derinliği ile hayatımıza anlam katan özel bir çiçektir.

Edebi ürünlerimizde de yer alan gelincik bilmecelerimizde:

Karşı yakada acı var, Al duvaktan tacı var. (Gelincik)

Yol üstünde kırmızı bahçe. (Gelincik)

Al giyinir süslenir, Rüzgarda neşeyle sallanır. (Gelincik)

biçiminde kullanılmıştır.

Ninnilerimizde de: kız çocukları uyutulurken veya sevilirken onların büyümesi, yuva kurması hayal edilir. Ninnilerdeki "kuzum gelin olsun" temennileri, halk kültüründe kız çocuklarının oynadığı "gelincik" oyunları ve gelinlik hayalleriyle bütünleşir.

Gelinciğin, “felâket yerlerinin çiçeği” olduğu üzerine de bazı anlatılar bulunmaktadır. Bunlardan biri şöyledir: “Birinci Dünya Savaşı” o güne kadar yapılan savaşların en kanlısı idi. 1914 ile 1918 arasında 8,5 milyon asker hayatını kaybetmiştir. Çarpışmaların en çetin olduğu yerlerden biri Batı Avrupa, özellikle Fransa ve Belçika’nın kuzey bölgeleridir.

İlkbahar gelince, genç insanların kanının karıştığı o topraklarda savaştan önce olmayan kırmızı gelincik çiçekleri çıkmaya başlaması oralarda hizmet gören, kan dökümüne de gelinciklerin ortaya çıkmasına da şahit olan Kanadalı bir cerrah onları ilişkilendiren bir şiir yazmıştır.

Bu şiir sayesinde gelincik, ölüleri yâd etmenin güçlü bir sembolü haline gelmiştir, Yarbay John McCrae’nin ölen askerlerin ağzından yazdığı şiir hâlâ en ünlü savaş şiirlerinden biri olarak gösterilmektedir.

Gelincik, I. Dünya Savaşı'nda savaş alanlarında ilk biten çiçeklerden biri olması nedeniyle Batı kültüründe "kayıp askerleri anma" simgesidir.

Benzer durumun Çanakkale Savaşlarında da gerçekleştiği bilinmektedir.

Çanakkale Cephesi’nin askeri alanda kapanışı 9 Ocak 1916 gecesidir. Neredeyse sekiz buçuk ay sürmüştür. Bu savaşta 9 milyon asker 15 milyon sivil olmak üzere 24 milyon insan ölmüştür. Yaralı sayısı ise 21 milyondur. I. Dünya Savaşı sırasında, kanlı savaş alanlarında ve siperlerde yoğun şekilde kırmızı gelinciklerin açtığı görülmüştür. Bu yüzden, hayatını kaybeden askerlerin anısına, fedakarlığı ve huzuru simgeleyen bir sembol olmuştur.

Çanakkale savaşı Türk halkının hafızasında derin izler bırakmış bir savaştır. Birinci Dünya savaşında kurulan en büyük donanmanın Çanakkale açıklarından mevzilere ölüm kusması, Türk askerinin destansı direnişi, Türk halkının zafere olan inancı ve hayatını kaybeden, şehit düşen binlerce insan için. Türk halkının hissettiklerini, İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy, bir araya toplamış ve kalemiyle "Çanakkale şehitlerine" isimli şiirinde Türk halkına tercümanlık yapmıştır.

Eski Mısır inanışlarında ölümden sonra da bir yaşam olduğu inanışının hakim olduğu düşünüldüğünde, gelincik çiçeğine mezarlarda rastlanması bir tesadüf olmayıp, yeniden doğumun bir simgesi olarak da görülmüş olmalıdır.

Dünyanın farklı coğrafyalarında gelincik hakkında çeşitli inanışlar oluşmuş gelincik ekseninde anlatılar da ortaya çıkmıştır. Gelincik hakkındaki bir efsane, onu yine ölümle ilişkilendirmektedir. Anlatıya göre: Cengiz Han bir savaş sırasında düşmanlarının tümünü öldürür ve etraf kan gölüne döner. Burada daha önce beyaz renkte açan gelinciklerin renklerinin bundan sonra kırmızıya dönüştüğü söylenmektedir.

Toprağa düşen askerlerin kanları ile oradaki gelinciklerin renklerinin dönüşümü bir yeniden doğuş simgesi olarak da algılanmalıdır. Kan sadece ölümü hatırlatmaz. Nesil ve soy ile de bağlantılıdır.

Bu durumda gelinciğin “kan kırmızı” renginin üreme ve soy ile ilişkili olduğunun altını çizmek gereklidir.

Bizim de Çanakkale savaşlarının gerçekleştiği alanlarda pek gelincik çiçeğinin olmayıp savaş sonrası şehit kanının bulaştığı bu toprakları gelinciklerin kaplaması bana da gelincik çiçeğinin manevi boyutu Çanakkale’de şiirini kaleme almama vesile olmuştur.

Narin yapılarıyla hassas insanları simgeleyen gelincik çiçeği - Resim : 2

ÇANAKKALE'DE

En çok

Gelincik çiçekleri açar Çanakkale'de

Derelerin kanlı suyunda sulanıp

Derin bir sükut kaplayınca siperleri

Sessizce çıkarlar orta yere

İncecik belleriyle

Uç verip yamaçlarda

Şehitlerin anısına

Kızıla boyamak için doğayı

Gelinciğin güzelliğine özenip

En koyu kırmızısına bürünür

Çanakkale gülleri

Bu yüzden

Kırmızı çiçekler bırakılır mezarlara

Binlerce şehidin canı adına

En Çok

Gelincik çiçeği sevilir Çanakkale'de

Her biri bir şehidin yüzü gibi güleçtir

Düğüne gider gibi şahadete koşarak

yağmur adına, mermi yağarken gökten,

Cesaretle,

Sabırla

Seyit Çavuş'un

Topu namlusuna sürdüğü an gibi

Kahramanca

Kınalı Ali'lerdir

Mustafa çavuşlardır

Şan veren

Vatanın vazgeçilmez tapusu

Boğazlara

En Çok

Gelincik çiçeği bilinir Çanakkale'de

Cennette boy veren

Solmaz çiçeklerden sayılır

Toprağı namus bilen

Üç yüz bin şehitten her birinin

Gurbet yorganıyla örtünen bedeni

Düşünde görse yormazdı

Kınalı Ali

Zile'deki köyünde

Conk Bayırı

Gelibolu

Arı Burnu'nda

Tükenen umudun

Sayesinde var olacağına

Ülkenin güvenlik kapısında

Kırmızıya eş olsun diye

Gölgeleri beyaza boyayıp

Her seher şehitler adına

Özgürlüğün türküsü yüklenir

Kuşların

Şehit kanı bulaşmış

Nar bülbülü kanadına

Mehmet YARDIMCI